Affan Dede'ye para saydım, / Sattı bana çocukluğumu.

Artık ne yaşım var, ne adım; / Bilmiyorum kim olduğumu.

Hiçbir şey sorulmasın benden; / Haberim yok olan bitenden.

Cahit Sıtkı Tarancı böyle ifade etmiş çocukluğa duyduğu özlemini.

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı Ülkemizde çeşitli etkinliklerle kutlandı. Büyükler için rutin ve sıradan olan kutlamalar çocuklar için ayrı bir heyecan ve farklılık anlamı taşıyor şüphesiz. Milletlerin tarihlerinde kutlamaya değer ulusal günlerinde,  bu önemli olay ya da hatıranın taze tutulması, geçmişin güncellenmesi ve kalıcı hale getirilmesi için çeşitli temsil ve etkinlikler düzenlerler. Etkinliklerde yegâne amaç hatırlatılanlar değildir, aynı zamanda yeni oluşturulmuş değerlerin topluma benimsetilmesidir. Bu bağlamda kurtuluş ve milli bağımsızlık mücadelesinde ve Cumhuriyet Türkiye’sinin inşasında, 23 Nisan 1920 tarihi önemli yere sahip milli etkinlikler arasındadır. Bu fevkalade önemli günün, gelecek ve umut imgeleri taşıyan çocuklara atfedilmiş olması son derece anlamlı. Bu sembolik atıf zamanla çocuk hakları konularında oluşturduğu farkındalıkla daha üst bir misyona dönüşmüştür. Tüm çocuklarımızın bayramı kutlu olsun.

Çocuk bizde olduğu gibi evrensel kültürde de gelecek ve umut demek. Dolayısıyla çocukların bedenen ve ruhsal yönden sağlıklı yetiştirilmesi çocukların mutlu bireyler olmasının yanı sıra toplumun da medeniyet ve gelişmişlik düzeyine önemli katkılar sunacaktır.

Üzülerek görüyoruz ki, toplum içinde en çok mağdur edilen ve istismara uğrayan bireyler maalesef çocuklar oluyor. Her anlamda istismara açık olan savunmasız yavrularımız, geçmişindeki en küçük darbeyi ömrü boyunca taşımak zorunda kalabiliyor. Kimi zaman bu travmanın sonuçları toplumun genelini de etkileyebiliyor.

Devletin asli vazifelerinden biri de ‘Nesil Güvenliğini’ sağlamak. Bu amaca yönelik olarak ülkemizde yapılan çalışmalar yeni sayılabilir ve almamız gereken de çok mesafe var.

Uluslararası düzeyde ilk resmi ve somut çalışma 1923 yılında başladı. İsviçre'nin Cenevre kentinde toplanan kırk ülkenin delegeleri Uluslararası Çocukları Koruma Birliği'ni kurdular. Uluslararası bu kuruluş, Birleşmiş Milletler Örgütü' nün kurulmasını izleyen yılda UNICEF' e dönüştü. Birleşmiş Milletler Örgütü 1954 yılında oybirliği ile Ekim ayının ilk pazartesi gününü Dünya Çocuk Günü olarak kabul etti. 1959 yılında da Dünya Çocuk Hakları Bildirisi yayımlandı. 54 maddeden oluşan ve Türkiye’nin de imza attığı bildirinin bazı maddeleri şu şekildeydi. 

1- Her çocuk bu bildiride belirtilen haklardan yararlanmalıdır. Hiç bir çocuk ırk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasal inanç nedeniyle ayrı tutulamaz.

2- Her çocuk korunacak ve özel bakım görecektir. Çocuğun iyi koşullar altında, zihnen, bedenen gelişmesi sağlanacaktır. Buna ilişkin düzenlemeler yasalarla güvence altına alınacaktır. Bu amaçla hazırlanacak yasalarda çocuk yararına olacak durumlar göz önünde tutulacaktır.

3- Her çocuk doğduğu andan başlayarak isme ve yurttaşlığa hak kazanmalıdır.

4- Çocuk, sosyal güvenlikten yararlanmalıdır. Sağlıklı büyüyüp gelişmesi için gereken her çaba gösterilmelidir.

5- Sakat çocuklar için özel bakım ve eğitim uygulanmalıdır.

6- Çocuktan sevgi esirgenmemelidir. Ailesi olmayan ve yoksul çocuklara özel ilgi gösterilmelidir. ,

7- İlkokul eğitimi parasız ve zorunlu olarak çocuğa sağlanmalıdır. Çocuklar genel bilgilerini arttıracak, yeteneklerini geliştirecek toplumsal sorumluluklar yüklenecek biçimde eğitilmelidir. Çocuğun eğitiminden sorumlu kişiler eğitime, öğretime ayrı bir özen göstermelidir. Çocuk; bir tür eğitim olan oyun oynamak ve dinlenmek olanaklarına sahip olmalıdır. Yöneticiler çocuklara bunları sağlamalıdır.

8- Sosyal yardım ve korunma konusunda çocuk ilk düşünülen olmalıdır.

9- Çocuk her tür kötülük ve sömürüden korunmalıdır. Çocuk, her ne biçimde olursa olsun alım satım konusu olmamalıdır.

10- Çocuk ırk, din ve insanlar arasındaki ayrılık yaratan baskılardan titizlikle korunmalıdır.

Mevzuat anlamında yapılan çalışmaları, takdir ettiğimiz kadar uygulama ve denetimdeki eksikliği de üzülerek takip ediyoruz.

Gerek ulusal gerekse uluslararası düzeyde yapılan çocuk hak ve hukukuna dair çalışmaların devletlerin en üst düzey platformlarında bıkkınlık gösterilmeden, kararlılık ve hatta inatla ve dahi ‘bir var oluş meselesi’ ciddiyetiyle ve evrensel hukuk normları çerçevesinde en küçük istismarın bile ‘bir soy kırım’ bir ‘toplu katliam’ mesabesinde ele alınması en büyük temennim.  Çünkü o çocuk bir kez yaşayacak dünyada onun dünyasının kararması ve yıkılması ile tüm dünyanın yıkılması aynı şey.

Cahit Sıtkı ile başlamıştım, Nazım Hikmetle bitireyim…

Dünyayı verelim çocuklara hiç değilse bir günlüğüne
allı pullu bir balon gibi verelim oynasınlar
oynasınlar türküler söyleyerek yıldızların arasında
dünyayı çocuklara verelim
kocaman bir elma gibi verelim sıcacık bir ekmek somunu gibi
hiç değilse bir günlüğüne doysunlar
dünyayı çocuklara verelim
bir günlük de olsa öğrensin dünya arkadaşlığı
çocuklar dünyayı alacak elimizden
ölümsüz ağaçlar dikecekler.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
anonimus 2018-05-04 17:46:25

kaleminize sağlık şakir bey, duygulu bir yazı olmuş.

Avatar
topaloğlu 2018-05-30 15:55:23

harika çok güzel.su gibi olmuş

Avatar
anonim 2018-04-28 16:08:41

çok sıkıcı

Misafir Avatar
anonim 2018-05-04 17:44:50 @anonim

yooo, gayet akıcı ve hoş bir yazı olmuş. sıkılan arkadaş, sıkılmasına rağmen neden okumuş anlamadım :)

Beğenmedim! (0)