Arşiv: git
ARA

 
Ehli Sünnet Alimleri Birliği (ESAB)
 11.06.2013 00:00


Muhammet Özkılıç
Milat

Bu hafta sonu (8-9 Haziran) İstanbul Eyüp cami civarında “Ehlisünnet Âlimleri Birliği’nin tertiplediği iki günlük sempozyumdaydık. Tüm emeği geçenlere teşekkürler. Nezih bir mekânda yurdun her köşesinden ve değişik İslam ülkelerinden birbirinden değerli âlimler katılmıştı.

Konuşmacıların her biri değişik konularda sunumlar yaptılar. Bu birliğe neden ehlisünnet isminin uygun görüldüğü, ehlisünnetin tarihi misyonu, dünü bu günü gibi konular detaylarıyla anlatıldı. Ehlisünnet akidesinin, vahye dayandığı, Resulullah (sav) ve ashabının (ra) akidesi olduğu özellikle vurgulandı. Ehli beytin de sahih ehlisünnet akidesine mensup oldukları ve bidat ehli olan Şia’nın deni akidelerinden beri oldukları vurgulandı.

Ehlisünnet akidesi üzere vahdetin, ümmet ve insanlık açısından önemi vurgulandı. Dünyadaki şer güçlerinin ümmete karşı sinsice oyunları ve tüm bu plan ve desiselerin bertaraf edilmesinde yine ehlisünnet akidesi üzere birleşmenin gereğine vurgu yapıldı.

Irak, Suriye, İran, Pakistan ve Afganistan gibi ülkelerden gelerek sempozyuma katılan âlimler, oralarda ehlisünnetin dünü bugünü üzerinde önemli açıklamalar yaptılar. Kısaca ümmet topraklarının her köşesinde, yaşanan dramlar, ümmet birliğini, ümmet birliği için de ehlisünnet vel cemaatin misyonunu yerine getirmesinin önemi vurgulandı.

Diyarbakır’dan katılan Muhammed Tayyip Elçi hoca efendi’nin konusu bizim medreseler olması dolayısıyla bir kısmını özetleyerek paylaşmak istiyorum.

“Cumhuriyetin kurulmasının akabinde Tevhid-i tedrisat bahanesiyle medreseler ilga edilip tamamen yasaklandıktan sonra bu kurumlarda yetişmiş fedakâr İslam âlimleri 13 buçuk asır devam ede gelen Peygamber mirasının kendi dönemlerinde inkıtaa uğratılmasına razı olmamışlardır. Her türlü mezalime rağmen; samanlıklarda da mağaralarda da olsa, aç, susuz çıplak da kalsalar, büyük kahramanlıklar göstererek bu tedrisatı devam ettirmişlerdir. Yine bölgenin dinine sadık fedakâr halkı da gerek evlatlarını bu kurumlara göndererek, gerekse kıtlığın, fakr-u zaruretin hâkim olduğu o zor şartlarda kendi yemeğinden kısıp talebelere göndererek bu kurumların bir şekilde ayakta kalmasına destek olmuşlardır.

Medreselerin diğer eğitim kurumlarından bazı farkları:

·       Medreselerde hoca, öğrenci ve onları destekleyen halk olmak üzere üç cihetten hasbilik söz konusudur. Zira hoca verdiği dersi resmi bir vazifeyi ifa etme mecburiyetiyle değil, tamamen gönüllülük esasına ve dinî bir sorumluluk bilincine binaen vermektedir. 

·       Medrese eğitimi tamamen gönüllülük esasına dayandığından hoca öğrencisini, öğrenci de hocasını seçme hürriyetine sahiptir.

·       Tedkik ve ilimde derinleşme… Bu derinleşme yer yer gramerde yoğunlaşsa da, kayda değerdir.

·       Medresede takip edilen metin-şerh-haşiye yöntemi vesilesiyle öğrenci çok güçlü bir lisanî tahlil melekesini kazanır. Bu meleke sayesinde özel bir dille yazılmış bulunan İslami kitabiyatı rahatlıkla okuyup yorumlama.

·       Medresede ilim tahsili üstat denetiminde yapıldığından ilmi üslup ve anlayışta kargaşa ve dengesizlik örnekleri son derece sınırlıdır. Öğrenci deneme yanılma veya el yordamıyla araştırmalar yapma yerine karşılaştığı problemleri üstatlarının yardımıyla, seleflerine karşı saygısından ödün vermeden, krizsiz bir şekilde çözme imkânına sahiptir.

·       Medrese sisteminde öğrenci yazılı birikimi tahsil etmenin yanı sıra yazıya geçirilemeyen ve kuşaktan kuşağa aktarılan sözlü birikimi, ilme ilişkin menakıp ve kültürü de hoca-öğrenci arasındaki doğrudan ve birebir ilişki sayesinde tevarüs eder.

·       Müderrisin aynı zamanda cami imamı olması, halka vaaz ve hutbe irat etmesi, sevinç ve tasasında halkla beraber olması, gerektiğinde kadılık görevini yürütmesi, çevresindeki hemen her türlü problemin çözümü için merci olması gibi hususlar medrese mensuplarıyla halk arasında kuvvetli bağların oluşmasına vesile olmuştur.

·       Medreselerde günlük program sabah namazıyla başlar ve yatma saatine kadar, namaz ve yemek vakitleri hariç, kesintisiz devam eder.

·       Medreselerde haftalık tatil 24 saattir. Yıllık tatil ise bayram tatilleriyle birlikte genellikle bir ay veya 40 gün civarındadır. Yani tatil süresi açısından öğrencinin ilim tahsilinden uzak kalmasına ya da rehavete kapılmasına sebep olacak uzun bir boşluk söz konusu değildir. 

·       Medreselerde özellikle alet ilimlerinde en az 10 kitap(çık) ezberlenmektedir. Tahsil sürecinin hemen tüm merhalelerinde öğrencinin günlük olarak ezberlediği bir ödevi vardır. Bu yoğun ezber, öğrencinin her zaman alet ilimlerine ait kuralları hatırlayabilmesine yardımcı olduğu gibi o ilimlerde derinleşmesine ve sağlam bir alt yapı sahibi olmasına da katkı sağlar.

·       Birebir eğitim neticesi pratik ve sürekli bir takip ve disiplin ve benzeri nice konular, medreselerin eğitim ve terbiyesinde avantajlar olarak sayılabilir. İslami hayat ve dolayısıyla eğitimine topyekûn savaş açıldığı diktatorya dönemlerinde medreselere alternatif! Olarak açılan resmi eğitim kurumlarında ise böylesi avantajlar neredeyse yok gibidir. Sübhaneke… Bihamdike… Vesteğfiruke… mozkilinc@hotmail.com

 

 

 
 
 
 




    Ad Soyad
    Mesajınız
 
 
Bu habere henüz yorum yapılmamıştır...







Tüm hakları saklıdır © 2012
Sitemiz sadece internet üzerinden yayın yapar.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.