DEAŞ ile mücadele adı altında bölgeye iyice yerleşen ABD burada kalıcı olmanın yolunu Suriye PKK’sı olan YPG ile buldu. Bir sabah uyandığımızda “DEAŞ bitti, operasyonları durduruyoruz” diyen ABD-YPG ittifakı yeni hamlelerle bölgeyi ateşe atmaya hazırlanıyor.

Kimse dönüp ABD’ye, “Bu DEAŞ nasıl bitti? Madem DEAŞ bu kadar kolay bitecekti, o zaman bölgeye bu kadar mühimmatı neden yığdınız?” diye sormuyor. Hatta canlı yayında kendi araçlarıyla DEAŞ’li teröristleri başka bölgelere tahliye eden ABD’ye, “Bu ne Coni?” diyen de çıkmadı.

ABD Türkiye’yi kuşatma çalışmalarına hız verdi. Bunu Suriye’deki PKK üzerinden yapıyor. Türkiye’nin hassasiyetlerini bilmesine rağmen müttefik! ve stratejik ortak! Türkiye’yi bir oldu-bitti ile karıştırmak istiyor.

ABD’nin yaptığı tam anlamıyla fitnedir, kışkırtmadır. İşin garip tarafı YPG’liler de bunun fitne olduğunu bildikleri halde ABD’nin her emrine evet diyor.

ABD, Türkiye sınırında YPG’den oluşan 30 bin kişilik sınır ordusu kuracağını açıkladı. Yani ABD YPG için bir alan tahsis etmiş ve bu alanı Türkiye’den koruyacak. Biz boşuna fitne demiyoruz, ABD böyle yapmakla Kürtlere, “Bakın ben sizin için neler düşünüyorum, ama Türkiye karşı çıkıyor.” diyerek Kürtleri Türkiye’ye karşı kışkırtmak istiyor.

Tam da Suriye PKK’sı olan YPG’nin ABD tarafından fitlemesi ile başlayan gerginliğe bakıp “Türkiye-YPG savaşı” gibi komik bir yakıştırmaya girmeyin hemen. Elbette Türkiye ABD’nin mahalle bekçilerinden olan YPG ile savaşmaz. Savaş devletler arasında olur. ABD piyonu YPG’li teröristlerle Türkiye arasında yaşanması muhtemel olan, DEAŞ’le olduğu gibi çatışmadır, savaş değil.

Peki, ne olacak?

ABD gibi devletler güçsüz devletleri, örgütleri, aşiretleri, STK ve toplumsal mobilizasyon kabiliyeti olan kişi/leri uygun gördüğü zamanda, uygun gördüğü işte, uygun gördüğü şekilde ve uygun gördüğü süre içinde kullanır. Bunlarla işi bitince de sırt üstü bırakır, bırakmamış ise onları daha büyük acılara sevk eder. El Kaide’ye, DEAŞ’e ve FETÖ’ye yaptıklarına bakarsanız meramım daha kolay anlaşılır.

ABD, YPG’nin hâkim olduğu bölgeye silah yığıyor, Türkiye’nin stratejik ortağı ABD, NATO ülkesi ABD.

YPG’nin bu silahlarla Türkiye ile baş edemeyeceğini bilmesine rağmen,

YPG’nin bu silahları kullanacak insan unsurundan mahrum olduğunu bilmesine rağmen,

YPG’nin Suriye sınırındaki Kürtlerden destek göremeyeceğini bilmesine rağmen ABD’nin bu silahları YPG’ye vermesindeki amacı, neye mal olursa olsun Türkiye’yi Kürtlerle karşı karşıya getirmektir. Bu ABD defalarca Kürtleri iç savaşa çekmek istediyse de %99’u ile Kürtler bu oyuna gelmedi. Amerika’nın hevesi kursağında kaldı, lakin pes etmedi. Şimdiki planı şöyle; Suriye PKK’sı olan YPG Türkiye’ye karşı kışkırtılacak, Türkiye bunun üzerine YPG’yi vuracak, ABD ve FETÖ sosyal medya seferberliği ile Kürtlerin ayaklanmasını sağlayacak.

ABD bu bölgede böyle çalışıyorsa, eğer ABD Başkanına, Pentagon’a bu planla bir kazanım elde edileceği söylenmiş ve ilgililer de bunu kabul etmişler ise, bu ABD çok yakında Ortadoğu’da batar, biter, çöker.

ABD Kürtleri tanımıyor, ABD Müslüman olmanın ne anlama geldiğini ise hiç bilmiyor. Kürtleri kullanacağını sanması ABD’nin büyük ayıbı ve kaybıdır.

Bölge Kürtleri çok ferasetli, çok basiretlidirler. Dünya siyasetini, ABD’nin bölgede yapmak istediklerini en iyi Kürtler biliyor. Molla Mustafa Barzani’den, Mesut Barzani’ye kadar ABD’nin Kürtlerle hangi oyunlar oynadığını Kürtler çok iyi biliyor.

Kürtler, başta ABD olmak üzere “7 düvel”in kendilerini Türkiye’ye karşı koz olarak kullanmalarından dolayı çok rahatsız ve bunu onur kırıcı buluyor. Çünkü Kürtlerin böylesi bir süreçte bin yılı aşkın süredir kardeş oldukları Türklerle ve Türkiye ile daha essah kardeşlikten gayrı bir talepleri yoktur.

Üstelik Kürtler Libya, Irak, Suriye örneklerini gördükten sonra 100 yıllık tecrübe kazandılar. Hafızalarını tazelediler, dostunu-düşmanlarını tanıdılar. Kısacası Kürtlerden ABD ve uşaklarına ekmek çıkmaz.

“Bin Amerika dostluğunu, yüz bin İsrail dostluğunu bir Türk/iye dostluğuna ve kardeşliğine değişmeyiz.” diyen Diyarbakırlı, Mardinli yaşlıları, gençleri tanımayan ABD daha çok kaybeder.

Ve en geç 25 yıl sonra tarih kitapları, “ABD’nin Çöküşünü Türklerle Kürtler Hızlandırdı” başlığını açacak.

İnşaallah.

Not:

Bu yazımızla Milat Gazete’mizde 6. yılımıza girdik. Milat ailesine ve siz saygıdeğer okuyuculara minnettarım.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Abdullah 2018-01-17 11:13:25

Cok dogru birazda bizimkiler irkcilik deyil ummet olsalar ama deyil hep rejon kesip asip biciyorlar su anda ortadoguda mazlum ummete en buyuk dusmanlik yapiliyor konu kurt olunca en radikali bile ates oluyor cok yazik kur an ne diyor dinimiz ne diyor bakan yok islami bu hukumet hep kullsniyor Allah her seyi goruyor

banner624