1993 senesi idi. Tüm kirli planların zirve yaptığı, aklımızın, yüreğimizin ve bütün Türkiye’nin kurcalandığı, şok üstüne şok yaşadığımız yıldı. Bir nevi 93 Harbine benzerlik taşıyordu. 93 Harbinde Osmanlı Devleti ile Rus Çarlığı arasında gerçekleşmiş ve bizim aleyhimize sonuçlanmış savaş; 1993’de ise içimizdeki hainlerin üst üste gerçekleştirdiği suikastlarla yaşadığımız acı kayıplar ve bir türlü aydınlanmamış günler… Vatansever bir gazeteci Uğur Mumcuyla başlayan 93 Harbi daha sonra zeka küpü Adnan Kahveci, Şerefli General Eşref Bitlis, Menderesten sonra yeniden millet için çalışan devlet adamı Turgut Özal, Sivas Olaylarında haince yakılan 33 insan, başı kara bağlanan Başbağlar, Bingöl’de bile bile silahsız şahadete gönderilen 33 er, bir sürü faili meçhuller vs. Tam bir 93 Harbi... Dışarıda ki gâvurdan direktif alan içerdeki Moskoflar, Türkiye’nin geleceğini bile bile karartmak için düşmanca hamle üstüne hamle yapıyordular… 1993’de başlayan bir nevi 93 Harbi, sonraki yıllarda tüm alçaklığı ile devam etti.

Yapılan bütün bu pislikleri unutturmak için Televole'ler, sabahlara kadar süren kuşa bak cinsinden, adres şaşırtan, gerçeklerin düşünülmemesi için açık oturumlar ve hiç bizden olmayan TV programları… İşte tam o bir nevi ikinci 93 Harbinin yaşandığı sıcak bir Temmuz pazarında arkadaşlarla Gümüldür’e denize gitmiş, güzel bir gün geçirdikten sonra İzmir’e dönüş için yola çıkmıştık… Tali yoldan anayola çıkıp, bir süre ilerlemiştik ki yol kenarında uzun boylu 30 yaşlarında esmer bir vatandaşın otostop için el kaldırdığını gördük. Araba 300 metre kadar ileri gitmişti. Arabayı kullanan arkadaşa: “Mahmut geri gider misin?” demiştim. Mahmut anlamıştı:

“ Ağabeyi 5 kişiyiz ve arabada yer yok, sıkışma olmasın?”

Fakat beni kırmamış, geri gitmiş ve adamın tam yanında durmuştu. Ben oturduğum ön koltuktan hamle yapıp, indim. Arkadaki arkadaşlar bütün ısrarıma rağmen:

“ Ağabeyi sen rahatsız olma, biz arkaya sıkışırız” demişlerdi.

Arkadaşı arka koltuğa aldılar ve yerleştiler... Araba tekrar hareket edip, bir süre yol aldıktan sonra ben dikiz aynasından arkadaşın yüzüne baktım. Tedirgin olduğunu fark edip, sadece onu rahatlatmak için:

“ kardeş tanışalım” demiştim. Kendi ismimi ve arkadaşların ismini, memleketlerini tek tek söyleyip tanıştırmıştım... Arkadaşın ismini sorunca adının Hüseyin olduğunu fakat memleketine sıra gelince Mardin olduğunu fısıltı halinde söylemişti. Arkadaş adına üzülmüş, yine onu rahatlatmak için gerçek duygularımı dile getirmiştim:

“ Hüseyin kardeşim, şöyle göğsünü gere gere rahat bir şekilde Mardin desene. Ben şahsen Mardin’in taşına toprağına bir Erzurumlu olarak, kurban olurum. Orası da benim memleketim. Türkiye’nin her yanı senin olduğu gibi benimde ve hepimizin... Sonra toprağın altına girdiğimizde, senin Mardinli ve Kürt olman, benim de Erzurumlu ve Türk olmam kurtuluş vesilesi olmayacak ki. Şu takımdan veya bu takımdan olmak, şu partili bu partili olmak, şu mezhepten bu mezhepten olmak, ya da zengin ve ya fakir olmak kurtuluşa vesile olmayacak ki… Hepimizin kurtuluşu insan olmak ve insan olarak bizi yaratan Allah’ı gerekli şekilde tanımak olacak.” demiştim.  Hüseyin şaşkınlıkla ve rahatlayan bir yüz ifadesi ile dinlemişti... Bir süre sessiz kaldık, araba yol almaya devam ediyordu... Ben tekrar dikiz aynasından yüzüne bakıp, sonra başımı geri çevirip:

