Bugün son zamanların moda deyimi ‘adalet’ kavramı üzerinde duracağım.

Kısaca adaletin sözlük anlamı; “Hak ve hukuka uygunluk; hak ve hukuku gözetme ve yerine getirme. Doğruluk, adil olma durumudur.”

Bizim inancımızın temeli ve emri de adalettir. Medeniyetimizin vazgeçilmez değerlerinden olan adalet dile pelesenk edilmeyecek kadar da önemlidir.

Bir kere yatıp kalkıp adaletten söz etmek adil kılmıyor insanı. Ya da adalet yazılı dövizlerle, tişörtlerle yürümekle adaletli olunmuyor. Bu konuda kişi önce kendisini yargılamalı önce kendisini hesaba çekmeli diye düşünenlerdenim.

Çünkü adalet, insanlığın sonsuza dek ekmek gibi su gibi ihtiyacıdır!

Adalet en yakınımızın aleyhine dahi olsa doğruyu, hakkı söylemek öyle karar vermektir.

Adaletiyle nam salan ve bu konuda anıtlaşan Hz. Ömer bir gün arkadaşlarıyla sohbet ederken huzuruna hışımla üç genç girer.

Gençlerden ikisi derler ki;

“Ey Halife-i Mü’minin, bu gördüğün kişi bizim babamızı öldürdü. Allah için ne gerekiyorsa yerine getir!”

Hz. Ömer doğrulur, yüzü düşer, ayağa kalkar ve suçlanan gence yaklaşıp sorar: “Söyledikleri doğru mu?”

Suçlanan genç başıyla onaylar;

“Evet doğru.”

Hz. Ömer merakla yeniden sorar;

“Anlat bakalım nasıl oldu?”

Genç adam başlar anlatmaya;

“Ben yaşadığı kasabada hali vakti yerinde olan biriyim. Ailemle gezmeye çıktık. Yol bizi buralara kadar getirdi. Atım bu kişilerin bahçesinden meyve ağaçlarına yaklaştı. Ben ne kadar çabaladıysam da atımın meyveleri yemesine engel olamadım. Bu kişilerin babası içerden sinirli bir şekilde çıktı. Atıma büyükçe bir taş attı. Atım oracıkta öldü. Bu durum nefsime çok ağır geldi. Ben de yerden aynı taşı aldım, ona attım. Bu kez de babaları öldü. Kaçmak istedim fakat bu kişiler beni yakaladı. Durum bundan ibarettir.”

“Söyleyecek bir şey yok” der Hz. Ömer ve ardından ekler “Madem suçunu da kabul ettin o halde duruşma bitmiştir. Bu suçun cezası idam!”

Bunu duyduktan sonra idam cezasına çarptırılan delikanlı tekrar söz ister;

“Efendim, son bir isteğim var. Ben memleketinde zengin bir insanım. Babam ölmeden önce bana çokça altın bıraktı. Gelirken kardeşim küçük olduğu için saklamak zorunda kaldım. Şimdi siz bu cezayı infaz ederseniz yetimin hakkını zayi ettiğiniz için Allah (cc) huzurunda sorumlu olursunuz. Bana üç gün izin veriniz. Ben emaneti kardeşime teslim eder, gelirim.”

Hz. Ömer bir süre düşünür. “Geri geleceğinden emin olabilmemiz için yerine rehin bırakabileceğin kimsen yok. Buralarda kimse de seni tanımaz ki rehin olsun.

Bu sözün üzerine genç adam etrafına şöyle bir göz atar ve birini işaret eder.

“Bu zat benim yerime kalır, ey Halife-i Mü ‘minin” der.

Gencin işaret ettiği zat Peygamber Efendimiz ’in (SAV) en iyi arkadaşlarından ve daha yaşarken cennetle müjdelediği Amr İbni As’dır.

Hz. Ömer, Amr’a dönerek;

“Ey Amr, delikanlıyı duydun. Ne diyorsun?” diye sorar.

Amr İbni As bir an bile tereddüt etmeden üç kelimeyle cevap verir;

“Evet, ben kefilim.”

