Siyasi partileri ve iktidarları eleştirmek, hata ve eksiklerini söylemek entelektüel namusun mütemmim cüzüdür. Yazarlar, aydınlar, kanaat önderleri, sivil toplum örgütleri bu yüzden vardır. Topluma yön vermek, eleştirel bakış getirerek doğruyu aramak ya da doğruyu göstermek erdemdir. Bu meyanda AK Parti’yi eleştirmek ve bu eleştiriler ışığında AK Parti’ye hatalarını düzeltme imkânı tanımak son derece doğal bir gerekliliktir.

Ne var ki, son zamanlarda yapılan AK Parti eleştirileri ve savunuları, katkı sunmaktan ziyade başka bir “amaç ve organizasyona” işaret ediyor.

Kuşkusuz burada kastedilen özne, Sözcü, Cumhuriyet, ODATV gibi kategorik müzmin muhalifler değil, doğrudan “AK Parti’ye yakın olduğu düşünülen” kişi ve kurumlardır.

Sorun da buradadır zaten!

Sorun, AK Parti’ye yakın görünenlerin yaptığı eleştirilerin yarattığı “tahribat” ve aşırı savunuculuk yapanların toplumda yarattığı “nefret”tir.

Son zamanlarda AK Parti’yi eleştirmek ya da AK Parti’nin yaptığı her şeyi kayıtsız-şartsız, sorgusuz-sualsiz savunmak mezkûr kişi ve kurumlar için bir “ata sporu” haline geldi.

Eline kalemi kâğıdı alan, karşısında kamera gören ya da önünde mikrofon bulan herkes başlıyor AK Parti’ye sallamaya ya da “ücretli avukatlık” yapmaya…

AK Parti’nin destek verilecek yanları, savunulacak tarafları yok mu?

Var!

AK Parti’nin eleştirilecek yanları yok mu?

Tabi ki var!

Peki, AK Parti’nin hataları, eksikleri, yanlışları yok mu?

Tabi ki var!

Ancak son dönemlerde yapılan eleştiriler, katkı sağlamak, yapıcı olmak yerine, kronik bir durum tanımlaması yaparak            “umutsuz bir vaka” algısı yaratma amacı taşıyor. Eleştiriler bu amaca matuf yapıldığı için de niyet farklılaşıyor.

Peki, AK Parti’yi yerden yere vuranlar neyi amaçlıyor?

Muhtemelen mezkûr kesim, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ya da AK Parti’ye yakın olamamanın ya da uzaklaş(tırıl)manın bedelini AK Parti’yi “düzelmez bir parti” gibi gösterip bu parti içerisinden bir “doğum” gerçekleştirerek ödetmek istiyor.

Yani AK Parti içerisinden yeni bir parti çıkartarak intikam almak istiyor.

Bir diğeri de “kayıtsız-şartsız AK Parti savunuculuğu” yapan goygoycu kesimin verdiği zarar!

Bu kesim AK Parti’nin aldığı tüm kararları, attığı tüm adımları, yapılan tüm icraatları, tartışmasız-koşulsuz destekliyor, alkış tutuyor.

Bu kesim AK Parti’den çok daha AK Parti-ci!

AK Parti bile bazen yaptığı hataları fark ediyor, geri adım atıyor, hatta gerekirse toplumdan özür diliyor. Fakat AK Parti’nin ücretli avukatlığını yapan kategorik yandaşlar “her şey güllük-gülistanlık” diyor, hiç geri adım atmıyor, cilacılık yapıyor. Hatta hızını alamayıp özür dileyen, geri adım atan AK Partililere fırça atıyor, edepsizlik yapıyor.

Haliyle bu “aşırı-cı-lık” toplumda bir “nefret” hissi uyandırıyor, AK Parti karşıtlığı yaratıyor ve toplumsal kutuplaşmayı tetikliyor.

AK Parti’yi; AK Parti teşkilatlarından, AK Parti üyelerinden, AK Parti neferlerinden daha çok savunuyor-muş gibi yapan aşırı yandaşların tek bir motivasyon kaynağı var. O da “çıkar”dır. Bu zevatın AK Parti’ye “takla atma” nedeni kişisel çıkarlardır. AK Parti’yi kayıtsız-şartsız savunmak bu kişilere “ücret/güç” kazandırmaktadır. Dolaysıyla bu zevatın AK Parti’yle tek bağı, dava şuuru falan değil, menfaattir! Bugün ekranlarda AK Parti’yi savunan sonradan görme lejyonerlerin tamamı çok fahiş fiyatlarla televizyonlara çıkıp AK Parti’yi savunmaktadır.

Bu lejyonerlerin (ve tüm akrabalarının) 3 yıl önceki mal varlıkları ile şimdiki mal varlıklarını karşılaştırarak ne demek istendiğini anlayabilirsiniz. Bunlar “aşırıcı savunuculuğu” sadece “imtiyazlarını kaybetmemek için” yapıyorlar.

Aşırı yandaşların dava ile ya da AK Parti ile zerre kadar ilgisi yoktur, olmamıştır. Sadece kişisel menfaatleri için AK Partili “gibi” görünmektedirler. Zor zamanda gemiyi terk edecek ilk fareler de bunlardır.

Dolaysıyla her iki tutumunda AK Parti’ye zarar veren tutumlar olduğu tespitini yapmak durumundayız.

Ne aşırı yandaşlık tavrı ne de AK Parti’yi aşırı eleştiri tavrı doğru ve ahlaklı bir tavır değildir.

Her iki tavır da hem Cumhurbaşkanımız Erdoğan’a, hem AK Parti’ye, hem de AK Parti’ye yıllardır karşılıksız hizmet eden dava neferlerine zarar vermektedir.

AK Parti, aradan 15 yıl geçmesine rağmen milyonların umut beslediği tek partidir!

AK Parti, aradan 15 yıl geçmesine rağmen değişim/dönüşümün, reformun, özgürlük ve demokratikleşmenin tek adresidir.

Bu nedenle hiç kimse AK Parti içerisinden yeni bir parti çıkarma hevesine girmesin!

Bu nedenle hiç kimse AK Parti’yi bir “rant kapısı” olarak görüp “AK Parti-ci-lik” oynamasın!

AK Parti, kişisel ajandası ve çıkarı için akıl verenlerin, eleştiri yapanların, takla atanların partisi değil!

AK Parti, politbüroların, kapalı kapıların, özel ajandaların, fildişi kulesi müdavimlerinin, beyaz yakalıların ve rant medyasının partisi değildir!

AK Parti, Ayşe Teyze’nin, Mehmet Amca’nın partisidir!

AK Parti, halkın partisidir!


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Erz 2017-09-19 21:55:36

Bayram Bey,Allah razi olsun.Ak parti umit partisidir. Icindeki Ak partili gorunup herturlu duzenbazligi yapanlar lutfen ayiklansin ozellikle isini iyi yapmayan yagci yoneticiler