Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, geçtiğimiz gün Birlik Merkezi’nde düzenlediği basın toplantısında, Eylül ayı üretici ve market fiyatlarını, üretici-market fiyatları arasındaki fiyat farkını ve tarımda yaşanan gelişmeleri değerlendirdi.

Toplantıda değinilen konuları kısaca özetleyelim;

-Dünya nüfusu önümüzdeki 33 yılda 2 milyar daha artarak 2050’de 9,6 milyara çıkacak. Bu nüfusu beslemek için gıda üretiminin yüzde 60-70 artması gerekiyor. Uzmanlara göre son 8 bin yılda tüketilen kadar gıda, önümüzdeki 40 yılda tüketilecek. Müthiş bir gıda talebi baskısıyla karşı karşıyayız. Fakat, tarımsal üretimi aynı hızla artıramıyoruz.

-Dünyamızda son 40 yılda tarıma elverişli arazilerin yüzde 30’u verimsizleşti. Küresel düzeyde her yıl İtalya kadar tarım alanı kaybediyoruz. Dünyada ciddi hasar görmüş tarım arazilerinin oranı dörtte bire ulaşıyor. İşin acı tarafı, dünyada hem kıtlığı hem bolluğu bir arada yaşamamız ve her yıl 1,3 milyar ton gıdayı çöpe atmamızdır. Türkiye nüfusunun 10 katı kadar insanın açlık çektiği dünyamızda, 9 katı insan da obeziteden muzdarip durumdadır.

-Bu ortamda, Türkiye’nin tarımsal potansiyeli dikkat çekiyor. Ülkemizde, tarımımızın yapısal sorunları çözülür ve çiftçimizin önü açılırsa, sadece ülkemizi doyurmaya devam etmekle kalmayız, rahatlıkla içinde bulunduğumuz bölgenin gıda açığını da kapatırız. Parçalanmış arazi yapısı, sulama altyapısının bitirilememiş, ekonomik örgütlenmenin tam anlamıyla sağlanamamış olması belli başlı yapısal sorunlarımız.

-Ülkemiz, son 10 yılda, 218 ülke içinde, toplam kırsal nüfus kaybında 1,5 milyonla dünyada 9’ncu, kırsal nüfus oranı azalmasında ise 27’nci sırada bulunuyor. Kırsalda nüfus tutamıyoruz. Kırsal boşalıyor. Sadece tarımın geleceği açısından değil, ülke nüfus dengesi açısından da bu çözülmesi gereken bir sorundur. Tarımdan kopacak nüfusun kırsalda tutulması, kırsalın kaderine terk edilmemesi gerekir. Tüm nüfusun üç-beş büyük şehre, batı ve güney illerimize toplanması son derece yanlıştır. Bugün Ankara ve Kars arasındaki kırsal nüfusta büyük bir azalma vardır. Bunun tersine çevrilmesi, bu bölgede büyük merkezler oluşturulması gerekir.

-Elmanın yanı sıra pirinç, kuru kayısı, kuru incir, sivri biber, nohut ve salatalıkta fiyat artışları yaşandı. Elmada geçen yıl fiyatlar oldukça düşük seyretmişti. Eylül ayı itibarıyla yeni ürün piyasa girdi. Fiyatlardaki artışın yüksek görülmesinde artan üretim maliyetlerinin fiyata yansımasının yanı sıra geçen üretim sezonuna ait fiyatla yeni ürünün kıyaslanmasından kaynaklanmaktadır.

-En son açıklanan Eylül ayı tüketici fiyat endeksinde, sadece gıda ve alkolsüz içeceklerde yüzde 0,23’lük bir düşüş oldu. Gıdada yıllık artış ise yüzde 12,5. Tüketici fiyat endeksindeki yüzde 11,2’lik artışın 2,72 puanı gıda ve alkolsüz içeceklerden kaynaklanıyor ama gıda dışında yüzde 8,48’lik fiyat artışını da unutmamak gerekiyor. Şimdi gıdadaki yüzde 12,5’lik artış göz önüne çıkarılıyor ama ulaştırmadaki yüzde 16,1’lik artış görülmüyor. Dün yurt içi üretici fiyat endeksi de açıklandı. Buradaki yıllık fiyat artışı yüzde 16,28. Ara mallarında artış yüzde 22,96’ya ulaşıyor. Enflasyonla tüm sektörlerde mücadele yapılırsa başarıya ulaşılır. Sadece gıda üzerine gidilerek enflasyonla mücadelede başarı sağlanamaz.

gozde.milat@yahoo.com


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.