Arşiv: git
ARA
 
Örnek zengin nasıl olmalı?
 26.12.2012 01:01


Prof. Dr. Ali Seyyar
Milat

 

Aslında her sosyal devlet, her bir vatandaşını zengin edemese de gelir dağılımında sosyal adaleti hedefler. Bununla birlikte sosyal devletler, en alt gelir gruplarının sosyal hayata tam katılımlarının sağlanması yönünde sosyal politikalar geliştirirler. Hedef, belki herkesi zengin etmek değil ama makro çerçevede elde edilen milli gelirden (zenginlikten) herkesin âdil bir pay almasını sağlamaktır. Dolayısıyla âdil paylaşma, ancak zenginliğin yani yüksek düzeyde bir milli gelirin sağlanması ile mümkündür. Toplumda sayıca fazla zenginlerin olması aslında yadırganmamalıdır. Tam tersine ‘bir toplumda ne kadar çok zengin varsa o toplumda o kadar az fakir insan vardır’ demektir. Fakat bu ilke veya temenni, ancak bir şartla hayatiyet bulur. İdealist bir yaklaşımla zenginlerin, sosyal sorumluluk şuuruna sahip olması durumunda toplumda sosyal denge oluşturulabilir. Aksi takdirde o toplumda yaşayan zenginler, cimri olmaları sebebiyle manevî yönden fakirdirler ve sosyal adaletsizliğin baş müsebbibidirler. Toplumsal düzeni alt üst eden cimrilik hastalığına karşı tek bir reçete vardır. Aktif şükür bağlamında cömertlik. Tabiî bu cömertlik, derece derece herkes için geçerli olmakla birlikte zenginler için ayrı bir anlam taşımaktadır. Cimri olmamanın garantisi olarak aktif şükür, gerçek anlamda üç boyutta ifa edilmelidir:

1.)Kişi, kendisine verilen maddî imkânların Yaratan’ın bir lütfü olduğunu bilmelidir.

2.)Kişi, elde ettiği nimetlere bir emanet gözüyle bakmalıdır.

3.)Kişi, nimetlerin sosyal değerini veya fonksiyonunu görüp, (imkânlar dâhilinde) cömert olmalıdır.

Görüldüğü gibi, şükür şuuru, sözlü beyanlardan ziyade zihnî (manevî) farkındalık ve fiilî eylemlerle oluşup gelişmektedir. Cömertliğini bu şekilde gösterebilen bir zengin, toplumsal görevlerini layıkıyla yerine getirebilme şansına (lütfüne) sahip olduğu için, haddizatında Yaratan’a da ayrıca şükretmelidir.

Cömertlik, Ama Nasıl?

Günümüzde zenginliğin hakkını vermek, manevî ve sosyal sorumluluk açısından en az yoksulluğun hakkını vermek kadar zordur. Yoksul, yardıma muhtaç olduğu için, hak sahibi olabilirken zengin, hak sahibini memnun etmek için çaba göstermekle mükelleftir. Servetini bir emanet olarak gören şuurlu bir zengin, yardıma muhtaç yoksul ve düşkünlere yardım etmeyi, manevî bir borç olarak telakki eder. Diğer bir deyişle varlık sahibi kişiler, varlıklarını yoksullarla gönülden paylaşabilmelidir, çünkü İslâm’a göre maddî varlıklardan yoksulların da belirli bir hakkı bulunmaktadır. Diğer taraftan hakkı olanı vermek konusunda cömert davranmak varlığın bereketlenmesine ve fakirin de mutluluğuna yol açmaktadır. Böylelikle cömertlik düsturu ile yapılan sosyal yardımların etkisi sayesinde toplumda sosyal barış, denge, kardeşlik ve huzur sağlanmış olacaktır. Cömert bir insanın eli daima açık olmalıdır, ikram etmeyi sevmeli ve özellikle muhtaçlara ihsan ve yardımda bulunmayı bir alışkanlık haline dönüştürmelidir. Sosyal adalete katkıda bulunmak isteyen zenginler, bundan dolayı Allah rızasından başka hiç bir gaye gütmeden sahip oldukları maddî imkânlarını muhtaçlarla meşru ölçüler dâhilinde paylaşabilmelidirler. Paylaşma derecesi cömertliğe ve imkânlara bağlı olarak bazen az bazen de çok olabilir. Ancak ister zengin, ister orta halli, isterse yoksul olsun kendisinden ziyade başkalarının ihtiyaçlarını önemseyen insanların ahlâkî üstünlükleri tartışılmayacak kadar ortadadır. Nitekim bu hususlarda Allah (c.c) şöyle buyurmaktadır:

-                   “Onlar, fakr-u zaruret içinde olsalar bile, diğerlerini kendilerine tercih edip öz canlarından daha üstün tutarlar” (Haşr -9).

