Yıl 2012. Kemal Kılıçdaroğlu ile röportaj yapmak isteyen yazar arkadaşımız soruyor. “Sayın Kılıçdaroğlu Tunus’ta Muhammet Buazizi'nin kendisini yakmasıyla alevlenen Arap Baharı hakkında…” daha soruyu tamamlamadan Kılıçdaroğlu beklenmedik bir hamleyle kayıt cihazını kapatır ve “ Bir dakika kim bu Muhammet Buazizi?” der. Yazar arkadaş sadece Muhammed Buazizi’yi değil tüm süreci özetler ve röportaj devam eder…” Bölgede olan bitenden haberi olmayan ancak önüne konulan bilgileri ve talimatları uygulayan bir şahsın bugün Afrin operasyonu hakkında olumsuz görüş beyan etmesine şaşırmıyorum.

Çorlulu Ali Paşa Medresesi’nin arka odalarından birinde yarım metrelik purosunu yakarak üçüncü dünya ülkesi olarak gördükleri ülkemizi ve başındaki lideri eleştiren, ABD namına kaygılanarak Karar’lı bir kadro kurmak isteyen zevatın da bundan bir farkı yok.

Amerikan emperyalizmine göbekten bağlı sadık, ruhsuz, omurgasız kişilikler için bölgenin 300 yıllık geçmişi ve üzerinde oynanan oyunların kurulan tuzakların bir önemi yoktur. Bugün Afrin operasyonuna karşı olanlar istisnasız aklını, ruhunu, vicdanını Amerikan sistemine teslim etmiş sadık kölelerdir. Onlar için esas olan ABD’nin ve İsrail’in çıkarlarıdır. Net!

Oysa Afrin operasyonu tam anlamıyla bir beka meselesidir. Ahmet Davutoğlu’nun yanlış Suriye politikasının trajik bir sonucudur.  Bugün en az 10 farklı ülkenin ve en az beş ülkenin çıkarı olduğu bir bölgeden bahsediyoruz.

Bilindiği gibi ABD, Kuveyt’in işgalinden sonra İran’ın iki yıl içerisinde gitmesini bekliyordu. Pentagon raporlarında geçer bu. İşler planlandığı gibi gitmeyince “ demokrasi” kisvesi altında Irak’ı işgal ederek bölme planına geçildi. Bunu kısmen başardılar ancak 15 yıl Irak’tan çıkamadı. Bu durum kendi kamuoyunu da ikna edemedi. Öyle ki The Situation, In the Valley of Elah,Grece is Gone, Rdected, Last Man Home, No True Glory: Battle of Fallujah gibi son 10 yılda 93 eleştirel film çekildi.

 

Bu sebeple ABD,  kendi askerini değil PKK üzerinden bir ordu kurmanın planlarını yaptı. PKK’nın terör örgütü olarak görülmesi sebebiyle adını PYD ve YPG koydu. Öyle ki ABD Özel Kuvvetler Komutanı Orgeneral Raymond Thomas’ın pişkince itiraf ettiği gibi YPG bir günde SDG(Suriye Demokratik Güçleri) oluverdi.

Bakınız ABD’deki Brown Üniversitesi’nin hazırladığı rapora göre(NETA Crawford)  ABD, 11 Eylül saldırılarından sonra bölgede düzenlediği operasyonlar için tam 5 trilyon dolar para harcadı. ABD’den gelen haberlere bakmayın, bu kadar para harcayan bir ülke bugün ne Afrin’den ne de İsrail’in Büyük Kürdistan projesinden vazgeçecektir. Mesele bu bakımdan önemlidir.

Şimdi buradaki nihai hedefi söyleyelim.  Kuzey Irak referandumu ile ilgili bir yazımda, bu referandumun İsrail tarafından tarihe not düşülen bir reformundum olduğunu özellikle ifade etmiştim. 15 yıl sonrasının planı için cebe konulan bir referandumdu o. İsrail, Suriye’de İspanya’daki ayrılıkçı Katalonlar gibi federal bir Kürt devletinin kurulmasını istiyor.

Çünkü ileride burada da bir referandum yaptırmak ve Kuzey Irak’ı Suriye’ye bağlayarak Büyük Kürdistan projesini/hayalini gerçekleştirmek istiyor. Öyle ki Wikileaks’in sızdırdığı ABD eski Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’a ait yazışmalarda Clinton’ın Suriye’de rejimin devrilmesini İsrail’in çıkarı için istediğini ortaya koymuştu. Davutoğlu dönemi…

Kısacası bugün Suriye’de kurduracak olduğu Kürt devletini ileride ayrılmaya zorlayacak ve cepte olan Kuzey Irak referandumunu da gündeme sokarak Büyük Kürdistan hedefine ulaşmaya çalışacaktır.

O günlerde Kuzey Irak referandumunu destekleyenlerle bugün Afrin operasyonuna karşı olanların aynı safta olması o yüzden pek şaşırtıcı değildir.

Bugün Suriye, ağırlıklı olarak Rusya’nın kontrolünde. Kim ne derse desin Rusya bin yıllık sıcak denizlere inme hayalini gerçekleştiren ve bu süreçten en karlı çıkan ülkelerden biri oldu.  Erdoğan, İran ve Rusya ilişkilerini düzeltmeseydi bugün Türkiye çok ciddi bir beka sorunuyla karşı karşıya kalacaktı.

Erdoğan’ın Ruhani’yi arayarak İran’da çıkan ayaklanmayı emperyalistlerin bir oyunu olarak ifade etmesi ve İran’ı desteklemesi bugün Afrin operasyonu için elimizi güçlendirmiştir. Keza Rusya ile yapılan görüşmelerin de önemli bir nedeni budur. Türkiye içerideki ihanet şebekesine rağmen tüm diplomatik dengeleri gözeterek süreci sabırla yönetiyor. Çünkü bu bir beka meselesidir. Ve ne olursa olsun Türkiye, Ortadoğu’daki kantonlaşma hayaline dur demelidir, demek zorundadır. Yazıyı tamamlarken operasyon başlamıştı. Allah ülkemizin yardımcısı olsun.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner623

banner624