AK Parti ve MHP arasında yapılacak seçim ittifakını AK Parti’nin Kürt seçmeni nasıl karşılar? Bugünlerde cevabı en çok merak edilen soru bu.

Organik AK Parti seçmeni olduğum söylenemez. Stratejik oy kullanmayı tercih ederim. Türkiye'yi ekonomik olarak kalkındıran, insan hakları konusunda epey ileri götüren AK Parti’ye hem oy verdim, hem de kapatılma davalarında, darbe girişimlerinde fakatsız, lakinsiz savundum.

Sağolsunlar beni hayal kırıklığına uğratmadılar bugüne kadar.

“Silahlar gömülsün, düz ovada siyaset yapsınlar” diye HDP’ye de oy verdiğim oldu.

Onlar ise benim gibi düşünenleri hiçe sayıp silahların serin gölgesi altında siyaset yapmayı tercih ettiler.

Silahların serin gölgesi altında siyaset yapma hevesi bir tek HDP’ye özgü değildir..

AK Parti’nin MHP ile yapacağı seçim ittifakı, sebebi ne olursa olsun, bir Kürt olarak beni rahatsız eder. Benim gibi rahatsız olacak epey Kürt seçmen olduğu gibi, “Tayyib Erdoğan’ın bir bildiği vardır mutlaka” diyerek rahatsız olmayacak Kürt seçmen de mevcut AK Parti içinde. “Kürtler” derken, sanki bütün Kürtler mutlak bir disiplin içinde birlikte hareket ediyor sanmak doğru değil.

Siyasette değerlendirme yaparken gelenekler üzerinden hareket etmeyi tercih ederim. Bunu başarabilmek için üniversite düzeyinin üstünde tarih okumaları yapmak gerekiyor.

CHP, MHP ve HDP ortak bir gelenekten kopup gelen üç parti. Bu geleneğin adı İttihat ve Terakki geleneğidir.

Haksızlık etmemek lazım; Altan Tan, Ayhan Bilgen, Mehmet Ali Aslan gibi İslamcı mahalleden gelen HDP’lilerin İttihatçı gelenekten olduğunu söylemek yanlış olur.

Bu üç parti 7 Haziran seçimlerinde adı konulmamış bir ittifaka gittiler, hepimiz biliyoruz bunu, bazılarımız bilmiyormuş gibi davransa da...

Bugün CHP-HDP seçim ittifakı yine konuşuluyor. Bana göre gayet normal. Normal olmayan, aynı geleneğin üçüncü partisi MHP neden onlarla birlikte değil de Tayyip Erdoğan’a destek verdiğidir.

Devlet Bahçeli’ye Akşener üzerinden çekilen operasyon, bunun en önemli nedeni sanırım.

Siyaseten bitirilmeye çalışılan Bahçeli bu şekilde bir çıkış peşinde.

“Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde illa Tayyip Erdoğan’a oy vereceğiz” diyorlarsa, buna itiraz edecek değiliz. Oy verme karşılığında hükümetin politikalarında özellikle insan hakları konusunda değişiklik isteyeceklerse, eski Türkiye’ye dönüş isteyeceklerse, burada itirazımız olacaktır.

AK Partili Kürt seçmenin eski Türkiye’ye dönme gibi bir niyeti yok.

Buna karşı duracaklardır.

Karşı duramazlarsa AK Parti içinde siyaset yapmayı bırakacaklardır.

Bu ülkede aklı başında tek bir kişi var mı ki “içinden Kürtleri çıkarın ne AK Parti kalır, ne de Tayyip Erdoğan” demiyecek olsun?...

AK Parti içinde siyasi terbiyesini Fetullah Gülen’den alan, onun Türk-İslamcı felsefesini benimsemiş tipler “bu ittifak Kürtleri küstürmez” dese de gerçek böyle değil. Bu tipler bunu çok iyi bilir.

Bilmeselerdi, bugün AK Parti yerine çok sevdikleri MHP’de yer alırlardı…

Açık söyliyeyim, Kürdistan’da AK Parti’den kitlesel kopuşlar olur.

Kafatasçı, Kemalist MHP tabanı da HDP’ye oy verir, AK Parti’ye ve Tayyip Erdoğan’a oy vermez, seçimi kaybedersiniz.

Nitekim referandumda oy vermediler...

DEMİR KİLİSE

Geçtiğimiz günlerde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Bulgaristan Başbakanı Boyko Borisov'un katılımıyla 7 yıllık restorasyonun ardından Balat'ta "Demir Kilise" olarak bilinen Stevi Stefan Kilisesi açıldı.

Cumhurbaşkanı ve hükümet için dünyaya verilmiş olumlu bir mesaj oldu bu. Cumhuriyetin kurulmasından sonra bir çok kesimle birlikte Türkiye’nin Hristiyan vatandaşları da epey zulum gördüler  Kemalist rejim tarafından. İbadethaneleri kapatıldı, vakıf mallarına el kondu, göçe zorlandılar.

15 yıllık AK Parti hükümeti döneminde ise Hristiyan vatandaşlarımızın haklarında da iyileşmeler sağlandı. Bunun daha da geliştirilmesi gerek. Dini azınlıkların sorunlarına sivil hükümet daha çok eğilmeli.

Cumhurbaşkanı ve Başbakan, Hristiyan vatandaşlarımızın önderleriyle daha çok biraraya gelmeli ve tüm dünyaya olumlu mesajlar göndermeli.

Hele içeride ve dışarıda birileri sizi otoriterleşmekle, diktatörleşmekle suçluyorken...

***

Arda Turan kendine bir iyilik yapsın ve futbolu bıraksın

Bu iyiliği bize de yapmış olur elbette.

Futbolunu seyretmeye beş dakika tahammülüm yok.