-                   “Sevdiğiniz şeylerden (Allah yolunda) harcamadıkça ‘iyi’ye eremezsiniz. Her ne harcarsanız, Allah onu hakkıyla bilir” (Âl-i İmran -92).

Cömert olabilmenin bir yolu da fedakârlık gösterebilmek ve sosyal yardımlar dâhil yapılan bütün iyiliklerin öncelikli olarak ibadet olduğunu idrak etmektir. Fedakârca yapılan yardım faaliyetlerinin karşılığının dünya ve ahirette büyük müjdelerle bizlere gösterileceğinin manevi işaretini yukarıdaki âyetlerden görmek mümkündür. Dolayısıyla sosyal çevremizde yaşayan birçok ailenin muhtaç olabileceğini göz ardı etmeden daha dikkatli ve rikkatli davranmalıyız; akrabalık, komşuluk ve arkadaşlık yaparken, feraset ve sorumluluğumuzun boyutunu göstermeliyiz. Peki sosyal duyarlı zenginler, cömertliklerini özellikle hangi alanlarda ve kimlere göstermelidirler? Her dönemde toplumunuzda fakirler ve borçlular olabileceğine göre, başta yardıma muhtaç olanlara maddî destek sağlamak, kanaatimce isabetli bir tercih olabilir. Bunun yanında maddî durumu ne olursa olsun ilim yolunda koşan kabiliyetli öğrencilere yardımda bulunmak, toplumun sosyo-kültürel ve iktisadî kalkınmasına katkıda bulunmak anlamına geleceği için, her halükârda doğru bir yatırımdır. Cömertliğin zirvesine çıkmak isteyen fedakâr zenginler, her iki alana da yönelebilirler veya aklımıza şu anda gelmeyen birçok alanda varlıklarını hissettirebilirler. Netice itibariyle cömertlik, zenginlere yakışan güzel bir haslettir. Ancak maddî zenginlik de her şey demek değildir. Maddî kazanımlar, fikrî, ilmî, sosyal, kültürel ve ahlâkî gelişmelerle ancak bir anlam taşır. Bir başka ifadeyle şükre dayanan bir zenginlik anlayışı, kişiye hem dünyada, hem de ahirette maddî-manevî avantajlar sağlarken, manevî bir zemini ve uhrevî bir boyutu olmayan zenginlik (kapitalizm), kişiyi maddî ve manevî tehlikelere sürükleyebilir. Kısacası şükürsüz zenginlik, her yönüyle büyük bir risktir. Çünkü zenginlikte dünya malı karşısında eğilme ihtimali daha yüksektir. Onun için yukarıda izah ettiğimiz şükür boyutlarını bilfiil uygulayamayacak olanlar, zenginliği boşuna talep etmesinler. Belki de (ileri derecede) zengin olamama, birçoğumuz için daha hayırlıdır. Tevekkül ve kanaatin de büyük bir zenginlik olduğu unutulmamalıdır. Görüldüğü gibi, gelir durumları farklı da olsa hem zenginlerimiz, hem de yoksullarımız aslında çetin bir imtihanın içindedirler. Bize düşen görev, her iki durumu da bütün yönleriyle iyi tahlil etmek ve içinde bulunduğumuz duruma göre vaziyet almaktır. Bu bağlamda yoksullukta sosyal dayanışma ne kadar önemli ise maddî kalkınmada da manevî rabıtalar o kadar elzemdir.

aseyyar@sakarya.edu.tr

 

 
 
 
 




    Ad Soyad
    Mesajınız
 
  Bu habere 1 yorum yapılmıştır
sizin gibi olmalı. - 01.01.2013 15:22:39
örnek zengin bence naçizene benim kanaatim karısı için harcamalı.bazı erkekler eşlerinin sevgisini kazanmak için ev araba ortak hesap arsa vb mallar alıp eşini mutluluktan dört köşe yapabilir.. paranınyüzü sıcak tabi bazııı kadınlar için.sizi sevmeyen bazı kadınları bir anda aşık bir kadına çevirebilirsiniz.






Tüm hakları saklıdır © 2012
Sitemiz sadece internet üzerinden yayın yapar.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.