GEÇTİĞİMİZ hafta 28 Şubat darbecilerinin yargılandığı davada, dönemin Genel Kurmay Başkanı ve kuvvet komutanları dâhil, tankları yürütüp iktidarı deviren ve özellikle Müslüman Anadolu halkına zulmeden darbeciler için davanın savcısı tarafından müebbet hapis cezası istendi. Olması gereken, hatta uygulanmakta geç kalınmış bir ceza olsa da yerinde bir taleptir.

Savcının istediği ceza için mahkemenin vereceği kararı hep birlikte göreceğiz. 

Fakat istenilen bu cezanın verilmesi ve uygulanması, “28 Şubat darbecilerinin mağdur ettiği insanların durumu hakkında bir şey değiştirecek mi?” sorusuna geçmeden önce bir çerçeve çizelim.

15 Temmuz işgal girişiminin gerçekleşmesi, 28 Şubat’ın ne olduğunu tam olarak idrak edememenin ve buna göre tavır alıp hesap soramamanın sonucudur.

28 Şubat Anadolu’nun ruhuna vurulmak istenen pranganın adıdır. Laiklik adı altında milletin inancını yasaklamanın, insanına zulmetmenin ve ülkeyi ruhen emperyalizme esir etmenin adı.

28 Şubatçılar ülkeyi ruhen esir etmek için yürüttü tankları, 15 Temmuzcular fiilen

Batı hep alkışladı

Birbirinin devamı olan iki hadisenin başlangıcı, Anadolu insanını,  inancından, tarihinden, geleneğinden aidiyetinden kopartmak için her türlü uygulamanın yapılmaya başlandığı geçmiş zamana kadar gider.

Birbirlerinin devamıdır çünkü her iki darbe de öncekiler gibi milletin iradesini esir alıp bu iradeyi emperyalizme teslim etme gayesini taşır. Birisi laiklik adı altında ülkeyi Batının paryası haline getirmenin kavgasını verdi, diğeri ılımlı İslam diyerek. Bu yüzden bugün Fetöcülere her türlü desteği veren ve hâlâ Türkiye üzerine oyun oynamak için koruyan Batı, dün 28 Şubatçıları öncesinde 12 Eylülcüleri daha geride ise 60 ihtilalini yapanları alkışlayıp desteklemişti.   

İşte bu noktada darbeler ve darbecilerle mücadele etmenin ilk şartı darbecilerden hesap sorarken, bu zihniyetin zulmettiği insanları görmek ve onların mağduriyetini engellemekten geçiyor.

28 Şubat kararları bitmeli

Darbeci askerlerden brifing alarak hukuk katliamı yapmaktan çekinmeden binlerce insanı mağdur eden 28 Şubat mahkemelerinin verdiği kararlar hâlâ uygulanmakta.

28 Şubat döneminde darbeci askerler, bu askerlerin emrinde hukuku hiçe sayan mahkemeler ve terör ortamını meşrulaştırmakla görevli Batıcı medyanın elbirliğiyle hayatları karartılan ve zulme uğrayan insanların mağduriyetleri bitirilmeden hesap sormak, adaleti tesis etmek olabilir mi?

Darbecilerin içeri attığı ve 20 yıldan fazla bir zamandır çile çeken altı yüze yakın insan var cezaevlerinde.  Darbenin darbe olduğunu ve gerekçesini Meclis Darbeleri Araştırma Komisyonu dahil herkes dile getirmişken darbecilerin mağdur ettiği insanları unutmak nasıl bir mantıktır?

Darbeci-FETÖ’cü ittifak tezgâhıyla ceza verilen dosyaların yeniden yargılamayla ele alınması bu kadar zor mudur?

Bu durumun,  vazifelendirilecek bir kaç mahkemeyle düzeltilebileceği ve yeniden yargılamayla mağduriyetlerin sona ereceği ortadadır. 28 Şubat döneminde içeri atılan ve hâlâ zindanda olan insanlar sadece inançlarından dolayı çile çekiyor. Ve dosyaların kâhir ekseriyetinde suç sayılabilecek bir şey yok.  Ne yapmış bu insanlar, adam mı öldürmüş, ülkeye ihanet mi etmiş, milletin milyarlarca lirasını mı heder etmiş, ülkenin sırlarını mı satmış, tankları milletin üzerine mi sürmüş, kendi halkını mı katletmiş? Artık yeter, bu zulüm sona erdirilmeli. 

