Evlilik, hayatta insanın alabileceği en önemli ve en kritik bir karardır. Doğru insanı bulmak ve iyi insanla mutlu bir evlilik yapmak her gencin hayalidir.

Çoğu gençler bu hayallerini negatif örneklere bakarak “böyle olacaksa olmasın” diyerek ertelemişler, korkuları büyüdükçe de evlilikten uzaklaşmışlardır.

Her anne ve babanın da evladını evlendirirken düşündüğü öncelikle mutluluğudur. Artık görevini yapmanın verdiği huzurla hayatlarına devam etmek istemektedir.

Ne kızının ne de oğlunun başka birileri tarafından ezilmesine, şiddete uğramasına, hakkının gasp edilmesine müsaade etmek istememektedir.

Lakin günümüzde çoğu evliliklerde birbiri ile iyi iletişim kuramamalarından, birbirlerini yanlış anlamalarından dolayı büyük sorunlar yaşanmaktadır.

İletişimin bu kadar hızlı olduğu bir ortamda, eşler birbirleri ile bağ kuramamakta, ortak değerlerde birleşememekte, ortak alan oluşturup ortak kararlar alamamaktadır.

Farklı dillerde konuşmalarından dolayı huzursuz ortamlar oluşmaktadır. Akabinde de iyi niyetinin sömürüldüğü, anlaşılmadığı düşüncesi ile birbirlerine karşı şiddete başvurmaktadırlar.

Şiddet; tehdit, baskı ve kontrol içerip, fiziksel, cinsel, ekonomik, psikolojik açıdan zarar verecek bütün davranışlardır.

Şiddet; yaşanılan onca güzellikleri görülmez edip, saygıları- sevgileri- güvenleri yok etmektedir.

Geleceği düşünmeden ağzına gelen hakaretleri ettirip, gönülleri- bedenleri-ruhları çökerten bir eylemdir. 

Şiddet her ne şekilde olursa olsun asla meşru gösterebilecek bir olgu değildir. Hiç kimse dövülmek, hakaret edilmek, şiddete uğramak istememektedir.

İnsan kendisi için istemediğini başkası için istememelidir. Bu duruş insanlığın önünü açmaktadır.

Aile; mahremiyetlerini içinde barındıran kapalı bir sandık misali olmalıdır.

İç dinamiklerin kaybolduğu, birbirlerine güvenlerin sarsıldığı, haklarının gasp edildiği düşüncesinde olmak aileyi dışarıya açık etmektedir.

Evin içinde halledilemeyen sorunlar, diğer aile büyüklerinin yönlendirmeleri sayesinde halledilmelidir. Nihayetinde küçük aileyi koruyan büyük ailedir.

Büyük şehirlerde aile büyüklerinden uzak yaşayıp sorun yaşayan aileler de uzlaştırıcı ve yönlendirici olarak aile danışmanlarından destek alınmalıdır.

Lakin kendi kendine yeteceğini sanıp bilmişlik hastalığına bulaşan, kanunlardan medet umup soluğu mahkemelerde alan günümüz insanı sorunlarına çözüm bulamamaktadır.

Bizim aile yapımıza asla uymayan, AB’ den kes-yapıştır yapıp geleneksel aile kültürümüz görmemezlikten gelinerek alınan anayasalar vardır.

Bunun içinde ailenin temeline dinamit koyan, güya kadını şiddetten koruyacak ya da önleyecek zannına varılan 6284 Sayılı Ailenin korunması yasasıdır.

Ayrılma kararı alan bir beyefendinin aynı evde üç ay kalması, eşinin de evi terk etmemesi istenilen bir dinin müntesipleriyiz. Mesele evde kalmak ve anlaşmanın bir yolunu bulmaya çalışmaktır.

İşin ciddiyetini anlayan her iki taraf da durumu düzeltmek için gayret etmelidir. Evlenmek bir nebze kolaydır. Lakin ayrılmak gerçekten herkesi yıpratan bir süreçtir.

İslam’a göre boşanmak isteyen bir kadın direk mahkemeye başvurarak anında boşanabilmektedir. Bu durumda asla baskı, zorlama yapılmamalıdır. Zira kadın mahkemeye başvurmuş ve kesinlikle ayrılmayı talep etmişse kafasında evliliği bitirmiştir.

Günümüzde uygulanan baskıcı, itici, evden uzaklaştırıcı, hapse atıcı, bütün devlet erkanlarını valisi, polisi, jandarması, hakimi ile karşısına alıcı, güya “aileyi koruyucu eylemler” aileyi yıkmaktadır. Anlaşma yollu yaklaşmak isteyen beyleri bile fikirlerinden vaz geçirmektedir.

Avrupa’da bundan yıllar önce üç küçük çocuğunu alıp gelmiş bir beyin sözleri ses tonuyla hala kulaklarımda kalmıştır: “Bacım, sosyal devlet ailenin yerini almış. Bu üç körpeye kim anne olacak?”

Bir an önce devlet büyüklerimiz bu acı duruma el atmalı, bizim ne kültürümüze ne geleneğimize ne de dini hassasiyetimize uymayan, batıyı da çökerten böylesi kanunlarda düzenleme yapılmalıdır.

Geçim sorunu yaşayan ailelere danışmanlık yapılmalı, ortak alan oluşturucu etkinlikler yapılması sağlanmalıdır. Aile bağlarını sarsan, bizden olmayan diziler, filmler, yarışma programları, medya iletişim araçları tekrar gözden geçirilmelidir.

Çaresiz değiliz. Çare BİZİZ. Aileyi ayakta tutacak bütün gayretleri biz yapmalıyız. Zira aile toplum binasının taşıdır. O taş çökerse, toplum da çökecektir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.