Genç adam serbest bırakılır. Atına binip dörtnala uzaklaşır.

Zaman geçer, artık üçüncü günün sonu gelmek üzeredir. Bir başka deyişle vakit dolmaktadır. Gençten haber yoktur… Medine’nin ileri gelenleri Hz. Ömer’in huzuruna çıkarak gencin gelmeyeceği, dolayısıyla Amr İbni As’a verilecek idam yerine öldürülen kişinin diyetini vermeyi teklif ederler fakat oğulları razı olmazlar.

Hayır, babamızın kanı yerde kalsın istemiyoruz” derler.

Bunun üzerine Hz. Ömer kendinden beklenen cevabı verir.

“Kefil babam da olsa fark etmez! Cezayı infaz ederim!”

Hz. Amr İbni Asise tam bir teslimiyet içerisinde konuşur;

“Ey Halife, biz de sözümüzün arkasındayız. Ölmeye hazırız!”

Amr İbni As’ın idamı için hazırlıklar tam başlayacakken kalabalıkta ani bir dalgalanma olur, atını dörtnala koşturan birisi insanların arasına dalar. Atını durdurur ve Hz. Ömer’in huzuruna çıkar.

Gururlu, onurlu bir ifadeyle;

“İşte geldim ey Mü’minlerin Emiri”der!

Hz. Ömer gence sorar; “Ey evladım, geldiğinde öldürüleceğini bildiğin halde, yerine de tanımadığın birini bıraktığın halde neden geldin?”.

Genç başını kaldırır ve şöyle der:

“Ahde vefasızlık etti dedirtmemek için geldim.

Adalet timsali Hz. Ömer başını bu defa Amr İbni As’a çevirir ve der ki;

“Ey Amr! Sen bu genç adamı tanımıyorsun, nasıl oldu da onun yerine kefil oldun?”

Amr İbni Askendinden emin bir biçimde herkesin tüylerini diken diken eden o meşhur cevabını verir;

“Genç adam bu kadar insanın içerisinden beni seçti. İnsanlık öldü dedirtmemek için kabul ettim!”.

Bu sırada babaları öldürülen gençler gözyaşları içinde “biz bu davadan vazgeçiyoruz” derler.

Bu sözün üzerine Hz. Ömer sorar; “Biraz evvel babamızın kanı yerde kalmasın diyordunuz, ne oldu da vazgeçiyorsunuz?”

Gençler şu cevabı verir;

“Şu dünyada merhametli insan kalmadı” dedirtmemek için…

Frank Herbertin adalet konusunda tespiti de tam yerinde;

Dünya dört şeyin üzerinde durur: Bilgelerin ilmi, yücelerin adaleti, haklıların duası ve yiğitlerin cesareti.”

Son sözüm…

Adalet bizim sonsuza kadar; ilk öğüdümüz, son öğüdümüz olmalıdır insanlığa…

Adalet bizim; ilk sözümüz, son sözümüz olmadır giderken arkamızdan…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
haşim 2018-07-26 09:19:06

süper süper bir yazı. ah insanlığın ne çok ihtiyacı var adalete, ahde vefaya. kaleminize sağlık lokman bey.

Avatar
Müstekim Akdoğan 2018-07-26 10:31:10

Yazınız muhteşem, tebrik ederim. Devamını bekleriz inşAllah

Avatar
Merin EREN 2018-07-26 10:56:27

Sevgili Lokman,
Kalemine, yüreğine sağlik, Rabbim; Azmini, Bilgini, yüreğinde olani kalemine aktarmayi ömür boyu nasip etsin inşAllah,
Selam ve Dua ile,

Avatar
Necdet Meşe 2018-07-30 11:29:43

sevgili lokman kardeşim yüreğine sağlık. her millete hava gibi, su gibi, ekmek gibi gerekli olan adalet kavramını böyle çarpıcı bir üslupla hatırlatanlara, bu uğurda kalem oynatanlara selam olsun...

banner623

banner624