Birey ve toplum hayatında olması gereken en önemli değer adalettir. Adaletin ne olduğunu anlamaya, adaletin ne olduğunu anlamlandırmaya toplumların her zaman ihtiyacı vardır. Adalete verilen anlam kaçınılmaz olarak toplumların yaşadığı tecrübeler ışığında şekillenmektedir. Ankara’da yapılan 1. Adalet Şurasını adalete toplumsal tecrübe ışığında anlam verme çabası olarak değerlendirebiliriz.

Adalet, bütün ideolojilerin, yapay kültürel kalıpların ve üstünde olan doğal insani değerdir. İnsanın fıtri bir şekilde sahip olduğu insan onuru ve özgürlüğü adaleti zorunlu kılmaktadır. Doğal hukuk, insanın doğal adalet ihtiyacından kaynaklanan bir yaklaşımdır.

Fıtrat dini olan İslam, insan hayatında üzerinde titrenmesi gereken değerin adalet olduğunu hep vurgulamaktadır. Adalet Şurasında yöneticilerin asli ve birincil vazifesinin adaleti sağlamak olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanımız Erdoğan, Rahmet Peygamberi’nin Allah’ın adil olanları sevdiğini söylediğinin altını çizmiştir. Müslüman tecrübesinde adaletin somut pratik modeli olarak düşünülen Hz. Ömer’in yönetim modeli, hakkın hak ettiği yerde korunmasına dayanmaktadır. Hidayet ve şifa kaynağı Kur’a’ı Kerim, insanların öfke ve intikam gibi sübjektif gerekçelerle başka insanlara ve toplumlara zulüm etmemeleri şeklinde adaletin kendisi olan evrensel ilkeyi koymaktadır.

İnsan hayatındaki her şey adaletle başlamalı, gelişmeli ve bitmelidir. İnsan olarak hayatımızı ve varoluşumuzu sadece adalet temelinde gerçekleştirebiliriz. Adalet Şurasında Cumhurbaşkanı Erdoğan, Konfuçyüs’ün şu sözüne atıfta bulunarak adaletin her şeyin ölçüsü olduğunu vurgulamıştır: “ Adalet, Kutup Yıldızı gibi yerinde durur, geri kalan her şey onun etrafında döner.” Adalet, Kutup Yıldızı gibi toplumlara yol göstermelidir. Adaletin ışığını zayıflatan ve karartan toplumlar, istikametlerini kaybetmekte ve büyük felaketlerle karşılaşmaktadırlar.

Adaletin amacı, insanları kanun adı altında dar çerçevelere, formlara veya kurallara hapsetmek değildir. Hukuk, kanunların teknik kataloğu değildir. Adaletin amacı, insanın özgür olarak yaşamasıdır. Hukuk ve özgürlük birbirinden ayrılmaz değerlerdir. Özgürlüğün asıl, yasakların istisna olduğu ilkesi, hukukun ve adaletin olmazsa olmazıdır. Hukuk ve özgürlüğün birbirinden koparılmayacağı, hukuk ve özgürlüğün bir bütün olduğu gerçeğinin farkında olmak, adaletin anlamını sahih bir şekilde idrak etmek için gerekli olan bir husustur.

Hukuk, insanların sübjektif varlıklarını yani iç dünyalarını kontrol altına alma aracı değildir. Örneğin birincil özgürlük olarak değerlendirilen din ve vicdan özgürlüğünün forum internum (içsel forum) ve forum externum (dışsal forum) şeklinde iki boyutu vardır. Din ve vicdan özgürlüğü, insanın sübjektif dünyasında mutlak bir şekilde özgür olmasını, dış dünyasında ise başkalarına zarar vermediği sürece istediği inanca, düşünceye veya felsefeye göre bireysel ve toplumsal düzeyde hayatını yaşamasını içermektedir. Adalet, insanın manevi, ahlaki, düşünsel, sübjektif ve içsel olan deruni varlığının tamamen özgür bırakılmasını gerektirmektedir.

Adalet, keyfi olanın ve güçlü olanın çıkarlarını koruma aracına indirgenebilecek bir değer değildir. Adalet ve hukukun araçsallaştırılması, bir toplumdaki bütün ahlaki ve sosyal ilişkilerin çürümesi ve yozlaşması şeklinde bir sonuç doğurmaktadır. Hukuk ve adaletin istismar edilmemesi ve araçsallaştırılmaması gerekmektedir. Gücün ve çıkarın adalete hükmetmesi, aslında hukukun, hakkaniyetin ve insanın birlikte ortadan kaldırılması anlamına gelmektedir. Adalet, hukukta sadece somut, objektif ve kesin olan insani durumların ölçü alınmasını zorunlu kılmaktadır.

Adaleti tesis etmekle görevli hukuk kurumlarının hiçbir grubun, partinin, cemaatin, tarikatın veya yapının kontrolüne girmemesi lazımdır. Son on beş yılda ülkemizin adalet altyapısının güçlendirilmesi için adliye sarayları yapılmış ve UYAP gibi sistemler devreye sokulmuştur. Cumhurbaşkanı Erdoğan, UYAP sisteminin FETÖ çetesinin eline geçtiği gerçeğine vurgu yapmıştır. UYAP ve HSYK gibi adli mekanizma ve kurumları ele geçiren FETÖ çetesi, ülkemizde birçok zulüm gerçekleştirmiştir. FETÖ çetesinin adalet sisteminin içine sızması ve kontrol edici güç konumuna gelmesi tecrübesinden çok ciddi derslerin çıkarılması lazımdır. FETÖ’nün yargının içine yerleşmesi tecrübesinden çıkarılacak en önemli ders, her türlü paralel yargı girişiminin adaleti ortadan kaldıracağı ve yargıyı bir zulüm ve baskı mekanizmasına indirgeyeceği gerçeğinin farkında olmaktır.

Adalet, insanı esas alan bir değerdir. Hukukun üstünlüğü, eşref-i mahlukat olan insanın üstünlüğüdür. Hukuk, toplumdan ve insandan kopuk kanun teknisyenliği yapma faaliyetine indirgenmemelidir. Hukuk, insani ve içtimai tecrübeye dayanan, gelişen ve değişen bir alandır. Hukukun psikoloji, sosyoloji ve felsefe ışığında anlaşılması lazımdır. Ülkemizde hukuk psikolojisi, hukuk sosyolojisi ve hukuk felsefesi alanlarında ciddi çalışmaların yapılması ve araştırma merkezlerinin kurulmasına ihtiyaç vardır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Kari 2018-01-12 21:47:04

Bunlari kime yaziyorsunuz adalete inaniyormusunuz yoksa bize adil desinler diyemi yaziyorsunuz