Sosyal medyada 67 saniyelik bir video ile karşılaştım. Kudüs’te bir Yahudi okulunda çekilen bu kısa videoda Yahudilerin Müslümanlara, Müslümanların değerlerine bakışını, onlara kin ve nefretini yansıtan diyaloglar yer alıyordu.

Çocuklara eğitmenleri soruyor:

Kudüs denince aklınıza ne geliyor?

(Çocuklar hep bir ağızdan cevap veriyor)

-Kutsal Şehir… Tapınak. (Buradaki tapınaktan kasıt Süleyman Mabedi’dir)

Kim Süleyman Mabedi’nin yakın gelecekte inşa edileceğine inanıyor?

(Bütün çocuklar onaylayarak ellerini havaya kaldırıyor.)

Süleyman Tapınağının inşa edileceği bölgede ne var?

-Mescid… Mescid-i Aksa…

O halde bu mescid ne olacak?

-Yıkılacak… Çökecek… Kaybolacak…

Görüntü, Kudüs’te yaşayan Arapların akıbeti ile ilgili Yahudi çocukların, “Ölecekler, sağ kalanlar burada ancak köle olarak yaşayabiliriler…” naralarıyla devam ediyor.

İsrailli Yahudilerin çocuklarına İslam ve Müslüman düşmanlığını aşılamalarını da yadırgamıyorum, çünkü geldikleri geleneğe uygun davranıyorlar.

Peki, garipsediğimiz ne?

Büyük medeniyetler kuran devletler, imparatorluklar mazlumlara dinine, ırkına bakmadan sahip çıkmıştır. Bunu, bugün bu zulmü Müslüman Filistin halkına reva gören İsrailli Yahudiler çok iyi bilirler. Bundan asırlar önce İspanya’da, Latin Amerika’da baskı gören Yahudilerin yüz binlercesini Osmanlı himayesine almıştı. Bunlardan bir kısmı yeteneklerine göre devletin en önemli birimlerinde görevlendirilmişlerdi.

Keza XII. Yüzyılın sonlarına doğru artık Müslümanlara hayat hakkı tanınmayan Kudüs Selahaddin-i Eyyubi tarafından fethedildiğinde orada yaşayan insanların inancına bakılmaksızın huzur içinde yaşamaları sağlanmıştı.

İsrail’den Filistinliler için Osmanlının tutumunu beklemek abes kaçar, ne İsrail büyük medeniyet kurmuş ya da kurabilecek bir devlettir, ne de Siyonizm insaniliği esas alır. Bu sebeple İsrail Siyonist devletinden bir beklentimiz yok, olamaz da. Bizim yadırgadığımız Kudüs kararı konusunda ABD ile ters düşseler de insan hakları, demokrasi, adalet diyen ve geçmişte medeniyetler kuran Batılı devletlerin bugüne kadar her konuda İsrail’e destek vermeleridir.

En son ABD Kudüs’ü başkent olarak İsrail’e hediye etti. Etti etmesine de, ABD bu kararla bugüne kadar beraberce İsrail’i destekledikleri Avrupalı devletlerle de ters düşmeyi göze almış bulunuyor. İşte bu noktada düşünmek lazım, neden?

Sahi neden? Neden ABD Avrupalıları, en azından Katolik dünyayı karşısına alsın? Hatta kimi Ortodokslar da ABD’yi bu konuda suçluyor.

O zaman ne uğruna? Çünkü ABD Türkiye-Rusya-İran ittifakına karşı Avrupalı dostları yanında tutmak zorunda. Bu adımla Avrupa ve diğer partner devletleri de kontrpiyede bıraktı Amerika. Bunun çok önemli bir sebebinin olması gerekmez mi?

O halde ne?

Birincisi, Trump kendisine seçim kampanyası sürecinde gelen bu teklifi düşünmeden kabul etti ve sözünü yerine getirdi diye yorumlanabilir. İkincisi, Trump söz verdiği için değil, mecbur bırakıldığı için Kudüs kararını aldı. Üçüncüsü, Trump yeni dünya düzeni için yeni ittifaklara yöneleceği için bu süreçte yanında duracak devletlerle karşısında olacak devletleri tanımak için bu taktiği uyguladı.

Hiçbiri de olmayabilir, ama aynı zamanda her üç şıkkın da doğru olması muhtemel. Ancak sebep ne olursa olsun artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Köprüler atıldı, gemiler yakıldı, dönenin kaşığı kırılsın noktasındayız.

Bugün Türkiye’nin ev sahipliğinde ve başkanlığında toplanacak olan İİT’nin alacağı karar çok önemlidir, zira Kudüs konusu sadece Arapların, Filistinlilerin Kutsal bir beldesi değil, bütün Müslümanların beldesi ve meselesidir. Bu bağlamda Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın, “ilk kıblemiz, gözbebeğimiz Kudüs konusunda tüm imkânlarımızı sonuna kadar kullanacağız, Kudüs bizim kırmızıçizgimizdir.” açıklaması diğer İslam ülkeleri için örnek teşkil etmelidir.

Müslüman dünya yaşananların Kudüs’ü İsrail’e başkent yapmaktan ibaret olmadığını, İslam dünyasına yönelik gasp, işgal ve parçalamanın öncüsü olduğunu görmelidir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Ayse Kılıç 2017-12-13 21:03:49

Rabbim sizin basiret ve hakkaniyetinizi böyle derin ve ciddi bilhassa islama olan adalet hassasiyetinizi muhafaza buyursun,sizler gibi üstadalarımızı islam ümmetine bağışlasın sayılarınızı artırsın Allah cc sizden razı olsun