24 Haziran’ın üzerinden henüz 11 gün geçti ama yankıları hala sürüyor. Belli ki muhalefet cephesinde daha da sürecek gibi… Bu minvalde tartışmalar en çok “Muharrem İnce mi başarılı oldu, yoksa partisi mi” üzerinde yoğunlaşmış durumda. Keza her iki tarafın da aynı iddiaları dillendirmesi garip... Hem de Sn. İnce Cumhurbaşkanlığı seçimini kazanamamış, partisinin başını çektiği ittifak ise meclis çoğunluğunu sağlayamamışken… Yani söz konusu tartışma, ortadaki başarısızlığın sebeplerini aramaktan çok, bir nevi GENEL BAŞKANLIK YARIŞI istikametinde seyrediyor.

Sn. İnce her ne kadar “Kurultay istemeyeceğim böyle bir talebim yok” dese de, "Ben buradayım. Bana yürü önümüzden derlerse, ben yürümeye hazırım” notunu düşmekten de geri kalmıyor. Zira geçen haftaki röportajında “yeniden Cumhurbaşkanı adayıyım” açıklaması bunu teyit eder nitelikte. Hal böyleyken kamuoyunda; “Muharrem Bey'in yeni parti kurmaktan başka çaresi yok” diyenlerde mevcut, yerel seçimlerde kapısının çalınmasını uzak ihtimal görmeyenler de… Bunu savunanların “Kemal Bey koltuğu kolay kolay bırakmayacaktır” tezi ise oldukça manidar…  

Tabi muhalefet açısından zaman ne getirecek / ne götürecek bunu şimdiden söylemesi zor. Lakin iki ayrı ekolü temsil eden bu siyasetçilerin, ilerleyen günlerde geçmişten daha hararetli bir şekilde karşı karşıya geleceği kuvvetle MUHTEMEL… Bu doğrultuda düşünürsek benzer bir çerçeveyi, diğer muhalefet partileri için de çizebilmek mümkün. Mesela Meclise giremeyen Sn. Akşener şimdilik partisi tarafından sahiplenilse de, seçilmiş partililerin aynı tavrı ne derece sürdüreceği merak konusu. Yine yüksek perdeden açıklamalarıyla sivrilen, Sn. Karamollaoğlu’nun durumu da bundan farklı sayılmaz.

***

Takdir edersiniz ki demokratik toplumlarda, olgun bir iktidar kadar sağlıklı muhalefetin önemi kesinlikle tartışılmaz. Fikir ayrılıklarının ise belli kıstaslar gözetildiği müddetçe yararlı olduğu herkesçe malum. Seçimler işte bu mekanizmanın doğru işleyişi noktasında, hem iktidara, hem de muhalefete bir takım FIRSATLAR sunar. Fakat bu günkü geldiğimiz aşamada asıl trajik olan; yukarıda da zikrettiğimiz gibi “başarısızlığın sebeplerini aramaktan çok, tüm hengâmenin kişiler üzerinde devam ediyor” olmasıdır.  

Halbuki Türkiye’nin yönetimine talip olan muhalefet partilerinin; günübirlik yerine yüzyıllık, rövanşist bir yaklaşım yerine sağduyulu, uluslararası konjonktür yerine daha milli, yıkmacı değil yapmacı…vb anlayışları DİKKATE ALARAK, kendi öz eleştirilerini yapması toplumumuzun ortak kanısıdır. Özellikle de Vatanın bekası ve tekmil terör örgütleriyle mücadele konusunda; tipik muhalefet refleksinden sıyrılarak, iktidarla aynı safta bulunmaları diğer beklentiler arasında yer alıyor. Bilmiyorum haksız mıyım? Ama partizanları saymazsak, toplumun değişik kesimlerinden gelen yorumlar hep bu yönde seyretmekte.

O cihetle sorunun çözümü olarak; öz milli-manevi değerlerimizi DAHA ÇOK içselleştirmiş, DAHA kapsayıcı, DAHA kuşatıcı, DAHA yapıcı, DAHA anlayışlı, DAHA nazik, DAHA aklı selim, DAHA ÇOK katkı sunan, ama’sız fakat’sız terörle DAHA ÇOK mücadele eden, DAHA sorumluluk sahibi, halkın hassasiyetlerini önceleyen, iktidar karşıtlığına şartlanmamış, uyarıları DAHA seviyeli ve Büyük Türkiye doktrinine inanmış bir şekilde YENİLENMELERİ elzemdir. Bunları görebilir miyiz dereniz, işte orası şüpheli… Fakat imkânsız da olmamalı!

Hülasa önümüzde, COĞRAFİ anlamda kritik bir süreç olduğu aşikâr… Uluslararası dengelerin kayganlaştığı, bu nispette de sinsi planların havada uçuştuğu bir döneme girdiğimiz kati surette yadsınamaz. Olası tüm gelişmelerin Ülkemizi müspet veya menfi etkileyeceği ise göz ardı edilmesi gereken bir diğer husus.  O nedenle içimizde bireysel kavgaların, küçük hesapların, çıkar mücadelelerinin… hiçbir anlamı da, değeri de artık yoktur/olamaz. Zaman, hep birlikte Ülkemizin onurlu mücadelesine OMUZ VERME zamanıdır.  Çünkü Aziz Milletimiz, 24 Haziran günü bu VAR OLUŞ İRADESİNİ ortaya koymuştur. Bazı odaklar kabul etse de, etmese de… Durum tamamıyla bundan ibaret…

Vesselam…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.