Yeryüzünde insanlık tarihi boyunca iktidar savaşlarından gündelik hayata, ahlaktan ekonomiye insanın değdiği hangi alan olursa olsun, “adalet” tüm bunları dikine kesen kapsayıcı bir kavram olrak ortada durur.

Kitleler adalet arayışıyla meydanları doldurur, iktidarlar adalet vaadiyle kendilerini konumlandırırlar ve insanlar arası ilişkiler de adalet ile düzen ve dirliğe girer. Bugün de dünya adaletsizlikten muztariptir. Bu ıztırabının başında da ekonomik bölüşüm ve paylaşım, sömürüler, çatışmalar ve zulüm oluşturmaktadır.

Zygmunt Bauman’ın verdiği rakamı tekrar edecek olursak, bugün dünya gelirlerinin yüzde 85’ini yüzde 10’luk bir kesim kontrol etmektedir. Buna göre, dünya ölçeğinde besinlerin yetmemesi diye bir durum söz konusu değildir. Sorun; insanların bunları kendi aralarında adaletli bir şekilde paylaşmamalarıdır. Bu durum, günümüz toplumlarında bölüşüm ve paylaşımda adalet başlığıyla karşımıza çıkmaktadır. Şöyle dünya ülkelerinin durumu bir gözden geçirilecek olursa, çoğunluk temel problem de budur.

Peygamberlerin tarih boyunca mücadelelerinin nirengi noktasını da burası oluşturmaktadır kanaatini taşımaktayım. Zira toplumda diğerleri üzerinde tahakküm kuran ve artı gelirlerin tamamını temellük eden bir azınlık, peygamberlere karşı da bunun mücadelesini verirler. Aslına bakılırsa putperestlik de, büyük ölçüde bu düzeneğin ideolojisi olarak boy gösterir. Peygamberler de bu yönde adaleti gerçekleştirmek isterler.

Sömürü ve zulümler de artarak dünya ölçeğinde yayılmaya ve kitleleri mağdur etmeye devam etmektedir. Dünyanın çok farklı yerleri, istikrarlı istikrarsızlıklarla kontrol edilmeye çalışılmaktadır. Bu, özellikle günümüzde “şeyleri değiştirme” mentalitesinden kaynaklanmaktadır. Haliyle bu mentalite, ancak “güç” merkezli olarak hareket etmektedir.

Bugün pratikte iş, liyakat, insan-insan ilişkileri, gelir paylaşımları, rüşvet, hırsızlık vb. bir çok alt başlıklarla adalet insanların gündeminde olmya devam etmektedir. Yetkin Düşünce dergisi, 2. sayısında bu konuyu gündeme getirmiştir. İçerisinde farklı yazarların farklı boyutlarda “insan”a değecek şekilde adaleti analiz ettiklerini göreceksiniz.

Adalet, bir şeyi yerli yerine oturtmaktır ve hikmetle bu açıdan yakından bağlantısı vardır. Bu sebeple adaletin yerli yerine ikamet ettirilmesi lazımdır. Bu sayıda “adaleti ikamet erttirmek” başlıklı yazı bana ait. Yanı sıra, konuyla ilgili yetkin isimler olan Ömer Çaha, Şaban Ali Düzgün, Ayşe Yaşar Ümütlü, Abbas Pirimoğlu, Muhammer Özdemir, Ümit Aktaş, Emre Bağçe, İlhami Güler, Mehmet Azimli, Adnan Demircan, Kadir Canatan, Mustafa Çevik, Buğra Kalkan, Muhammet Çelik analizleriyle katkıda bulunmaktadırlar.

Yetkin Düşünce dergisinin bu sayısında iki önemli isimle röportaj da bulacaksınız. Ak Parti’den konuyla ilgili çabalarından tanıdığınız Reşat Petek ile CHP’nin entelektüel isimlerinden Mehmet Bekaroğlu beyler de görüşleriyle dergimizi zenginleştirmişlerdir.

Yetkin Düşünce dergisine, gerek yazarlar gerekse okuyucular açısından çok büyük ilgiler gördük. “sivil yazı ve tartışma” konusunda ülkemizde büyük bir boşluğun olduğunu tekrar edelim. Bunun  gerçekten Türkiye’de düşünce üretmek isteyen entelektüel çabalar için “heyecan “oluşturduğunun tamamen farkındayız. Dergimiz sağcı, solcu, liberal, İslamcı, gelenekçi, modernist vb. kendilerini hangi düşünsel kategoriden tanımlarsa tanımlasın bütün yazarlarımıza açıktır. Biz herkesin kendisini ifade etmesinden yanayız.

Tikel, köpük tartışmalardan bıkmış, daha derinlikli, evrensel bilgiye hasret bir okuyucu kitlesinin kendisini Yetkin Düşünce dergisinde bulduğunu gözlemliyoruz. Yetkin düşünce kaliteli tartışmaların adresi olmaya devam edecektir.    

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.