Seni zorla Türkiye A Milli Takımına alanlarla dalga geçer gibi sahada dolaşıp durman, ne yaptığını bilmediğin halde bütün topların sende toplanmasını istemen, top ayağına gelince her defasında rakibe değil de kendi kalene yönelmen, saha içindeki umursamaz hallerin, saha dışında nedensiz mutlu hallerin, Messi anteramanda görüntülenirken senin görmemişler gibi durmadan arabalar önünde görüntülenmen, Luis Suárez yarım kilo fazlasını atmak için extra çalışırken senin göbek bırakmandan gına geldi.

Ne şanslı adammışsın ki tam kurtulduk derken birileri çıkıp “o bizim evladımız” türünden laflarla seni sahneye tekrar alıyor.

Lucescu da sana çalışıyor, Rıdvan Dilmen de, Mustafa Denizli de. Tam “Türkiye’de hiç bir takımda oynayamaz bundan sonra” derken Başakşehir senin için özel uçak kaldırıyor, çuvalla para döküyor sırf seni bilmem kaçıncı kez kazanmak için.

Sevgili Arda! menajerini mi değiştirirsin, girlfriendini mi, yaşam tarzını mı bilemem ama, ya futbolunu düzelt, ya da jubileni yap.

Yeminle, çekilmiyorsun artık.

***

Söylenmese eksik kalırdı

"Li paş çûyeran xalek têxin ku, bila navê hatîyer bi tîpên mezin destpêbikin."

"Gidenin arkasından nokta koyun ki, gelecek olanın ismi büyük harfle başlasın."

-Jean Cristophe-

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Hüseyin ZAVALSİZ 2018-01-13 09:35:15

Yazar Hüseyin Gülerce nın dünkü yazısından alıntıdır; MHP’nin, AK Parti ile Cumhurbaşkanlığı seçimi için ittifak yapacağını ilan etmesi ‘Hayır’ bloğunda gözle görülür bir tedirginlik doğurdu. CHP sözcülerinin MHP’ye yönelik aşağılama ve hakaretlere varan tepkileri de bu tespiti doğruluyor.

Bununla da kalınmadı, fitne kazanı kaynamaya başladı: AK Parti ile MHP böyle el ele olursa, Güneydoğu seçmeni küsermiş…

Son 200 yılın dönüm noktası, 16 Nisan 2017 referandumunda ‘Evet’ çıkmasıdır. Milletimiz verdiği kararla iradesine, demokrasiye, istikbaline sahip çıkmıştır.

Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi ile halkın seçtiklerinin Meclis’te esir alınması, Vesayetin, Parlamento aritmetiğini değiştirdiği ayak oyunları döneminin bitirildiğini unutmamak gerekir…

Vesayet sisteminin çanına ot tıkanması, cuntacılar döneminin bitmesi az şey mi? Darbelerden, vesayetçilerden, onların medyasından bütün bir millet olarak hepimiz çekmedik mi? Demokrasi ve halk düşmanları, zulmederken Türk-Kürt, Sünni-Alevi, sağcı-solcu ayırdı mı?

16 Nisan 2017 böylesine önemli bir tarihtir.

Bir önemli tarih de 15 Temmuz 2016’dır.

15 Temmuz’da; din adına ortaya çıkan ve mütedeyyin büyük bir kitlenin saf, samimi, iyi niyetli, hayır yapma, nesillere sahip çıkma duygusunu istismar ederek, devlete, vatana Haçlılar adına ihanet eden FETÖ’nün darbe girişimi oldu. Bu yönüyle, verdiğimiz şehitler, gazilerimiz ile derin bir yara aldık, milletçe üzüldük.

Ancak bir başka yönüyle, 15 Temmuz’daki darbecilere karşı verilen şanlı direniş sayesinde, 7 Ağustos’ta Yenikapı’dan yükselen yeni bir ruhun sahibi olduk.

16 Nisan’daki tarih karara, tarihî dönüm noktasına imzasını atan bu yeni ruhtur.

15 Temmuz direnişi ve kahramanlığının onun yükselttiği Yenikapı ruhunun Türkiye’deki siyasi yapıyı etkilememesi mümkün değildi.

16 Nisan referandumundaki ‘Evet’, iki asırlık siyaset zemininin çöktüğü tarihtir.

CHP bu gerçeği görüyor ama kabullenmek istemiyor.

Bunun için, 15 Temmuz’a Fetullah Gülen ve Haçlı ağzıyla, “kontrollü darbe” demeye devam ediyor.

Avatar
Hakan 2018-01-13 21:05:39

mardin'in midyat i̇lçesi'nde konuşan orhan miroğlu, ak parti ilçe başkanlığı'nda referandum sonuçlarını değerlendirdi. kürt seçmenlerin bu referandumda belirleyici olduğunu, ancak meclisteki ak parti- mhp işbirliğinin sahada çok da güçlü bir karşılığının olmadığını gördüklerini belirten miroğlu, şöyle konuştu:

"bunun da altının çizilmesi gerekiyor. mhp ile temsil edilen türk milliyetçi hareketi içindeki bölünmeler, cumhurbaşkanlığı sistemi konusunda kendi içerisinde bir bütünlük sağlayamamış olması, ak partinin diyelim, ya da referandumda ‘evet tercihinde bulunan insanların biraz hayal kırıklığına uğramasına yol açtı. umuyoruz ki bundan sonra ki süreçte hiç değilse milliyetçi kesim türkiyenin bu referandumunu doğru analiz etsin, doğru okusun ve doğru siyasi tercihler yapsın. ama gördüğümüz şey şuydu; kürtleri mhp ile, mhpyi de kürtlerle korkutma stratejisi izledi cumhuriyet halk partisi ve onunla birlikte hareket eden bağdaşıkları.