Şemdinli'de PKK'lı teröristlerin Mehmetçiklerimizi ve vatandaşlarımızı şehit etmesinin hemen ardından iki saldırı daha gerçekleşti. Silvan'da bir askerimiz daha şehit olurken Ak Parti Dicle İlçe Başkanı Deryan Akterk de uğradığı menfur saldırı sonucu Hakka yürüdü. Bütün şehitlerimizi ve bu olaylarda hayatlarını kaybeden vatandaşlarımızı rahmetle, minnetle anıyorum.

         Daha önce eylemlerini dağlarda sürdüren örgüt, artık şehirlere yönelmiş durumda. Dağ başlarında, mağaralarda, kuytu yerlerde saklanamayan ve yok olma gerçeğini gören kirli örgüt, var gücüyle kendisini alçak eylemlerle ispatlamaya çalışıyor. Ancak görünen köy kılavuz istemez. Genel Kurmay Başkanlığı, son iki ay içinde 537 teröristin ele geçirildiğini açıkladı. Bu güzel ülkeye, bu mübarek insanlara kasteden hainler, tükeniş yolundadır.

         1984 yılındaki Eruh baskını ile birlikte Doğu'yu ve Güneydoğu'yu cehenneme çevirmeye çalışan bu dış güdümlü güruh, zaman zaman Anadolu'nun farklı bölgelerinde de hayatiyetini göstermeye çalışıyor. Bilhassa büyük şehirler ile Karadeniz'de mevcudiyetlerini hissettirmek istiyor. Ben PKK'nın son bir yıl içinde tamamen inişe ve çöküşe geçtiğini görüyorum. Öncelikle hendek ve çukur siyaseti, Kürt vatandaşlarımızı kullanmak isteyen tasmalı şebekenin sonu olmuştur. Diyarbakır'ın, Mardin'in, Hakkâri'nin ve diğer güzel şehirlerimizin ara sokaklarında cesetleriyle değil düşünceleriyle de çukurlara gömülmüşlerdir. En önemlisi örgüt, şuurlu ve uyanık halkımızın desteğini tamamen yitirmiştir. Zaten PKK'nın hırçınlaşması ve daha çok saldırganlaşması bundandır. Köşeye sıkıştığının farkındadır. Doğuda ve Güneydoğu'da yaşayan vatandaşlarımızın desteği tamamen bitti. Devletimiz güçlü ordusu ve emniyet güçleriyle balyoz gibi tepelerindedir. Bu ilk merhale.

İkincisi önemli kriter 15, Temmuz Destanı'nın yazılmasından sonradır. PKK'nin kan kardeşi FETÖ'nün, milletimiz ve devletimiz tarafından püskürtülmesinin hemen ardından bütün ülkemizi yeniden kaplayan vatan sevdası rüzgârını dost düşman herkes görmüştür. Hem içerideki hainler, hem de dışarıdaki düşmanlar o gece bir milletin dirilişini görünce büyük bir korkuya kapıldı. Başaramamış, büyük milletimize diz çöktürememişlerdi ve kendileri büyük bir hezimete uğramıştı. Türkiye'deki o vatan ve demokrasi nöbetlerini, Doğu ve Güneydoğu illerimizdeki halkımız da cansiperane tuttu. Halkımızın özellikle gençliğimizin o cesareti görülmeye değerdi. Ve şimdi de, bölgeyi temsil eden aşiretlerin devletimize olan desteği ortada. 181 büyük aşiretin reisleri bir araya geldi ve hain PKK'nın karşısında olduklarını, devletin yanında duracaklarını açıkladılar. Bu soylu tavır çok önemlidir. İhanet örgütü için bardağı taşıran son damla olmuştur. Güya uğruna savaştıklarını öne sürdükleri Kürt kardeşlerimiz de aşiretleriyle birlikte yerlerini belli etmişlerdir. Örgütün son günlerde azmasının temel sebebi budur. PKK tükeniyor, bitiyor ve yok oluyor. Ama defolup giderken son tuzaklarını kurup alçaklıklarını da yapıyor.

                  YAYINCILARIMIZA SAYGI

Yayıncılarımız, ilim hayatımızın gelişmesine, kültür ve sanat dünyamızın canlanmasına en büyük katkıyı sağlayan bir mesleğin mensuplarıdır. Elbette bu işi sadece ticarî olarak düşünen yayıncılar varsa da kahır ekseriyeti bu mesleğe sevdalı idealist kişilerden oluşmuştur. Son on beş yılda kitaba ve fuarlara olan büyük ilgi, şüphesiz sadece yayıncılarımızı değil, hepimizi sevindirmektedir. Bugünlerde yayıncılarımızı üzen bir meseleden bahsetmek istiyorum. Malum, yayıncılar kitap neşreder, bu kitapları topluma ulaştırır, sonra yeni eserleri hazırlamaya devam ederler. Ancak son bir iki ay içinde müfredatta yapılan değişiklikler ve ders kitapları ile yardımcı ders kitapları yasaklanmıştır. Amaç terör örgütü mensuplarının, okullarımızda okutulan kitaplardan bütünüyle ayıklanması, hatta silinmesidir. Ankara, haklı olarak bu konuda çok hassas. Milli Eğitim Bakanlığı, bu konuda çok yoğun bir tempo içinde çalışıyor. Yaz boyunca geceli gündüzlü çalışan ve çocuklarımız için yardımcı ders kitapları hazırlayan yayıncılarımız, ani uygulamalar sebebiyle zor duruma düşmek üzere. Okullara yönelik yardımcı ders kitaplarında yasaklama getiriliyor. Şüpheci olmak yetkililerin hakkı. Ancak 15 Temmuz Destanı'nı yazanlar arasında bulunan şuurlu yayıncılarımızın da maddi anlamda zarara uğramaması gerekiyor. Bunun için kitapçıları ve yayıncıları sevdiklerini ve emeklerine değer verdiklerini bildiğim Milli Eğitim Bakanlığı yetkilileri, ağırlığı İstanbul'da olan yayıncılarla sık sık istişare toplantıları yaparak yeni uygulamalara geçmelidir. Hele bugünlerde duyduğum, bir okulda asıldığını öğrendiğim “Buraya yayıncılar giremez!” levhası çok çirkin ve Milli Eğitim'e hiç yakışmayan yaralayıcı bir uygulama olmuştur. İnşallah istisnadır. Bugün ilim, sanat, edebiyat ve kültür birikimimiz, yayıncılar vasıtasıyla topluma sunuluyor. Medeniyetimizi oluşturan temel değerlere onlar sahip çıkıyor. Milli Eğitim Bakanlığı yetkilileri, yayıncılarla sık sık buluşmalı, istişare toplantılarında bir araya gelmeli ve mevcut meseleleri müzakere edip karara bağlamalıdır. “Yayıncılar görevde” demiştim. Görevde ve nöbette olan yayıncılar, 15 Temmuz Destanı hakkında eserler hazırlıyor. Yürekleri vatan sevgisiyle dolu bütün yayıncılara selâm olsun!


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.