Gasp. Ipotek. İstikrarsızlık. Darbe. Darboğaz. Muhtıra. Bu kavramları son dönemde sıklıkla duyuyoruz. Her yol bu kavramlara çıkıyor. Neden mi dersiniz? Çünkü Türkiye, birileri tarafından gasp edilmeye çalışılıyor. İçimizdeki bazı akılsızlar anlamasa bile, Türkiye birileri tarafından gasp edilmeye çalışılıyor. 2013 yılından beri ABD, Türkiye’yi aşama aşama kuşatıyor, ipotek altına almaya çalışıyor.

Aslında sevgili müttefikimiz(!) bunu hep yapıyor. Yaşadığımız bu gerilim ilk değil, son da olmayacak. Gerilimin kanlı tarihi oldukça eskilere gidiyor. 1947 yılında Marshall yardımı ile başlayan iyi ilişkimiz, Türkiye’nin Kıbrıs Harekatına karar vermesi ile gerilimli bir aşamaya geçmişti. Ondan sonra neredeyse düzenli olarak gerildik. Son dönemde ise bu gerilim tırmanışa geçti iyice. Tıpkı boğa rallisine çıkan borsa gibi...  

Geriliyoruz... Johnson’un “Sayın Bay Başbakan” diye başlayan ve “Türkiye Hükümetinin, Kıbrısın bir kısmının askeri kuvvetle işgal etmek üzere müdahalede bulunmaya karar vermeyi tasarladığı hakkında Büyükelçi Hare vasıtasıyla sizden ve Dışişleri Bakanınızdan aldığım haber beni ciddi surette endişeye sevk etmektedir diyen mektubundan beri. Türkiye’nin yapmış olduğu Kıbrıs Harekatından sonra gerilim biraz daha tırmandı. Türkiye ambargo ile karşı karşıya kaldı; ta ki Bülent Ecevit’in BBC’de röportajı yayınlanıncaya kadar.

Türkiye’nin yeni savunma konseptinden bahseden Ecevit, Türkiye’nin kendine daha fazla yeten bir ülke olması gerektiğine değinir. Kendi döneminde yapıp ettiklerini bu minval üzere yorumlar. Ardından da ABD’nin Türkiye’de faaliyet gösteren üstlerini kapatabilecekleri, Rusya ve Çin gibi Batı-dışı dünyada yer alabilecekleri uyarısında bulunur. Ecevit’in bu tehdidi, oldukça etkili olur ve Amerika silah ambargosunu hızlıca kaldırıverir.

Ancak ABD ile olan iyi/düzgün ilişkimiz, çok uzun sürmez; haşhaş krizi ile yeniden tırmanışa geçer. Bu sefer ABD, “Haşhaş ekiminin yasaklanması”nı ister o dönem Başbakanlık yapan Süleyman Demirel’den. ABD Büyükelçisinin mesajını ileten Dışişleri Bakanı İhsan Sabri Çağlayangil’e Demirel; “Bizim yirmi ilimiz ve çevresinde haşhaş ekiliyor. Bizde ismini afyondan alan bir il var. Bunu yapamayız. Ama ekim alanlarını daraltabiliriz” der. Bu cevap ile yetinmez büyükelçi. Ekim alanlarının daraltılması yeterli değildir. Bu cevabın “Feci neticeleri olacak der” ABD Büyükelçisi. Ve sonra “feci neticeleri olur.” Ne oldu dersiniz?

Tabi ki; darbe, muhtıra...

Türkiye ile ABD arasındaki gerilimli ilişkinin tarihi bize şunu göstermektedir; ABD bir ülkeyi çökertmek veya gaspetmek istediği zaman, önce askeri darbe düzeneğini harekete geçirir. Olmadı muhtırayı dener. O da olmazsa iç karışıklıklar çıkarır. Yada hepsini beraber topluca dener. Amaç, o ülkenin gaspedilmesidir. Darbe veya muhtıralara zemin hazırlamak için o toplumun fay hatlarını harekete geçirir; terörü ve şiddeti azdırır.

Bu ülkenin, Türkiye’nin yakın tarihinde bunların tamamına şahit olmadık mı? 1975 ile 1980 arasında yaşamış oldumuz iç karışıklık, sadece bir iç karışıklık mıydı? 12 Eylül darbesine zemin hazırlanmadı mı? Kimseyi kandırmayalım; ABD bunu hep yapıyor. 

Şimdi de ekonomi üzerinden Türkiye’yi gasp etmeye çalışıyor. Aslında bu metodu da dünyanın farklı ülklerinde denedi; ülkeleri fakirleştirdi, borç batağına itti, yaşanmaz hale getirdi. Venezulla’yı hatırlayalım, Latin Amerika ülkerini aklımızdan çıkarmayalım. Dünyanın en güzel ülkelerini, ABD bataklığa dönüştürdü.

Tüm bu hikaye, bize şunu söylüyor;

Türkiye, kendi kendine yeten bir ülke statüsüne kavuşmalı; ekonomik istikrarını sağlamalı. Toplumsal ve ekonomik temellerini sağlamlaştırmalı. Sağlamlaşmalı. Ki birileri, bu ülkede siyaset mühendisliği yapamasın.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner623

banner624