Bahçeli’nin “erken seçim” açıklaması kulislere bomba gibi düştü. AK Parti grup toplantısı öncesi ve sonrasında kulislerde konuşulan tek konu “erken seçim” oldu. Gazeteciler, bulduğu her siyasetçiye erken seçimi sormaya çalıştı. Zira Bahçeli, erken seçim teklifinde bulunurken gerekçelerini de sıraladı ve bu gerekçeler ayakları yere basan gerekçelerdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, grup salonuna gelirken kendisine “Bahçeli’nin erken seçim çağrısı ile ilgili bir değerlendirmesinin olup olmayacağını” sorduk. Erdoğan, “şuan bir yorumunun olmayacağını, yarın Bahçeli ile bir görüşme yapacağını” söyledi.

Aslında tüm bu trafiğin bir arka planı var.

Bu arka planda gerek ekonomik anlamda ve gerekse siyasi alanda mevcut hükümetin ve bilhassa “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın önünü kapatma” girişimleri var. Son zamanlarda pozitif büyüme rakamlarına rağmen dolar kurundaki yükselişin dış müdahale ile doğrudan ilgisi var. İhracat rakamları ve turizm rezervasyonlarındaki artışa rağmen doların ve faiz oranlarının inatla yükselmeye devam etmesi ekonomi alanında Türkiye’nin köşeye sıkıştırılmak istendiğini çok net gösteriyor.

Bunlar akla gelen ilk arka planlar…

Öte yandan siyasal alanda da erken seçimi gerekli kılan bazı gerekçeler vardı.

Bu gerekçeleri bu köşeyi takip eden okurlarımız çok kez okudu.

Gerekçelerin başında 16 Nisan itibariyle Türkiye’nin Parlamenter Sisteme son verip Cumhurbaşkanlığı Sistemine vize vermesi geliyor. Bugün Cumhurbaşkanlığı Sistemine fiilen geçmiş ancak resmi olarak halen Parlamenter Sistemle yönetilen, yarım yamalak yürüyen bir sistem var. Bu muğlâklığı gidermenin en kestirme yolu bir an önce erken seçime gidip Cumhurbaşkanlığı Sistemine resmen geçmekti.

Bir başka gerekçe de Suriye’deki güç savaşı.

Türkiye’nin Suriye’deki varlığı, Suriye üzerinden Türkiye’yi terbiye etmek isteyenleri kontrpiyede bıraktı. Suriye iç savaşını Türkiye’ye yaymak isteyen çevrelerin hevesi kursağında kaldı. Ancak Türkiye’nin bu güçlü hamlesine karşı başka hamlelerle cevap vermek isteyenlerin iştahı her zamankinden daha fazla artmış durumda. Bu yüzden Türkiye’nin “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine” geçip sağlam bir yönetim sistemiyle bir başka ifadeyle “Güçlü Erdoğan, Büyük Türkiye” mesajıyla dimdik ayakta durması gerekiyordu.

Tüm bu haklı gerekçelerin yanında Türkiye’nin 2023’te ekonomide dünyada ilk 10’a girme, ihracatta ciddi bir büyüme oranı yakalama ve yerli üretimi arttırma gibi hedefleri erken seçimi zorunlu kılan sebepler arasındaydı.

Batı dünyasının Türkiye’yi köşeye sıkıştırma girişimlerini bertaraf etmek ve mezkûr hedefleri tutturmanın tek yolu güçlü bir yönetimden geçiyor.

İşte bu yüzden 24 Haziran’da Türkiye’yi korumak, güçlendirmek ve büyütmek için sandık başına gidiyoruz.

Daha güçlü ve daha büyük bir Türkiye’yi tesis etmek için sandık başına gidiyoruz.

Yüzde 50 artı 1’i yakalayabilmiş, halkın yarısından fazlasının oyunu almaya mazhar olabilmiş bir lideri seçmek için sandık başına gidiyoruz.

Kendimiz için, ülkemiz ve geleceğimiz için sandık başına gidiyoruz.

Bu ülke bizim, bu topraklar bizim.

İbn-i Haldun’un “Coğrafya kaderdir” sözünden mülhem, coğrafyamızla oynayıp kaderimizi değiştirmek isteyen sömürgecilerin ülkemiz için kurdukları alçakça planları bertaraf etmek ve ülkemizin dimdik ayakta kalmasını sağlamak için sandık başına gidiyoruz.

Mottomuz ise…

Güçlü Erdoğan, Büyük Türkiye

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.