Düne birkaç saat var… Öyle uzun uzun zamanlara ihtiyaç yok; hemen burnumuzun dibinde. Sadece birkaç saatçik sonra, elleri dolu, heybesi dolu, yüzü cennet gülümsemeleri ile gelecek. Dün, geciktiyse, hazır olmadığından değil; bizim kapımızın, bacamızın açık olmadığındandır... Dün, her saadeti, her imkânı, kucak kucak huzuru ile hazır bizi bekledi ve bizim düne liyakatimiz ortaya çıkınca yola çıktı geliyor…

Sabır bitmedi mi, gücümüz tükenmedi mi? İnsanız elbette tükendi. Tüm ızdıraplara rağmen, ümit kesmeden duaya-yakarışa devam edildi… Acizlik ve fakrımız öyle zirve yaptı ki, artık dün bekleyemezdi, yola çıktı, bütün şanıyla, adaletiyle geliyor; nurlu asırları peşine takarak geliyor… İşte bunun için düne birkaç saat kaldı… Gelecek ve yüreğimizi rahatlatacak... Birbirine kenetlenmiş eller ve yürekler daha da güçlenecek… Biz yarını ne biliriz; bilmediğimizdendir dünü beklememiz…

Beklemekteyiz; dünün saadetlerini, kardeşliğini, yüksek teslimiyetini, tok gözlülüğünü, elindekini pay etmesini, darda kalana el uzatılmasını, Allah’ı razı eden kulluğunu öyle bekliyoruz ki... Saadet asrının her manadaki yiğitliğini; ibadetten aldığı anlatılamaz hazzı, ahlakını, yeisi nefes tıkanmadan kovalayan ümidi bekliyoruz… Yarını zaten Allah biliyor. Biz, dünün buket halinde her güzelliğini beklersek, layık olduğumuzu gösterirsek, yarının Sahibi merhamet eder, belki şefkat gösterir; beklediğimize değdi deriz…

Hayalimiz Asr-ı saâdette, ne yazık ki; gözlerimizin elinden tutup götüremediği için, o günü bugüne uhuvvet, ihlâs ve sadakat getirecektir. “Bir elime güneş, bir elime ay konulsa, bu davadan, bu tebliğden vazgeçmem” diye âlemi titreten Habibi Ekremin bu cesaret dolu sözleri söylediği o günlerin imanlı ve kararlı duruşu, nasıl ki gözümde ne cennet sevdası ne cehennem korkusu günlerinde bütün tazeliği ve nuraniyeti ile bulunmuştu, cesareti alevlendirmişti, elbette bu güne de gelecek… Dün mahkemelerde, o iman dolu cesaret ile sanki Risale-i Nurları müdafaa değil; bir nevi gelecek için kurtuluş manifestosu sergilenirken, bu günün, geçmiş gibi aydınlık temelleri atılıyordu ve iman hakikatleri haykırılıyordu… İşte dünün o ihlâslı dava adamları geliyor… Küffar karşısında kesin sonuç alınması için tüm heybetleri ile bu güne yardım için geliyorlar…

Evet, dün geliyor, sadece burun farkı kaldı. Afrin’de dünün ayak sesleri öyle bir duyuldu ki... Kâinat mescid-i kebirinde Kur'ân kâinatı yeniden en şaşaalı şekilde okumak için geliyor…  Sanki Hamzalar, Aliler ve Ömerler tarih şeridine takılı olan selahaddinlerin, Alpaslanların, Fatihlerin ellerinden tutmuş ve arkalarında Hz. Peygamberin (sav) müjdeleri, önlerinde bütün şüheda geliyor… Bedir, Uhud, Kerbela, Malazgirt yiğitleri geliyor; öyle bunaldık öyle ihanetler gördük ki…  Çanakkale aslanları, tertemiz kanları ile surlarda bekçilik yapan Ulubatlılar ve İstanbul’un manevi sultanı Hz. Ebu Eyyub El-Ensari geliyor. Afrin’de haçlıların yüzlerce yıllık oyunlarının bozulması çabasına bizde varız demek için geliyorlar... Pasinler’de, gönüllü alayı ile Moskof’a karşı kahramanca mücadele ederken İşaratü'l-İ'caz tefsirini yazan Bediüzzaman, askerleri ile mavzerleri ile geliyor. Atomların dönüşüne hayran kalmış, “Allah” diyerek döne döne Mevlanalar, İslam’ın cisimlenmiş delili İmam Gazaliler, İmam Rabbaniler Mevlana Halitler geliyor...

Geçmiş bütün heybeti ile adaleti ve huzur dolu gelirken, bugünümüz nasılda coşmuş; Yörük Ana, Suriye sınırında, Mehmetçik için kurban kesiyor. Yine analar sarma sarıyor, çorap örüyor, pideler hazırlanıyor ve askerimiz bayrama - düğüne gider gibi gidiyor... Yollar coşkulu, çocuklar neşeli, babalar; durun bizde gelelim diyor… Dağlar kıyama kalkmış, Afrika duada, Asya duada… Ve bir yiğit, sanki dünün yaklaştığını görmüş; beklemesinler diyor, şahadete yani Kızılelma’sına gidiyor. Toprak istila etmek için değil, huzur ve adalet için gidiyor…

Adalet dolu dün,  mazlumlar için Afrin’e giderken arkaya bakmayan, geri dönmeyi düşünmeyen Mehmetçiğin kahramanlık destanı yazması ile kendini gösterdi ve yeniden dün geliyor… Yardımı yağdır Allah’ım, Melek yağdır Allah’ım, Kardeşlik yağdır Allah’ım… Mehmetçiğimizin üzerine melekle beraber zaferleri yağdır Allah’ım…

Evet, Askerimiz Afrin’de, yüreğimiz Afrin’de… Bizlerde dualarla dünün iman dolu zaferlerini bekliyoruz… Allah’ım öyle melek yağdır ki; hedefinden şaşan füzeyi, mermiyi Peygamberimizin elinden çıkan Sa'd bin Ebu Vakkas'ın okları gibi hiç şaşmadan hedefleri bulsun... Tanklarımız, uçaklarımız ve bütün araçlarımız Zülfikar gibi küffarın tepesine insin, zalim başları darmadağın etsin… Dünün şehitleri, bugünün şehitlerini bağrına bassın ve şehitlerimiz düne selam etsin zira aşkla bekliyoruz, yaklaştığını biliyoruz…

Not: Bu yazı; Kahraman Mehmetçiğimize, şehitlerimize ve gül yüzlü vatanseverlere ithaf olunur…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Hüseyin ZAVALSİZ 2018-01-27 20:31:04

Yazarimiza Teşekkür ediyorum, ALLAH razı olsun. ALLAH Zeytin Dalı operasyonunu Muzaffer eylesin.

Avatar
Ahmet gezer 2018-01-29 10:01:11

Allah ebeden razı olsun