MİLAT’ta yazmaya başladığımız günlerde Eski Cumhurbaşkanımız Sayın Abdullah Gül hakkında büyük ses getiren bir yazı kaleme almıştık.

İnternetteki arama motoruna giren “Yabancı Kulislerde Abdullah Gül Sesleri” başlıklı o yazımızın ne kadar geniş yankı uyandırdığını görebilir.

Yankının bu kadar büyük olmasına şaşırmıştım o günlerde…

Zira, yazımın mahiyeti “bilenenlerin” altını kalın hatlarla çizmekten ibaretti.

O yazının Sayın Gül’de “şiddetli baş ağrısı”na yol açması da şaşırtmıştı beni…

O kadar rahatsız olmuştu ki Sayın Gül..

O, fevkalade “anlayışlı”, “hoşgörülü”, “yumuşak huylu”, “fikir ve ifade hürriyetinden yana” eski Cumhurbaşkanımızın yaptığını anlatayım da görün:

Efendim;

15 Temmuz darbe girişiminden haftalar önce…

Sayın Gül’ün makamından aradılar…

Kendilerinin Kayseri’de Abdullah Gül Müzesi’ni açacağını ve benim de “Beyefendi’nin davet ettiği yazarlar arasında olduğumu” ifade ettiler…

Biz de programımızda bir değişiklik olmadığı takdirde bu nazik davete icabet edeceğimizi söyledik.

Sonra…

O rezil darbe girişimi meydana geldi.

Sayın Gül’ün “açılış”ı ertelendi.

Hayli vakit geçtikten sonra…

Sayın Gül’ün makamından yine arandık.

Dediler ki,

“Beyefendi’nin açılış programı darbe girişimden dolayı ertelenmişti malûmunuz. (Şu gün) açılış gerçekleşecek. Beyefendi sizi, açılışa davet ederler. Sınırlı sayıdaki siz davetli yazarlarımızla  sohbet programı da olacak.”

Teşekkür ettik ve bir mâni çıkmazsa nazik davete icabet edeceğimizi söyledik.

O günlerde, Sayın Gül’ün hazırlıklarına ilişkin “sağlam” bilgiler ulaşıyordu.

 “Yabancı Kulisleri” de yokladık.

Sayın Gül’ün, “risk alma kapasitesini” zorlayan işlere girişmeye karar verme aşamasında olduğunu gördük…

Birileri “gaz” veriyordu, bunu anladık…

Ve o yazıyı kaleme aldık:

“Yabancı Kulislerde Abdullah Gül Sesleri!”

Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ı “devirmeye” yönelik operasyonların hız kazanmasına paralel olarak Sayın Gül’ün öne çıkartılacağının anlatıldığı bir yazıydı o.

Hakaret, asla ve kat’a yoktu.

İstihza, asla ve kat’a.

Son derece “sevecen” bir üslupla kaleme alınmıştı.

O temiz yazının son bölümünde, şunları söylemiştim naçizane:

“Sayın Gül, 3 Aralık'ta bendenizin de aralarında bulunduğu birkaç yazar ile Kayseri'de bir araya gelecek.

Umarım, Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın şahsında Türkiye'ye kurulan tezgâhlara dikkat çekmekte “hasis” davranmaz.

Her tarafa çekilebilecek (MUĞLAK!) mesajlar vermez!

Batı'nın gözüne girmek için sergilediği bütün tavırların ‘hepimize’ zarar verdiğini gözden uzak tutmaz!

Ve bu milletin ‘Reis’i asla yalnız bırakmayacağını!..”

Evet, aynen böyle bitirmiştim.

Bunlar “dost uyarıları” değil mi?

Öyle de…

Sayın Gül, kıymetli dostum, kardeşim Abdullah Gül, bu kadarına bile tahammül edemedi!..

“Gayet yumuşak”, “gayet tahammüllü”, efendime söyleyeyim; “düşünce ve fikir hürriyetinden yana” olduğu öne sürülen  Sayın Abdullah Gül’ün makamından aradılar…

Ve…

Şunları söylediler:

“Müze programı için değil de, soru sormak için gelecekmişsiniz!.. Öyle yazmışsınız!.. Bundan dolayı Beyefendi davetlerini geri çektiler!”

Hoppalaaaa!..

Israrla davet ediyorlar ve bunları yazdık diye davetlerini geri çekiyorlar.

Dedim ki, “Elçi” Efendi’ye;

“Sayın Gül’e saygı ve selâmlarımı iletiniz lütfen!..

Gezi olayları sırasında kışkırtıcı paylaşımların yapıldığı Twitter’ın birkaç saatliğine erişime kapatılmasını bile ‘demokrasi sorunu’ olarak gören Sayın Gül’ün, Serdar Arseven kardeşinin muhtemel sorularına bile tahammülsüzlük göstermesini yadırgadığımı da lütfen kendilerine iletiniz!.. ”

İlettiler mi bilmem!..

Evet efendim;

“Dosttan gelen” iki eleştiriye ve iki ‘muhtemel’ soruya bile tahammül edemedi Sayın Gül!..

“Reis’in yalnız bırakılmaması gerektiğini”  söylememize bile tahammül edemedi!..

Ki…

Zât-ı âlileri,  “Hoşgörü Âbidesi” bir Devlet Adamı!..

Öyle diyorlar yâni!..

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Vatandas 2018-01-02 02:53:26

Hüseyin Gülerce den alıntıdır,Sayın Gül, 10 Ağustos 2014’teki halkın seçeceği Cumhurbaşkanı adaylığı konusunda hep beklenti içerisinde oldu. Şahsen ben televizyon konuşmalarımda belki de on defa kendisine seslendim: Siz 7 yıl Cumhurbaşkanlığı yaptınız. Size gösterilen vefaya bir karşılık veriniz; çıkın, “Kardeşim Erdoğan aday olacaksa ben adaylığı asla düşünmem” deyiniz…

Gül bunu demedi. Hep bir şey olur da adaylığımı koyarım hesabı yaptı.

Erdoğan 10 Ağustos’ta seçilince, Gül bu defa Başbakan olmak istedi. Erdoğan, yeni dönem için Gül’le yapamayacağına artık inanmıştı ve 28 Ağustos’ta Çankaya’dan inen Gül’ün önünü kesmek için AK Parti, kongresini 27 Ağustos’ta yaptı.

Erdoğan en zor günlerinde, Gül’ü ve bugün Gül etrafında onunla bir hamle yapmaya hazırlananları hiç yanında bulamadı.

Gezi olayları, masum isteklerle başlayıp, Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı adaylığının önünü kesmek gayesiyle FETÖ’nün tezgâhladığı bir darbe girişimiydi. Cumhurbaşkanı Gül, 3 Haziran 2013’te, “demokrasi demek seçim demek değildir, gösterilerdeki düşünceler not edilmiş ve mesajlar alınmıştır” dedi. Aynı gün Erdoğan, “Ne mesajı? Aşırı uçların organize ettiği bir eylem” diyordu…

Erdoğan, 17/25 Aralık darbe girişiminde de, MİT TIR’larının durdurulması ihanetinde de, Mart 2014 yerel seçimlerinde de, Cumhurbaşkanlığı seçiminde de “kardeşim” dediği Gül’ü kardeşçesine yanında göremedi.

Hele 16 Nisan’ referandumunda ‘Hayır’ için çalışan Gül’ün yaptığını hiç hazmedemediğini, şimdiki tepkilerinden anlıyoruz.

Sayın Gül, Erdoğan’ın kendisine yönelik duygu patlamasına karşılık; “Ben bütün hayatımı millet ve devlete hizmet ederek geçirmiş eski bir cumhurbaşkanıyım. Önemli konularda görüşlerimi halkla paylaşma da tabii ki bir sorumluluk benim için” diyor.

Doğrudur, devlet adamları bir köşeye çekilmemeli, sorumlulukları gereği kendilerinden istifade edilmelidir. Ama Sayın Gül hiç ikna edici değil. “Önemli konularda konuşurum” diyor.

Türkiye Cumhurbaşkanının şakağına Avrupa başkentlerinde silah dayadılar, önemli değil mi? Sayın Gül bu konuda neden konuşmadı?

