Operasyondan 10-12 gün önce yapılan iyi bir hazırlık…

Bu noktada Hükümet kanadı “uluslararası hukukun gerekleri” kapsamında üzerine düşen diplomatik ve diğer ön hazırlıkları ve girişimleri eksiksiz yerine getirirken Silahlı Kuvvetlerimiz de askeri hazırlıklarını nokta nokta, santim santim detaylandırarak hazırladı.

İşin bir de siyasi ve psikolojik hazırlığı vardı. Onu da Sayın Erdoğan’ın önderliğinde başta Dışişleri Bakanlığı olmak üzere diğer bakanlıklar yerine getirdi.

Her yönüyle iyi bir hazırlığın ardından başlayan bir operasyon.

Her devlet, bekasını ve güvenliğini tehdit eden unsurları bertaraf etmek için harekete geçer. Türkiye de onu yaptı.

Operasyonun zorluğu…

“Zeytin Dalı” operasyonu başladığı gibi kolay mı biter?...

TSK’nın paylaştığı bilgiler operasyonun kolay geçmeyeceği yönünde…

YPG, PKK, DEAŞ ve diğerleri operasyonun ardından köylere çekildi. Yani kendilerine göre cephe noktalarını artırıyorlar.

Teröristler diğer taraftan; kadın ve çocuklar başta olmak üzere sivilleri kalkan olarak kullanıyor. Bu durum operasyonun zorluk derecesini artırmakla beraber hassas ve dikkatli olmayı da gerektiriyor. Haliyle ordumuzun yavaş ilerlemesine sebep olacak, bu durum.

Bunu, Fırat Kalkanı operasyonunda da yapmışlardı. Bu sebeple de operasyon süresi uzamıştı.

Karşıda; adı üstünde terörist grup veya gruplar var. Başka bir şey de beklenemezdi, zaten.

ABD ve diğer devletlerin tavrı…

ABD’nin, Türkiye’nin tüm uyarılarına rağmen DEAŞ’a karşı mücadele “bahanesiyle” YPG/PKK’yı silahlandırması…

Bu silahlandırma sebebinin asıl olarak Türkiye’ye karşı yapıldığını devlet ve millet olarak 1,5 yıl önceden görmüyor değildik.

ABD’yi ve diğer batılı devletleri “mantık ve hukuk kuralları” çerçevesinde anlamak mümkün değil.

Ne oldu?..

DEAŞ’la mücadele bittiğine göre silahları neden toplamadınız?..

Öncesinde karşı durduğunuz Zeytin Dalı Harekatı’nın başlamasından sonra neden “işbirliği yapabiliriz” açıklamalarını yaptınız?..

Çelişkiler… Çelişkiler…

Biz sizin ne yapmaya çalıştığınızı çok iyi biliyoruz da… Hadi neyse…

Türkiye’nin artan prestiji…

ABD başta olmak üzere birçok batılı devlet, harekatın başlamasından sonra işbirliği açıklamalarını deklare ettiler, ancak engellemek için de var güçleriyle çalıştılar.

Öncesi ve sonrası ile ortaya çıkan konjonktürel duruma rağmen hem diplomatik hem politik hem de askeri anlamda gösterilen başarı, ardından “Zeytin Dalı” operasyonunun başlatılması Türkiye’ye daha farklı, daha yüksek, daha etkin bir konum kazandırmıştır.

Bu saatten sonra Türkiye’ye rağmen artık belli şeylere kalkışılmayacağını veya kalkışılmadan önce Türkiye’siz hareket edilemeyeceğini düşünüyorum.

Öncesinde uluslararası arenada oluşturulan olumsuz duruma rağmen bu harekatın “başlatılması” ve “kararlılıkla uygulanması” Türkiye’ye daha yüksek bir prestij kazandırmıştır.

Diğer önemli bir husus da harekata milletimizin verdiği destek... Bu desteğin “gerekli” yerlere “önemli mesajlar” verdiğine eminim.

Evet… Başaracağız. Hem de atılan kurşunlara mukabil “Zeytin Dalı” ile… Bazen “Fırat Kalkanı” ile…

Biz yeni bir Dünyanın, güzel bir medeniyetin inşasına namzediz… Hem de tüm insanlık düşmanlarına… ABD ve batılı devletlere rağmen…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.