Nihayet Afrin operasyonu başladı. Operasyona ‘Zeytin Dalı’ gibi soft bir isim konulması da oldukça isabetli olmuş. Afrin operasyonu ile ilgili Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Yıldırım’ın söylemlerinden hızlı ve belli bir alan (30 km) vurgusu yapılıyor. Anlaşılan Rusların hava desteği ve İran’ın isteksiz sessizliği, operasyonun belli bir sınır dahilinde yapılacağını gösteriyor. Türkiye –mümkünse - Afrin ile Fırat Kalkanı’nın yapıldığı bölgeyi bir şekilde birleştirmeli.

Sanırım ‘Kervanı yolda düzelticeğiz’.

TSK ve Mehmetçik, başta Afrin yer altı tünelleri olmak üzere, ABD’nin askeri teçhizat, eğitim ve teknolojik destek verdiği PYD/PKK unsurlarını çok rahat inşallah bertaraf edecektir.

Afrin operasyonunu 4. gününe girildi. Güvenlik uzmanları operasyonun 3-4 ay süreceğini söylüyor. Ancak, ABD tehdidi, geniş zaman içerisinde bertaraf edilemez. Zaten ABD’nin ne yaptığı açıktan belli. Rus, İngiliz ve Çin yayın organları da operasyonu meşru bir zemine oturttu bile. Hemen burnumuzun dibinde, 5.000 tır ağır silah yığılmış, 70.000 kişilik milis/ordu kurulmuş. 12 askeri üs oluşmuş. Neyi bekliyoruz? 10.000 tır daha askeri malzeme mi bekliyoruz ? 200.000 kişilik ordu mu kursunlar? Yoksa 12 değil 50 üs, 10 Havaalanı daha mı oluştursunlar?Türkiye aynı anda Menbiç operasyonu da başla(t)malı. Yani, “Gündüz kandilini hazırlamayan, gece karanlığa razı demektir.“ Afrin’i zaten çevrelemişiz. Uluslararası konjonktürde arkamızda. ABD’ye karşı Ruslar ve özellikle İngilizler, başta kendi menfaatleri için BMGK’de Türkiye’yi yalnız bırak(a)mazlar. Bölgede İran, Pakistan, Katar, Irak uluslararası arenada Çin, Rusya ve İngilizlerle aynı kutuptayız. İslam ülkeleri (her ne kadar kukla rejimler tarafından yönetilseler de, kendi toplumunu karşısına alamayacakları için ) -açık- karşımızda yer alamaz.

Kimse kusura bakmasın sadece Afrin yetmez, aynı anda Menbiç’ten de bir girişim başlatılmalı. Zira ABD’nin, Türkiye’ye yönelik PKK/PYD üzerinden ciddi bir -tehdidi bile demiyorum- işgal planı var. “En iyi zırh hedeften uzak durmaktır’’denir. ABD’nin hedefi de Türkiye. Türkiye, bir an önce bu riski minimize, hatta yok etmek zorunda. Belli ki ABD ve İsrail, PKK/PYD üzerinden Fırat’ın Doğusunda ‘Büyük Savaş’ta’ Türkiye’yi bekliyor. Elbette, ekonomi başta olmak üzere, stratejik, teknolojik ve psikolojik olarak rasyonel hareket etmek gerek. Derler ya “Acele şeytan hilesidir, sabır ve tedbir Allah lütfu.’’ Vakit daralmadan, “Zorlukları bertaraf edenler, daha zorluk meydana çıkmadan tedbirini alanlardır. Düşmana galip gelenler düşmana hazır olmadan saldıranlardır“

Belki yazdıklarımızdan ötürü, savaş çığırtkanı ve savaş yanlısı olarak tanımlayabilirsiniz. İbrahim Tatlıses’in de dediği gibi ’’Biz böyle değildik; bu kaderi sonradan bulduk’’ Evet, aynen öyle oldu. ABD’nin, Ortadoğu’daki enerji hırsı, Türkiye’nin bağımsız adımlarından duyduğu rahatsızlık ve Türkiye’deki Kaya Gazı rezervlerine çalmak istemesi. Bizleri ve ülkemizi savaş dışında başka bir seçeneğe götürmüyor. Çünkü, karşımızda, Züccaciye dükkanına girmiş bir fil var. İvedelikle tedbir almak gerek.

ABD, Kürtleri ‘Canlı ceset’ olarak kullanacağı gözüküyor. Oysa Muhafazakar Kürtler ABD ve PKK/PYD’den rahatsız. Marksist Kürtler ise, emperyalist ABD ile iş tutarak çelişkiler yumağı içerisinde. Olgular üzerinden gittiğimizde de ABD ile Rusya arasında gizli bir işbirliği gözüküyor. Tüm bu karışıklık içerisinde Fırat’ın doğusunda Türkiye’nin başlatacağı bir operasyon veya operasyon sinyali ABD-Rusya ittifakının çözülüp çözülmeyeceğini gösterecektir. Zira Ukrayna’da benzer konudan ötürü karşı kaşıya gelen Ruslar ve Amerikalılar sorunu paylaşarak çözmüşlerdi. Suriye’de durum farklı İran ve Türkiye gibi kadim aktörler var. İşte bu denklem içersinde PYD/PKK devletini açıktan istemeyen Türkiye ve İran’ı Rusya yalnız bırakmayacaktır. Bu denklemi ABD, fiilen karşısına alamaz. Bu yüzden yazımı Menbiç’le sınırlı tutmayarak. Fırat’ın doğusunda önemli bir kasaba olan Kobani’ye de; Türkiye’nin müdahil olması gerektiğini ifade ediyoruz.

ABD’nin Türkiye’nin Kaya Gazı rezervlerini hedef aldığını birçok yazımda ve TV yorumlarımda dile getirmiştim. Ancak, geniş kitleye bu mesele tam olarak ulaşmadı. ABD, Kaya Gazı meselesinde Türkiye’yi karşısına almaya çekinmeyecektir. Nitekim, trilyonlarca para ve silah, yardım etmeye devam ediyor. Bu yüzden de Türkiye, Bir gram önlem, bir kilo tedaviden daha önemlidir.’ diyerek, bir an önce fiili adımlar atmalı. Biliyoruz ki, Afrin operasyonu yapılmasına en büyük direnç Türkiye içinden geldi. Detayları ve eleştirileri, askerimiz cephede olduğu için yazmayı doğru bulmuyorum. Ancak, bu riske rağmen TSK’ın Afrin operasyonunu yapması, büyük bir cesaret örneği olduğunu vurgulamalıyız.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner624