Kişiler üzerine yazı yazmayı sevmem. Fakat insan sosyal medya da sürekli karşısına dikkat çekici paylaşımlar çıkınca kayıtsız kalamıyor. Hele ilgi alanınızla, takip ettiğiniz konularla olursa…

Son zamanlarda benzeri bir durum yaşıyorum.  Fakat bu yaşadığım durumu kaleme alıp almamakta tereddüt yaşadım uzun süre. Çünkü dikkatimi çeken paylaşımlar bir meslektaşımıza ait. Konu meslek taşlarım olunca bakış açılarına ve değerlendirmelerinden bilgi kaynağı olarak yararlanmaya bakarım. İsterse düşünce dünyamın 180 derece tersi olsun, hatta hakaretlere ulaşan yazıların aralarında ki bilgi kırıntılarından yararlanırım. Çünkü büyük çoğunluğu açık bilgi kaynağıdır. Her ne kadar belli hedefi amaçlasalar da…

O nedenle meslektaşlarımın ne yazılarına, ne yaklaşımlarına çok samimi değilsem kesinlikle cevap yazmam, tartışmaya katılmam. Fakat twitter ve Face’de 2 aydır bir meslektaşımızın P24’te yazdığı yazıların başlıkları gözüme takılıyor. Öyle garip paylaşım başlıkları ki…

Sıradan bir gazeteci bir yazar değil.  Uzun yıllar NATO’nun merkez karargâhı Brüksel’de temsilcilik yapmış, AB’yi çok iyi bilen biri. Sadece bu özelliği de yok. Asıl özelliği ise 2002’de iktidara gelen AK Parti’nin Dışişleri Bakanlığı’nda 2007’ye kadar, 2007’den 2014’e kadar da Cumhurbaşkanlığı’nda dış ilişkiler ve iletişim alanında en güçlü isim. Hatta danışmanlığını yaptığı kişi ile ilgili kitap bile yazdı.

Eylül ayının sonundan itibaren bu meslektaşımızın P24 ve T24 sitelerinde yayınlanan yazılarının Twitter ve Face’de ki paylaşımlarının başlıkları dikkatimi çekti. İsim vermeden bu meslektaşımızın bu paylaşımlarının başlıklarını tarih sırasına göre sizlere sunmak istiyorum. Çok uzun yorum ve değerlendirmelerde bulunmayacağım.

“Türkiye artık dış şantajlara açık hale geldi”

“Ölmeyin vicdanlı yaşamayı deniyin”, “Erdoğan’ın ‘ölümüne’ destekçileri”,

“Türkiye’yi 1. Lige çıkarıp 3. Lige düşürmek”

Üç fotoğraf eşliğinde,“Erdoğan’ın arka bahçesinin ürünleri” 

“Yeni Türkiye”, “Görmeyen gözlere, duymayan kulaklara”,

“Mahalle ağzı iktidarın dili oldu” ,“Mahalle ağzı, siyaset ve diplomasinin dili”,

“Erdoğan’ın Soros bağlantıları”,

“Serbest kalmanın yolu Macron ve Schröder’den geçiyor”,

“Figüranlar daha ne yapsın”, “AKP, artık figüranların partisi” ,

“Saray’da arpalık baş danışmanlık.”, “Erdoğan 36 Başdanışmanına ne danışıyor acaba”,

“Gurur duyulacak değil, utanılacak bir tablo”, “Siz, ‘iki Türkiye’den hangisinde yaşıyorsunuz”,

“OHAL olmadan yönetemiyor artık…”, “Bu bir itiraf, OHAL’siz yönetemiyorum itirafı.”,

“Sayın Erdoğan inandırıcı ve samimi değilsiniz”,

Bir fotoğraf eşliğinde “Ahmet Kaya’ya doğum günü hediyesi”,

“Devletin kurumları çöküyor”, “Devletin çöken kurumları”

“Erdoğan Putin’in dolmuşuna bindi…/Bizde Erdoğan’ın dolmuşuna mı binelim”, “Yağmurdan kaçarken doluya yakalanmak.”

“Devlet Denetleme Kurulu raporları Cumhurbaşkanlığı sitesinden kaldırılmış”

Unutmayayım, Twitter’deki paylaşımlarına gelen eleştiriler üzerine 12 yıl danışmalığını yaptığı kişiye yönelik bağlantı kuranlara cevap olarak“Ayrıca 2014 ağustosundan bu yana Sayın Gül’ün danışmanı değilim, Yazdığım, söylediğim her şeyi kendisi ile ilişkilendirmeyi de bırakın artık” diyor.

Yukarıda tırnak içine aldığımız her şey 12 yıl aynı iktidarda rol almış bir danışmanın bugünlerde gazeteci ve yazar olarak kaleme aldığı yazılarının Twitter ve Face’de paylaştığı başlıklar. Sizce garip değil mi? Yoksa sadece gazetecilik ve yazarlık refleksi mi?

Bu paylaşımların sahibi Ahmet Sever’dir. Kendisi ile tanışıklığımız sadece sahadandır. Yakın arkadaşlığımız yoktur. Niyetini de bilmem. Zaten Abdullah Gül’e danışman olmadan öncede Sabah grubunun Brüksel temsilcisi idi.

Bizim de gazeteci ve yazar olarak 12 yıl bir iktidarın en güçlü adamlarından birinin danışmanlığını yapan birinin ki bu gazeteci ve yazarda olsa paylaşımlarda kullandığı dil dikkatimizi çekti.

Bir de bu Abdullah Gül’ün adının 2019’da yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçiminde Recep Tayyip Erdoğan’a karşı hazırlandığı kulisleri ile eş zamanlı olunca…

Abdullah Bey dostumuzdur. Severim. Ahmet Sever’le hangi sıklıkla görüştüklerini de bilmiyorum.

Sessiz sedasız kulislerde 2019’a yönelik ciddi bir çalışma var. Bunu hissetmemek imkânsız. Bu her vatandaşın hakkı. Fakat bizimde görevimiz hissettiğimiz bu hareketliliği paylaşmak. Mademki kalem elimiz de.

Kalın sağlıcakla…


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Hüseyin ZAVALSİZ 2017-11-26 00:46:21

Bu danismanda kabahat yok sayın Gül sustukca bu danışman atıp tutuyor. Bu sever tıpkı Ahmet Hakan ve Akif Beki gibi davranıyor ne yaparlarsa yapsınlar Halk bunları biliyor ne o tarafa nede bizim tarafa yaranamazlar sadece malzeme ve maşa olurlar. Sayın Gül üzerine düşeni yapmamakta Dava arkadaşınin yanında olmalı ona sahip çıkmalı ve iletişimde olmalı Çünkü; Sayın Erdoğan olmasaydı ne Başbakan nede Cumhurbaşkanı olabilirdi 2007 senesini hatirliyalim ne oyunlar yapıldı Muhafazakar ve türbanlı eşin Çankaya ya çıkmaması için ama dava arkadaşı Recep Tayyip Erdoğan dimdik durup destekledi Gülü. Gül napıyor simdi? Bu makamlar gelip geçici dostluk ve vefa önemli. Sayın Gül susarak neyi amacliyorsun?