“Hüseyin kardeş, rahat olabilirsin, bizim misafirimizsin. Eğer müsaaden olursa nasılsa sende bizim gibi İzmir yolcususun, biraz bir şeyler anlatmak istiyorum. Ama dediğim gibi müsaaden olursa.”  Hüseyin tebessümle: “Olur” diyince bende dilim döndükçe bir şeyler anlattım. Özellikle bütün kâinatı terazinin bir kefesine koysan, diğer kefesine de tek bir insan nevini ama bütün kâinattan ağır basacağını söylemem çok hoşuna gitmişti. Bu arabada olduğumuz gibi büyük bir hızla giden dünya otobüsünde de yolcu olduğumuzu, hepimizin tek derdinin imanla kabre girmek olduğunu vs. anlattık…

İzmir’e gelmiştik; Konak’ta Hüseyin’i bıraktık bende arabadan indim elimi uzattım O hamle yapıp sarıldı ve duyacağım şekilde:

“Vallahi ne yalan söyleyeyim; çekinerek bindim arabaya. Nede olsa Mardinli ve Kürt biriyim. Ama sağ olun güzel sohbet oldu ve bende bu ülkenin bir ferdi olmaktan gurur duyuyorum” demişti. Bizde kendi çapımızda, bir kişi dahi olsa o karanlık yıl; ikinci 93 Harbinden bir insanın güvenini, muhabbetini kazanmıştık… Zaten bu milletin belini büken asıl 93 Harbi ve Moskof olmadı; bizi can evimizden vuran ve her türlü ihanetleri yaşatan içimizdeki Moskoflar oldu... Ve ikinci 93 Harbinde bütün cinayetlerin arkasındaki Moskoflardan birinin de FETÖ olduğuna hiç şüphemiz kalmadı... Asıl 93 Harbini yaşamamıza sebep olan hainler meğer düşmandan daha tehlikeliymiş! Yeni 93 Harplerinden korunmak için içimizde ki Moskof FETÖ’ye ve tüm hainlere dikkat etmek zorundayız. En önemlisi de hangi görüşten olursak olalım, vatan için sımsıkı olmak zorundayız... Yoksa faili meçhul alçaklardan, faili meçhul her türlü pislik görürüz!

Toprak yorganını altına huzurla girebilmek için, toprak üzerinde, ebedi huzuru sağlayacak bir şeyler bırakmalı... “Hele şükür!.. Anlımızın akıyla dünyayı arkada bıraktık.”diyebilmek ne güzel sermaye olacaktır. Kavgalar, göz doyurmayan ihtiraslar ve her türlü kötülükleri çekinmeden yapanlar bilin ki; sadece iyiler ölmeyecek!  Elinizde garanti yok ki hayatı zindana çeviriyorsunuz! Bu millete ikinci bir 93 Harbi yaşatan alçaklar; doksanlı yılları cehenneme çevirdiniz de ne oldu? Bir kısmınız geberip gitti, bir kısmınız ise FETÖ gibi rezil rüsva oldunuz... Ama en büyük ceza bu milletin sizin alçaklıklarınızı unutmaması olacak! Nefret en büyük zindandır…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Hüseyin ZAVALSİZ 2017-12-21 00:18:34

Yazarımız güzel bir konuyu çok güzel özetlemiş; Eşref Bitlis Paşa,Gazeteci Ugur mumcu,Siyasetci Adnan Kahveci ve Cumhurbadkanimiz Turgut Özal rahmetle anıyoruz. Vatansever insanlar di şimdi olayları ve gelişmeleri daha iyi anliyoruz. Dışarıdaki düşmanlar içerdeki işbirlikçileri. Bu olayların arkasında Batı ve ABD cikiyor.