Dünya Kadınlar Günü’nde, bir Roman kardeşimden şöyle bir mesaj aldım.

“Tecavüz yasasına takılmaları nedeniyle eşleri hapiste olan Roman kadınlarını daha önce yazmıştınız. Bunlar, çoğu okul çağında olan çocukları ile kaymakamlık yardımıyla ve çok zor koşullarda, yaşamlarını sürdürmeye çalışıyorlar. Böyle bir gündemde yeni bir tasarının gelmesi artık neredeyse imkânsız. Ancak, bir kez daha sizler köşelerinizde hatırlatırsanız, umudumuz tazelenir.”

Bundan yaklaşık üç yıl önce kendisi de bir Roman olan Denizli CHP vekili Özcan Purçu, bu sorun hakkında gazetelere şu demeci vermişti:

"Erken evlilikle ilgili bir çalışmamız var. Adalet Bakanımızla da görüştük. Yılbaşından sonra bu konuyla ilgili bir yasal düzenleme getirilecek inşallah. Bununla ilgili çalışmalar devam ediyor. Yalnız ne erken evliliği teşvik edici bir yasa çıkacak, ne de şu an itibariyle bu konuyla ilgili sıkıntı yaşayan aileler böyle bir sıkıntı yaratacak. Yani şu ana kadar olan mağduriyetleri düzeltecek bundan sonraki olası evlilikleri önleyecek bir tasarı öngörülüyor.”

Bir süre sonra tasarı çıktı ortaya. Ancak teknik olarak iyi hazırlanmayışı ile birlikte, amacın ne olduğu bilinmesine rağmen, muhalefetin kısır polemiklerine de neden olunca, tasarı geri çekildi.

Çünkü, “AK Parti, tecavüzcüleri serbest bırakacak” diye manipülasyona başlandı ve buradan ‘CHP ne kazanır’ın derdine düşüldü. Mağdurlar mı; hiç konuşulmadı, meclis kapılarında temsilcilerinin yüzüne bile bakılmadı.

Tasarıya en yapıcı tepki KADEM’den geldi ve eksikler madde madde belirtilerek, yeniden hazırlanması için fikir beyanında bulundular.

Yine unutuldu ya da unutulmak zorunda kalındı. Pedofili ve kadın cinayetleri bu kadar gündemi işgal ederken sayıları yaklaşık 4 bin olan ailelerin dramını kimse konuşmaya cesaret edemedi.

Öncelikle çocuk yaşta evliliği önlemede oldukça başarılı adımlar adan Bakanlık, bu konuda kimseye göz açtırmıyor. Geçtiğimiz ay Mardin, Kızıltepe’de 13-14 yaşında iki kız çocuğunun evlendirilmesine, düğüne baskın yaparak engel olundu ve suçlular hakkında yasal işlem başlatıldı.

Yani, sap ile saman karıştırılmasın diye bu ön bilgi verildikten sonra, daha önce yazımda değindiğim bir iki örneği vererek konunun netleşmesini sağlayalım.

(Yazı tarihi: 2016)

Gizem Yıldırım: "Ben 14 yaşında eşimle evlendim. Eşim yeni askerden gelmişti. 7 senelik evliyiz. 3 tane çocuk olduktan sonra eşimi içeri attılar. Eşim 10 sene 6 ay ceza aldı erken yaşta evlilikten dolayı. 6 sene sonra ceza geldi. 3 tane çocuğumla kaldım çok mağdur durumdayım. Kocamın içeriden çıkmasını istiyorum. Ben ne para, ne de pul istiyorum. Yeter ki çocuklarımla benim başımızda olsun. Bakanım yok." (yaşı:21)

Cankız Erol: "15 yaşında evlendim. Eşim 17 yaşındaydı. 6 yaşında ve 7 aylık iki çocuğum var. Eşimin çıkmasını istiyorum. Kaynanamın yanında kalıyorum. Maddi durumumuz yok. Ben eşimi istiyorum sadece. 6 senelik evliyim. 6 seneden sonra bize, 5 sene 6 ay ceza geldi." (yaşı:21)

8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü, çeşitli talepleri dile getirerek ve coşkuyla kutladık.

Ancak, ortada böyle acil çözüm bekleyen somut talepler de var. Bu kadınlar ve çocukları, eşleri veya babalarının hapiste olmalarına anlam veremiyor. 8-10, hatta 15 yıllık evliler ve yaşları da büyük.

Babaları, ‘küçük yaşta kıza tecavüz suçundan içeride’ olan bu çocukların psikolojilerini düşünmek zorundayız.

Alev Alatlı’nın meşhur bir sözü vardır. “…her yasal hak, helâl değildir.”

Her yasal olan şey, helâl değildir de diyebiliriz.

Aile ve Sosyal Politikalardan Sorumlu Bakanımızın dikkatine!

 (İlgili yazı: http://www.milatgazetesi.com/karsiyim-demek-sorunu-cozmuyor-makale,98718.html)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.