Bugünlerde yoğun diplomasi trafiği yaşıyoruz. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yurtdışı temasları, ABD ile ilişkiler, Suriye konusunda Rusya-İran-Türkiye zirveleri. Rusya ile Nükleer Enerji Santrali inşaatı. İran Cumhurbaşkanı ve Rus Lider Putin’in 3’lü zirve buluşmaları.

ABD’nin Suriye’den çekilip çekilmeme söylemleri, Fransa’nın PYD, YPG fırsatçılığı, İngiltere’nin Rusya ile Rus ruleti mi yoksa dünyaya tiyatro mu sergilediği belli olmayan oyunları. ABD’nin Suriye’den çekilme sözü üzerine Fransa’dan sonra İngiltere’nin sahaya inme telaşı.

Tüm bu gelişmeler Türkiye’nin Afrin harekâtı sonrası bölge oyunlarının tekrar kurulmak istendiğini gösteriyor. Öyle görülüyor ki Dünyanın Jandarması ABD bir adım geriye çekilip usta oyuncular sahneye giriyor veya senaryoyu yeniden yazmaya oturuyorlar. Nasıl bir oyun, nasıl bir senaryo ortaya çıkacak önümüzdeki günlerde göreceğiz. Fakat oynanabilecek oyunları çizilecek senaryoları önceden görmek gibi bir zorunluluğumuzun olması kaçınılmazdır. Bu oyunları önceden görmenin yolu, yeni senaryoları öğrenmenin yolu 100 yıl önce yapılanların iyi bilinmesinden geçer.

Dünya’da kadim devlet geleneğine sahip milletler yaklaşık 300 yıldır geri planda kaldılar. Sahaya geçmişleri daha beş yüz yılı aşmayan millet olma özelliği taşımayan ‘Piç’ organizasyonlar hâkim oldu. Bu dünyanın yapısına aykırı. Bu yapılar nasıl oluştu, nasıl güç elde etti? Bu gücü elde ederken kadim milletler neleri ihmal etti, neyi kaçırdılar? Öncelikle bunların bilinmesine ihtiyaç bulunmaktadır.

Güçlü olmanın yolu fert olarak da milletler olarak da, devletler olarak da bellidir. Ticaret ile uğraşanlar, imalatla uğraşanlar, ilim ile uğraşanlar hatta din-diyanet ile uğraşanlar çok iyi bilirler ki, sermayen kendininse, ustalık seninse, ilme-bilime sen vakıfsan, dinini diyanetinin sırlarına sen vakıfsan; ticarette minnetsiz, imalatta rahat, ilimde bağımsız, dinde kendinin şeyhi olursun. Ticarette ve imalatta tefecinin eline, ilimde-bilimde başkasının alıntısına, dinde şeyhin insafına kalmazsın. Yok, böyle değilsen ticarette senin değil, imalatta senin değil, ürettiğin ilimde bilimde senin değil, dininde diyanetinde senin olamaz. Hep başkalarına muhtaç kalırsın. Hatta bir köle kadar rahat dahi olamazsın. Bekçilikten öte vazifen olmaz. Aynen devletler de milletlerde öyle.

Bugün hem İslam Âlemi’nin hem de doğu toplumlarının yaşadığı travmanın altında bu gerçeklik vardır. Şu gerçeği net görmemiz lazım insanlık milletlerin kendi inisiyatifi dışında yönetilmektedir. Bir devleti en rahat yönetme yöntemi azınlıklara teslim edilerek gerçekleşmektedir. Bu bir tesadüf müdür? Yoksa eşyanın tabiatı mıdır? 1930’larda Balkanlar’da Alman soyundan gelen Krallar furyası vardı. İngilizler Ortadoğu’da devletlerin başına kralları atarken ve sonrasında rejimleri getirirken “Ali’nin külahı Veli’ye, Veli’nin külahı Mehmet’e, Mehmet’in külahı Ali’ye” stratejileri izlediler. Halen bugün benzer ayak oyunları peşinde değiller mi? Bu yönetme sanatının bir cilvesi midir? Bilmiyorum.

Bugün dahi Çin’i yönetenler kimlerdir, ABD’yi yönetenler kimlerdir? Soruları yabana atılmamalıdır.

Bugün geçmişle öğünmek, geleceğimizi kurtarmayacaktır. Zaten öğündüğümüz ise Tarih’te 4-5 savaşla sınırlıdır. Öğünme sadece 4-5 savaş zaferi üzerine kurulu olduğunda ise kuru hissiyatın ötesine geçme imkânı vermemektedir.

Geçmişimizde asıl bakılması gereken tarih yazdığımız dönemlerde hangi konularda güçlü olduğumuz, hangi konularda başarılı olduğumuzdur. Savaşlar tarihi her millet için tek çıkarın ‘silah’ olduğu en zayıf zamanlardır.

Bugün dünyada özellikle ekonomik alanda bir kural vardır. Üretim-ticaret açısından milli geliri 20 bin doların üstünde olan ülkeler kuralları kendi koyar, toplumlarında huzursuzluk olmaz. Dünya’da da özellikle kendini ilgilendiren konularda inisiyatif elinde olur. Petrol zengini ülkeleri bu konunun dışında tutuyorum.

Bütün mesele şudur? İlimde, irfanda, üretimde, ticarette, özellikle de savunma ve silah sanayinde ayakları üzerinde durabilen, her çeşidinde olmasa bile stratejik bir alanında üstünlük sağlayan bir ülke olmak kaçınılmazdır.

2023 hedeflerine ulaşmanın yolu 15 bin dolarları aşacak milli gelir için, üretimin artırılması, ticaretin genişlemesi, geleceğin ticaret yolu hava taşımacılığında çığır açılması, kalifiye elemanların dünyadan toplanarak genç beyinlerin üretime kazandırılması kaçınılmazdır. Bugün Afrin’de dünyaya fark atacak iki silahla elde ettiğimiz başarı ekonomide, ticarette, savunma başta olmak üzere bütün alanlara yayılmalıdır. 2023’e beş yıl kaldı. Zamanımız daraldı. Dünyayı yönetenler toplumsal huzursuzluğu artıracak, Güneydoğu’yu kaşıyacak, mezhepsel yaraları açacak uğraş içindedirler.

Türkiye oyuna geldiği takdirde en az 10 yıl sürecek İran-Irak benzeri bir savaşın içine sürükleme niyetleri bulunmaktadır. ABD, İngiltere, Fransa, Rusya, Almanya, İran bu oyuna Türkiye’yi dâhil ederek oyalayacaklardır. Onun için daha uyanık, daha dikkatli olmak zorundayız. Elde edilen başarılar ve inisiyatifin heba olması büyük zarar verir.

Cuma’nın hayrı üzerinize olsun...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Hüseyin ZAVALSIZ 2018-04-06 13:45:54

Yazarımızın kalemine ve gönlüne sağlık Çok yerinde tespitler inşAllah yazarımızın dediği gibi ülkemiz ile birlikte adımlarımızı atarız inşAllah 2023 ve 2071 hedeflerine doğru ilerleyeceğiz Selam ve dua ile hayırlı cumalar

Avatar
. 2018-04-06 18:26:13

Gerçekten doğru bir analiz iyi gazetecilikte bunu gerektirirdi zaten.