24 Haziran seçimleri, ülkemiz siyaset tarihinde bir milat olarak kaydedilmeyi hak etmektedir. 24 Haziran seçimleriyle beraber ülkemizde radikal bir sistem değişikliği gerçekleştirilmiş ve uygulamaya konulmuştur. 24 Haziran seçimleri, ülkemizde gerçekleşen radikal bir değişimin temsilcisi olmasına rağmen, hâla bu seçim, daha önceki seçimlerin şablonlarıyla ve ezberleriyle değerlendirilmektedir. Ülkemizin değişen ve yenilenen yüzünü ve seviyesini dikkate almadan, bu ülkede hiçbir şey değişmez anlayışıyla hep aynı ezberleri tekrar etmenin yarattığı konformizm yüzünden, ülkemizin 24 Haziran sonrası dönemde yöneleceği istikamet konusunda sağlıklı analizlerin ortaya konulmadığı görülmektedir.

24 Haziran seçimlerini anlamak için iki ana anahtar kavramın esas alınması gerekmektedir. Birinci kavram istikamettir. Toplum, devlet yönetiminin bir istikametten yoksun olduğunu, istikameti olmayan bürokratik yapının işlevsizleştiğini düşünmekte, istikametten yoksun olarak devletin enerjisini sarf etmesinden büyük rahatsızlık duymaktadır. Toplum için istikamet önemli olduğu kadar, istikrar da önemlidir. Çok hassas olan Türkiye gemisinin, herhangi bir kazaya uğramadan güven içinde yöneldiği limana ulaşması, toplum için hayati önem arz etmektedir. Toplumda, hepimiz bu geminin içindeyiz sözünün sık bir şekilde tekrar edilmesi boşuna değildir. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AK Parti, sürekli olarak, topluma istikamet belirleyen ve istikrarı vadeden bir siyasi söylem ve politika ortaya koydular. 2023 Hedefleri istikametinde istikrarlı bir şekilde Türkiye’nin yoluna devam edeceği söylemine toplumun büyük bölümü ikna olduğu için AK Parti ve Erdoğan, zorlu bir süreç olan 24 Haziran seçimlerinden iktidar olarak çıkmayı başarmışlardır.

Erdoğan ve AK Parti, 2002 yılından itibaren ülkeyi idare eden en büyük güçtürler. 24 Haziran seçim sonuçları, Erdoğan ve AK Parti’nin iktidar pozisyonunu hakim parti pozisyonundan mutlak hakim parti düzeyine çıkarmıştır.

Toplumda AK Parti ve Erdoğan’a karşı büyük bir muhalefet ve hoşnutsuzluk olduğu, bu hoşnutsuzluğun 24 Haziran seçimlerinde dip dalga olarak ortaya çıkacağı sürekli olarak ifade edildi. 24 Haziran seçim sonuçları, Erdoğan’a karşı toplumsal dip dalga söyleminin bir propagandadan ve kurgudan ibaret olduğunu göstermektedir. Toplumda, Erdoğan’a karşı değil, muhalefet yapılarına yönelik bir dip dalga olduğu gerçeği karşımıza çıkmaktadır. Muhalefet partileri ve adayları, 24 Haziran seçimlerinden istedikleri oy oranının altında kalarak büyük bir hayal kırıklığı yaşamışlardır. 24 Haziran seçimleri sonucunda dip dalga, iktidar tablosunu değiştirmemiş, ama muhalefet cephesini derinden sarsacak bir tablo ortaya çıkarmıştır. Toplum güçlü bir şekilde, bu muhalefet değişmeli mesajını bütün aktörlere vermiştir. Muhalefet, siyasal, sosyal ve zihinsel anlayışında radikal bir değişikliğe gitmeden, mevcut halini koruyarak varlığını koruması, imkansızlık derecesinde zor gözükmektedir. 24 Haziranda ortaya çıkan tablo toplumun, ülkemizin iktidar sorunundan ziyade muhalefet sorununu çözme arzusunu ortaya koymuştur.

Türkiye’de milliyetçilik her zaman için güçlü bir dinamik olarak toplumun kılcal damarlarına yerleşmiş durumdadır. AK Parti-MHP-BBP ittifakı, toplumun kılcal damarlarındaki milliyetçiliği yerli ve milli olan söylemiyle güncelleyip kendilerine siyasal destek olarak dönmesini sağlamışlardır. Devletin siyaset alanındaki sahibi algısını kamuoyunda pekiştiren MHP, önümüzdeki süreçte gündemde kendisinden en çok söz edilecek parti olacaktır. AK Parti-MHP-BBP ittifakı, zamanın ruhuna uygun milli ve yerli olma şeklinde bir ideoloji sunarken, muhalefetin dağınık ve birbiriyle ilgisiz söylemlerini anlamlandıramamıştır. Seçim sonuçları, siyasal ve sosyal hayatta milliyetçiliğin, tek partinin oy oranını korumasını sağlamanın ötesinde, bütün siyasal tabloyu şekillendiren, genişleyen ve yaygınlaşan temel dinamik olduğunu göstermektedir. Önümüzdeki süreçlerde muhalefet partilerinin söylemlerinde milliyetçiliğin değişik tonlarda kullanılacağını öngörebiliriz.

AK Parti-MHP-BBP’nin kurduğu Cumhur İttifakı, önümüzdeki süreçte devam edecektir. İlerleyen süreçte MHP ve AK Parti arasında çatlakların ve çatışmaların olacağını öngörmek için hiçbir somut neden bulunmamaktadır. MHP, AK Parti’yle işbirliğini mahalli idareler seçimleri, Irak ve Suriye politikaları konularında daha ileri noktalara taşıyacaktır. Seçim süresince Cumhur İttifakı, beka söylemini kullanmıştır. Toplumun geniş kesimleri Cumhur İttifakının devletin bekası için bir araya gelen bir birliktelik olduğunu düşünmüştür. Cumhur İttifakına destek vermenin devletin bekasına destek vermek anlamına geleceğini düşünen geniş toplumsal kesimler, siyasal iradelerini devlet iradesine dönüştürmek için Cumhur İttifakını desteklemişlerdir. MHP’nin oyunu korumasını, devlet iradesini koruma kavramının toplumdaki ciddi karşılığı olarak yorumlayabiliriz. Cumhur ittifakını devletin güçlü iradesi olarak algılayan geniş seçmen kitleleri, AK Parti-MHP ittifakına önümüzdeki süreçte hedeflerini gerçekleştirmek için Cumhurbaşkanlığında ve Meclis’te iktidarı kazanmaları için güçlü bir destek vermişlerdir. 24 Haziran’da sandıktan gerekli olan desteği alan devlet iradesi, hızlı bir şekilde harekete geçme imkanına kavuşmuştur.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.