Amerika Birleşik Devletleri’nin İngiltere ve Sovyet Rusya ile imzaladığı 1945 Yalta Anlaşması sonrası kurulan düzenin son taşı da sarsıntılara artık dayanmıyor.

Yalta’da yapılan anlaşmaya göre dünya, ABD, İngiltere ve Rusya arasında resmen pay edildi. Avrupa’nın mağlupları Fransa gibi ülkelerin de çıkarları bu sistemin içerisinde korundu.

Yani Avrupa sömürgeciliği kesintisiz bir şekilde devam edilmesi “halkların bağımsızlığı”nı savunan Komünist Rusya’nın imzası ile garanti altına alınmıştı. Yalta Anlaşması’ndan 1991’e kadar bütün sömürülen ülkelerin bağımsızlıkçı yanlısı kuşakları, aynı Sovyet Rusya’nın öncülüğünde on milyonlarca kurban vererek mücadele (!) ettiler.

Aslında hepsi bir kurgu idi. Solcu da sağcı da bu sömürgeci sistemin izniyle çizilen sınırların dahilinde kendince mücadelecilik oynuyorlardı. Tabi bu oyunun faturası oldukça ağırdı. Yıllar boyu bu ülkelerin genç kuşakları terörün, faili meçhullerin kurbanı oluyordu.

Sadece Türkiye’de her gün ortalama 25 genç öldürülüyordu. Bu öldürülenlerin büyük çoğunluğu üniversiteli gençlerdi. Adamlar, 1945 Yaltasında öyle bir düzen kurmuşlardı ki, “Doğu” ve “Batı” diye iki kutba bölünen dünyanın yanında yer alan sömürge devletlerinin genç kuşakları bu yandaşlığın bedelini canları ile ödüyorlardı.

Sömürgeci sol ve kapitalist devletlerin kurmayları, kurdukları bu düzenle, sömürdükleri ülkelerin genç nesillerinin birbiri ile uğraşarak dünyaya bakıp uyanmalarını engellemişlerdi. Çünkü sömürülen gençler, dünya gerçekleri ile karşılaştıklarında kardeşini boğazlamaktan vazgeçip, bu sömürge düzeninin ağababaları ile uğraşacaklardı.

Ne var ki, bu kurulu düzenin “insan hakları savunucusu ve bağımsızlıkçı” Sovyet Rusya, mızıkçılık yapıp alan genişletmek isteyince, karşıt ortağı ABD, Sovyetlerin öncülüğünü yaptığı Doğu Bloku’nu çökertmek için Yıldız Savaşları Projesini hayata geçirdi.

Aslında böyle bir proje yoktu. ABD, elindeki güçlü Hollywood ve iletişim ağı ile dünyayı yıldız savaşlarına inandırıp Rusya’nın da bu oyuna dahil edilmesini sağlamaktı. ABD, filmler üzerinden kurguladığı bu projeye inanan Rusya, ekonomik gelirlerinin neredeyse tamamını “Yıldız Savaşları” projesine ayırdı.

Daha yurttaşlarına müreffeh bir dünya sunamayan Sovyet Bloğu, Yıldız Savaşları çalışmaları ile ekonomik olarak kısa sürede iflas etti ve çöktü.

Yıldız Savaşları süresince ABD, yani Batı, hayatının hatasını yaparak bilginin tabana yayılmasına sebep oldu. Sovyetleri yıkmak için geliştirdiği iletişim teknolojisini sömürgelerine de vermek durumundaydı. Batı sömürgesindeki ülke ve kitleler, bu kitle iletişim araçları ve bilginin tabana yayılması ile birlikte gerçeğe adım adım yaklaştı.

9 Kasım 1989’da yıkılan Berlin Duvarı ile birlikte Sovyet rejimlerinde hapsedilen insanların özgürlüğe kavuştuğu iddia edildi. Aslında Berlin Duvarı’nın yıkılışı, en büyük sömürgeci ve emperyalist olan Batı rejiminin çirkin ve kanlı yüzünü gösterdi.

İletişim ağı ve teknolojisi yanısıra bilgi teknolojisi geliştikçe bunların tüketilmesinin önü açıldı. Yani insanlar birey ve toplum olarak bunlara kavuşmasının önü açıldı. Bu ön açılma ile birlikte insanların Batı’ya ve kendilerine bakışı değişerek, kimliklerine sahip çıkmaya başladılar.

Ne var ki Batı dünyası, uyanan bu kitleleri sömürmek için toplu katliamlara giriştiler. 1991’de Irak’ın 32 ve 36 paralel arasına hapsedilip işgal edilmesi, 2001’de de bu işgale uyanan bütün halklar (Ortadoğu ve Afganistan) uğradı. Irak ve Afganistan özelinde yürütülen toplu katliamlarla, uyanan diğer toplumların gözünü korkutmaya çalıştı. Bir adım daha ilerleyerek. Savaşı, terör eylemleri ile bu ülkelerin içine saçtı.

ABD, 1945 Yalta Deli Gömleği’ni bu toprakların üstünde zorla tutmaya çalışıyor.

Ancak ABD için çember daralıyor. Bütün müttefikleri ona şüphe ile bakmaya başladı. ABD’nin müttefiklerinin için karıştırdığına dair her gün yeni belgeler ortaya çıkıyor.

İslam dünyasının en güçlü ve kilit devleti olan Türkiye’de giriştiği terör ve darbe teşebbüsü gün gibi ortaya çıktı. Amerika’nın Türkiye’deki diplomatları, “İslamcı”sından PKK’sına kadar tüm terör örgütlerini yönlendirdiğine dair her gün yeni bir belge ortaya çıkıyor.

Amerika Birleşik Devletleri’nin Türkiye’de FETÖ terör örgütü üzerinden her türlü mendebur işleri yürüttüğü ortaya çıktı.

15 Temmuz darbesinin tamamen Amerikan kurgusu olduğuna dair her gün yeni bir belge ortaya çıkıyor. ABD’nin son iki elçisi bu darbe teşebbüsünde başat rolü oynadıklarına dair belgeler çıkarsa şaşmamak lazım. Çünkü 1945 Yalta deli gömleği yırtıldıkça ABD köşeye sıkıştıkça sıkışıyor ve kaza üstüne kaza yapıyor. 


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.