Yine bir değişim ile karşı karşıyayız. Böyle bir değişimi beklemiyorduk doğrusu. Yeni dönem başlamış, herkes hazırlığını ona göre yapmıştı. Daha doğrusu yeni dönem haziranda başlamıştı. Bu yıl sınava girecek öğrenciler haziran ayından itibaren sınav hazırlığına başlamıştı. Yaz tatilini ders çalışarak geçirdi öğrencilerimiz. Kimisi kurslarda, kimisi özel derslerde gece gündüz eski sisteme göre hazırlık yaptı. Ne olacak şimdi?

Öncelikle paniklemeye gerek yok. Disiplinli çalışan öğrenci, hangi sistem olursa olsun başarılı olur. Ancak değişim, böyle bir zamanda olunca doğal olarak öğrencilerimiz, veliler ve eğitim dünyası birden endişelendi. Değişimin böylesi beklenmiyordu.

Eski sistemde YGS olarak bildiğimiz sınav şimdi 1. Oturum oluyor ama sadece Türkçe ve Matematik testleri olacak, LYS yerine de 2. Oturum geliyor. Bu iki oturum da aynı gün olacak. Şimdi soruyoruz: Bu değişikliği kime sorarak yaptınız? Sınava girecek öğrenciler, veliler, eğitimciler, uzmanlar, okul yöneticileri, sendikalar, dernekler… Uzar gider istişare yapılacak yerler. Eğitimin paydaşları olan bu yapılar, bu değişimin neredesindedir?

YÖK Başkanı sınavı sadeleştirdik, diyor. Bu, şöyle algılanıyor: Sınav kolaylaştı mı? Sınav, sınavdır. Stressiz sınav da olmaz! Ne yaparsanız yapın, milyonlarca insan bu süreci heyecanla beklemeye devam edecek. Yorulacaksınız da, stres de olacaktır. Zahmet olmadan rahmet olmaz! Emek olmadan yemek olmaz. Hamama giren terler…

Ülkemizde en çok değişim, eğitim sisteminde oluyor. Bu değişim birden oluyor. Her sistemin eksileri, artıları vardır. Ancak alışılmış bir sistem kökten değiştirilmemelidir. Sistemin aksayan yönleri varsa tespit edilir ve buralar düzeltilir. Bu tür değişimler, beraberinde bir güven problemini de getiriyor.

Eğitim politikaları kısa vadeli olmamalıdır. Milyonları etkileyen bir değişime YÖK değil, Meclis karar vermelidir. Çünkü sınav sistemiyle gelecek yılların Türkiye’sini yönetecek kadrolar seçilmiş oluyor. Ülkemizde her nesil, bir sistemin deneği oluyor ne yazık ki! Her değişimin başta öğrencilerimiz olmak psikolojik etkileri oluyor. Bunun siyasî, sosyolojik ve ekonomik sonuçları var. Basılan kitaplar, testler, yapılan anlaşmalar, açılan kurumlar, alınan özel dersler, harcanan emekler…

Bir başka problemimizde sınav sistemindeki şaibe idi. Malum FETÖ ihaneti ile ortaya çıkan soru çalmaları, haksızlık vs. tamamıyla temize çıkmış değil. Devam eden yargılamalar var. Özelikle ÖSYM konusunda siyasî irade gerekli adımı attı ama yeterli midir, bilemiyorum. Kafalarda soru işaretiyle dolu ÖSYM kapatılıp, yerine başka bir mekânda yeni bir isimle bir kurum açılsaydı keşke! Adımlar atılıyor, suçlular ortaya çıkıyor, görevden almalar var, var ama bir kere güven duygusu zayıflamış ise bunu yeniden tesis etmek kolay değil.

Yeni sisteme tekrar dönecek olursak, 1. Oturumda Fen Bilimleri testlerinin olmaması çok eleştiriliyor. YÖK, hem Temel Bilimleri teşvik etmek istiyor, hem de bu alanları sınavda gözden çıkarıyor. Sınavın içeriğini sadeleştirmek yerine, müfredatta hangi dersler varsa öğrencileri tamamından sorumlu tutmak lazımdır. Sınavda çıkmayan derslere öğrencilerimiz itibar etmiyor. Bu derslerin öğretmenleri de önemsiz ders öğretmeni gibi görülüyor. Ne yazık ki durum bu! Üzülerek söylüyoruz bunları ama çocuklarımız, sınavda sorumlu olmadığı konunun millî, manevî anlamda ne olursa olsun önemsemiyor. Öğretmenler adeta yalvarıyor. “Sınavda çıkmayacak ama hayat sınavınızda her zaman size lazım olacak şeyler bunlar.” gibi afili cümleler de işe yaramıyor artık.

YÖK, dünyadaki güzel ve iyi örnekleri araştırarak bu değişimi yaptığını söylüyor. Buna itirazımız yok. Sınavın içeriği bu kadar sadeleştirilmeli miydi, göreceğiz. Umarız iyi günler görürüz. Hep “Ah sistem, ah!” diyoruz ya, bundan böyle sisteme değil, sistemin sorumlularına olacaktır tepkimiz, biline!


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Efe 2017-10-14 19:07:52

Eğimcilerimiz bir aydın olmayı beceremedikleri entellektüel birikimlerini artırmadığı ve toplumda bu mihval üzere anılmadıkları sürece bu işler DÜZELEMEZ