Netice olarak, Darbeci-FETÖ’cü polisin işkenceyle hazırladığı fezlekenin darbeci-FETÖ’cü savcı tarafından iddianameye çevrilip mahkemeye sevk edilmesi ve darbeci-FETÖ’cü hâkimin ceza vermesiyle yüzlerce insan zindanda.

Bugün o polisler, savcılar ve hakimlerin çoğu ya firari ya cezaevindeyken onların verdiği kararlar nasıl olur da uygulanır sorusu en baş gündemimiz olmalı.

Artık yeter. Bu insanların vebalini hiçbirimiz ödeyemeyiz….

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Hüseyin ZAVALSİZ 2017-12-26 00:52:31

Stargazetesi Yazarı Yakup Köse nın dünkü yazısından alintidir;. 28 Şubat darbe davasında savcı 60 darbeci hakkında ağırlaştırılmış müebbet istedi. Mahkeme, sanık avukatlarının savcının mütalaasına karşı savunma yapmaları için süre verdi ve mahkeme 8 Ocak’a ertelendi.

28 Şubat cuntasının avukatları, davanın iddianamesini hazırlayan savcı Mustafa Bilgili’nin Fethullahçı Terör Örgütü’nden tutuklu olduğunu söyleyip mahkemede tanık olarak dinlenmesini talep ettiler.

Hatırlarsınız, teröristbaşı Fethullah Gülen, 28 Şubat cuntasına yönelik tutuklamalara gönlünün razı olmadığını söylemiş ve ardından da FETÖ’nün yargıdaki unsurları gerekeni yapmıştı: 28 Şubat cuntasının asker figürleri tahliye edilmişti!

28 Şubat cuntasının avukatları ve “İddianameyi FETÖ hazırlamıştı, geçersizdir” diye manşet atan cuntanın medya unsurları haklılar! Ergenekon ve Balyoz darbe davalarından çıkan kararları FETÖ kumpası diye hükümsüz sayıp, kesinleşmiş kararları iptal ettirip bir de ceplerine milyonluk harçlıklar konulan darbeciler aramızda dolaşırken 28 Şubat darbecilerini yargılamak, hele de ağırlaştırılmış müebbet istemek hiç de adaletli değil!.. Nerede hukuk, nerede adalet!

Ergenekon ve Balyoz davalarının hükümlülerini, toptancı yaklaşımla FETÖ mağduru ilan edip halkın arasına salarsanız diğer darbeciler de haklı olarak “Hani bize adalet” diyecekler! “Bizim suçumuz, Ergenekon ve Balyozcular gibi beceriksiz olmayıp darbeyi gerçekleştirmek mi” diye de soracaklar ki sormakta sonuna kadar haklılar!.. Nihayetinde bu davanın mütalaasını yazan savcı da FETÖcü ve şu an tutuklu.

Avatar
Hüseyin ZAVALSİZ 2017-12-26 00:54:58

Stargazetesi Yazarı Yakup Köse nın dünkü yazısından alintidir;. 28 Şubat darbe davasında savcı 60 darbeci hakkında ağırlaştırılmış müebbet istedi. Mahkeme, sanık avukatlarının savcının mütalaasına karşı savunma yapmaları için süre verdi ve mahkeme 8 Ocak’a ertelendi.

28 Şubat cuntasının avukatları, davanın iddianamesini hazırlayan savcı Mustafa Bilgili’nin Fethullahçı Terör Örgütü’nden tutuklu olduğunu söyleyip mahkemede tanık olarak dinlenmesini talep ettiler.

Hatırlarsınız, teröristbaşı Fethullah Gülen, 28 Şubat cuntasına yönelik tutuklamalara gönlünün razı olmadığını söylemiş ve ardından da FETÖ’nün yargıdaki unsurları gerekeni yapmıştı: 28 Şubat cuntasının asker figürleri tahliye edilmişti!

28 Şubat cuntasının avukatları ve “İddianameyi FETÖ hazırlamıştı, geçersizdir” diye manşet atan cuntanın medya unsurları haklılar! Ergenekon ve Balyoz darbe davalarından çıkan kararları FETÖ kumpası diye hükümsüz sayıp, kesinleşmiş kararları iptal ettirip bir de ceplerine milyonluk harçlıklar konulan darbeciler aramızda dolaşırken 28 Şubat darbecilerini yargılamak, hele de ağırlaştırılmış müebbet istemek hiç de adaletli değil!.. Nerede hukuk, nerede adalet!

Ergenekon ve Balyoz davalarının hükümlülerini, toptancı yaklaşımla FETÖ mağduru ilan edip halkın arasına salarsanız diğer darbeciler de haklı olarak “Hani bize adalet” diyecekler! “Bizim suçumuz, Ergenekon ve Balyozcular gibi beceriksiz olmayıp darbeyi gerçekleştirmek mi” diye de soracaklar ki sormakta sonuna kadar haklılar!.. Nihayetinde bu davanın mütalaasını yazan savcı da FETÖcü ve şu an tutuklu.

Avatar
Hüseyin ZAVALSİZ 2017-12-26 12:04:31

Stargazetesi yazarı Ahmet Kekeç in bugünkü yazısından alıntıdır; Özkan, katıldığı bir televizyon programında, 28 Şubat darbesinin arkasında “Fetullahçı yönlendirmesi” bulunduğunu söylüyordu.

Direkt böyle söylemiyordu da, demeye getiriyordu.

Konuyu, o günlerde enine-boyuna ele almış, Tuncay Özkan’ın haklı olabileceği bazı çıkarsamalar yapmıştım.

Hatırlayalım:

28 Şubat, evet, görünüşte bir “Kemalist restorasyon hareketi”ydi, işi götüren büyük ölçüde Kemalist bürokratlardı ama darbenin Emniyet ayağını “ülkücü” kılığına girmiş Fetullahçılar oluşturuyordu. (Fadime Şahin-Müslüm Gündüz hadisesini Fetullahçı polislerin kurguladığını Tuncay Özkan’dan öğrenmiştik. Hrant Dink cinayeti şüphelisi Ali Fuat Yılmazer ve Ramazan Akyürek dâhil, FETÖ sanığı olan bütün Emniyet’çiler oradaymış. Darbecilere içerik ve malzeme üretmek için yoğun bir “istihbarat faaliyetine” girişmişler. Müslüm Gündüz’ün evine yapılan baskın sırasında gazetecilere “mihmandarlık” görevini de yine FETÖ’cü polisler üstlenmiş.)

28 Şubat iddianamesini hazırlayan ve bugün FETÖ’den dolayı tutuklu bulunan savcı, o günlerde, nedense, bazı iştirakçileri “devre dışı” bırakmış...

Darbenin medya ayağı dosyada yok...

Emniyetçiler yok...

İş dünyasının namlı çetecileri yok. (Bunlardan biri, “Biz Beşli Çeteyiz” diye bir de kitap yazmış, darbedeki rollerini övünerek anlatmıştı.)

Sendikacılar yok...

Darbeyi, “Bu bir sivil kamuoyu çalışmasıdır” diye meşrulaştıran siyasetçiler yok.

Bir süre sonra “toplu tahliye”yle sonuçlanacak soruşturmanın ciddiyetini iddianame ele veriyordu zaten... (Star yazarı Yakup Köse’nin önerisi yerindedir: Bu iddianame yeniden yazılmalıdır ve FETÖ’nün operasyon iddianamesi “doğrudan” çöpe gönderilmelidir.)

28 Şubat tahliyeleri “pis bir şeylerin” habercisiydi.

Nitekim öyle oldu...

Tahliyelerin ardından 17/25 Aralık girişimi sahne aldı... Ardından MİT TIR’larına yapılan baskın, ardından liberal görünümlü çakalların başlattığı “27 Mayıs benzeri bir müdahale gündeme gelebilir” kampanyası, ardından 15 Temmuz işgal hareketi.