Türkiye’nin Bakanları AB üyesi ülkelere sokulmadı, PKK elebaşılarına propaganda imkânı verilirken, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Almanya’da konuşma yapmasına mahkeme kararıyla yasak getirildi. Bunlar önemli konular değil miydi?

ABD binlerce TIR’la PKK’ya Kuzey Suriye’de yardım yapıyor, önemli değil mi? Sayın Gül neden ABD’ye tek laf etmiyor?

Sayın Gül, “Cumhuriyet yazarları tutuksuz yargılanmalı” dedi ama yurt dışına kaçan Can Dündar’ın firarına bir şey demedi. Bir casusa, Avrupa başkentlerinde ödüller verilmesini görmezden geldi… Bunlar, devlet adamlarının sorumluluğuna giren önemli konular değil mi?

CHP lideri Kılıçdaroğlu 15 Temmuz için F. Gülenle birlikte “kontrollü darbe” diyor. Bir milletin darbeye dur demesini sulandırmaya çalışmak önemli değil mi? Niye bütün AK Partililer Kılıçdaroğlu’na itiraz ederken Sayın Gül susuyor?

Demek ki Sayın Gül, Türkiye için değil, kendisi için önemli konularda konuşuyor.

Artık Erdoğan ile Gül arasındaki köprüler atıldı. Bu, yeni bir dönem demek…

Spekülasyonlar var. Muhalefetin ikinci turda Erdoğan’ın karşısına Gül’ü çıkartacağı söyleniyor. 100 bin imza ile Gül’ün aday olabileceği belirtiliyor.

Gül üzerinden hesap yapanlar, Erdoğan’ın kazanmaması için çabalıyor.

Millette karşılığı olmayan hiçbir siyasi hamle, hedefe varamaz. Gül’ü düşünenler, belli ki AK Parti tabanının Gül tepkisinden haberdar değiller…

Avatar
Ahmet Selim 2018-01-02 00:36:35

Hocam biz sizin tabiribizle sayın gülün ne mal olduğunu coktan çözdük.anlattığinız mevzu çokta kayda değer değil.adam reisin şahsında tüm turkiyeye hatta tüm ümmete ihanet ediyor alenen.serdar hocam umarım yayinlarsiniz bu eleştirimi.

Avatar
Kamil 2018-01-02 02:27:45

O gul degil olsa olsa kralicenin dikeni, gunumuzun icimizdeki Lawrence ı

Avatar
Hüseyin ZAVALSIZ 2018-01-02 02:38:38

Yazıyı okurken Abdüllatif Şener geldi aklima. Sayın Gül de Abdüllatif Şener gibi olmaz insAllah yol yakınken hatasından döner ve 2007 de Cumhurbaşkanı seçtirmemek icin malum çevreler neler yapmıştı neler. Bunları hatırlayalım. Şimdi tutup yaptığına bir bakın sayın Gül un

Avatar
SABAH 2018-01-02 07:03:02

eee tad damaginda kaldi ne yapsin ingiliz kralicesi haydn dedimi hymen harekete gececek hazir kita siyon

Avatar
Hurşit GÜNDOĞAN 2018-01-02 11:23:56

gül ve cevresindekiler hiç rısk almadan ve hiç kimseyide karşılarına almadan ülke yönetiminde söz sahibi iktidar sahibi olmak istiyorlar.bayan gül i̇nti̇fada başlattı ve bay gül sustu-huyudur önemli konularda susar- o tarih itibari ile gülleri̇n işi halk nezdinde o a indi hala iner...

Avatar
Serdar 2018-01-02 10:37:25

"batı'nın gözüne girmek için sergilediği bütün tavırların" eski de olsa bir cumhurbaşkanına bunu söylemek "hakarete" girmez mi? bilemedim!

Avatar
Ali rüzgar 2018-01-02 09:11:35

hocam insan her duyduğuna gördüğüne inanmamalı..

Misafir Avatar
neva bahar 2018-01-02 14:25:59 @Ali rüzgar

mesela kendinden başlamalısın

Beğenmedim! (0)

banner623

banner624