AK Parti, İslamcılara Sırtını mı Döndü?

Ramazan Akkır 05.05.2017


Biraz abesle iştigal edelim ve son dönemin en popüler sorusu ile başlayalım; “AK Parti'den İslamcılar tasfiye mi ediliyor? Veya“AK Parti İslamcılara sırtını mı döndü?” Öncelikle bu soruları pek anlamlı bulmadığımı belirtmeliyim. Çünkü AK Parti kendisini hiçbir zaman İslamcı bir parti olarak tanımlamadı. İslamcı bir parti değil… Muhafazakâr demokrat olarak kendini kodlayan bu hareket; ekonomide liberalizmi, kültürel alanda da muhafazakârlığı ve yerelliği savunuyor. İslamcılık ise başka bir şey… Daha politik, daha keskin, daha ideolojik… Onu şimdilik bir kenara koyuyorum.

Ancak ne hikmetse son dönemde hükümete yakın medyada bir İslamcılık tartışması aldı başını gidiyor. Aslında tartışılan pek öyle İslamcılık da değil; Erdoğan üzerinden güç devşirme uyanıklığı… Tipik Şark kurnazlığı… Kimler mi? Bazı tetikçiler, kifayetsiz muhterisler, menfaatperestler, müptezeller ve Pelikancılar… Erdoğan/Reis üzerinden insanları tehdit ediyorlar, ahkâm kesiyor ve hüküm veriyorlar. Tetikçi olmayı marifet zannederek hainlerin çetelesini tutuyorlar… İlkesizce… Şirretsizleşerek… Ahlaksızca…

Aslında Erdoğan İslamcılık tartışmasında son noktayı koydu. Hindistan dönüşü gazetecilere yapmış olduğu açıklamadaaynen şöyle demiş: “Bir siyasi partinin çalışmalarında, İslamcı olmak ya da olmamak şeklinde bir ayrım yapmak zaten yanlış… Tekkeye mürit aramıyoruz ki. Siyasi parti için esas olan, dürüst, ilkeli, vatanını milletini seven, parti ilkelerine uyacak insan aramaktır. Yapılması gereken budur. Ama bazıları işi tamamen şirazesinden çıkardı. İşi, kendi doğrularını benimseyen, belirledikleri çerçevede kalan insanları ‘doğru', onun dışındaki insanları da ‘yanlış' addetme noktasına getirdiler.”

Evet, ne AK Parti tekke ne de seçmenler mürit… Sonuçta AK Parti, toplumun farklı kesimlerinden oy alan, kuşatıcı bir dile sahip, geniş kitleler ile gönül bağı olan bir hareket… On beş yıllık başarısını da bu perspektife borçlu. Kucaklayıcı bir dile ve etik değerlere sahip olmasına…

Peki, ya AK Parti'ye yakın medyada yer alan ve herkesi hain ilan eden o dışlayıcı dile ne demeli? Cem Küçük'ün, “Bu ilişki bitti, bu dikiş tutmaz. Artık AK Parti'nin radikal İslamcılarla da Mavi Marmara'daki manyak tiplerle” yolunu ayırması gerektiği sözünden ne anlamalıyız? Ya da AK Parti milletvekili Mehmet Metiner'in, “Erdoğan üzerinden kendilerine iktidar alanı açmak isteyen küçük beyinliler”şeklindeki irrite edici çıkışını nasıl yorumlamalı? Hatta güya Erdoğan'ın İslamcıları tasfiye ettiğini zil takıp oynayarak anlatan Nagehan Alçı'nın açıklamalarına ne demeli?

Yazık, bu ülkeye ve bu harekete. Daha da kötüsü, hem AK Parti'yi hem de İslamcılığı ipotek altına alıyorlar. Bu gidiş, pek hayra alamet değil. Açıkçası, bazılarının dili, dil değil. 

Maalesef Ertuğrul Özkök gibi ben de merak ediyorum:“Acaba Cumhurbaşkanı da bu kişilerden şikâyetçi mi?”


Etiketler: