Arşiv: git
ARA
 
IŞİD, El Kaide ve İHH
 20.09.2013 00:00


İsmail Yaşa
Milat

 

"Suriye'de tasfiye edilmek istenen muhalif grupların kuşatılması için Ankara'nın ikna edilmesi gerekiyor.

Bu nedenle önümüzdeki günlerde Türkiye'ye yönelik baskılar ve "El-Kaide'ye yardım ediyor" suçlamaları muhtemelen daha da artacak."

Geçen Cuma yayınlanan "Bölgenin yeniden dizaynı" başlıklı yazımda söylemiştim bunları.

Daha sonra PKK'nın Suriye kolu PYD lideri Salih Müslim, Ankara'yı El Nusra'ya destek vermekle suçlayarak Türkiye'ye ve Başbakan Erdoğan'a yönelik ağır sözler sarfetti.

Dün de Taraf gazetesi yazarı Emre Uslu, İHH'yı da işin içine katarak ve güya soru soruyormuş gibi yaparak bir dizi iddiada bulundu.

Irak ve Şam İslam Devleti (IŞİD) ve El Kaide'ye bağlılığını ilan eden El Nusra aynı şey değil ve aralarında anlaşmazlıklar var.

"Irak El Kaidesi" olarak bilinse de IŞİD, El Kaide'den ve Eymen El Zevahiri'ye biat eden El Nusra'dan daha farklı ve daha karanlık bir örgüt.

Ayrıca IŞİD ve El Nusra dışında birçok İslami grup mevcut.

Suriye'de kim kimdir, sağlıklı analizler için önce onu bilmek, elmalarla armutları birbirine karıştırmamak lazım.

Türkiye'nin Suriye'de desteği SUK, SMDK ve ÖSO'ya.

Bunun dışındaki suçlamalar Baas rejiminin ve Türkiye'yi devre dışı bırakmak isteyenlerin asılsız iftiralarından başka birşey değil.

İslam Dünyası'nın yüzakı kuruluşlarından İHH'nın iddiaların göbeğine oturtulması ve olayın tâ Mavi Marmara'ya kadar götürülmesi ise çok daha başka niyetlere işaret ediyor.

Suriye devrimine yaklaşımı ve Suriye halkının haklı mücadelesine verdiği destek nedeniyle İran medyasının hedefi haline gelen İHH'yı "İran'a hizmet etmek" ile suçlamanın absürtlüğü gibi, Mavi Marmara organizasyonunun İran'ın işine yaradığı iddiası da oldukça komik.

Mavi Marmara gerçekten İran'ın işine yarasaydı, o günlerde Tahran'dan alelacele "Biz de bir gemi gönderiyoruz" propagandası yapılmazdı.

Başbakan'ın Davos'taki "one minute" çıkışı ve Mavi Marmara, tarih sayfalarına altın harflerle geçen, Türkiye'ye Ortadoğu'da büyük prestij kazandıran ve dolayısıyla İran'ı fevkalade rahatsız eden olaylar.

Bölgeyi yakından takip eden herkes bunu bilir.

Ankara, Suriye devriminin başından beri uluslararası topluma "Katliamlara seyirci kalırsanız oluşacak boşlukta istenmeyen gruplar ortaya çıkar" uyarısında bulundu.

Bugün Suriye'de IŞİD ve El Nusra varsa bunun sorumlusu Türkiye değil, oluk oluk akan kana rağmen Baas rejimine destek veren ve yeşil ışık yakanlardır.

Bu gerçek tüm çıplaklığıyla ortadayken asıl faili suçlamak yerine ortaya çıkan durumdan Türkiye'yi sorumlu tutmak için insanın ideolojisinin veya kişisel kininin gözünü kör etmiş olması gerek.

Suriye'de devrimciler bir yandan Rusya ve İran destekli rejime karşı savaşırken diğer yandan IŞİD ve El Nusra gibi yapılarla uğraşmak zorunda.

ABD ve Batı ise Suriyelilerden daha çok İsrail'in güvenliğiyle ilgili.

Türkiye, Suriye devriminin adeta nefes borusu.

O borunun kapatılarak devrimcilerin Baas rejimiyle masaya oturmasının sağlanması için Ankara'ya yoğun baskı yapılıyor.

IŞİD de bu konuda üzerine düşen görevi layıkıyla yerine getiriyor.

 
 
 
 




    Ad Soyad
    Mesajınız
 
 
Bu habere henüz yorum yapılmamıştır...







Tüm hakları saklıdır © 2012
Sitemiz sadece internet üzerinden yayın yapar.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.