Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın büyük bir siyasi risk alarak başlattığı Çözüm Süreci, Kürt meselesinin çözümünü farklı bir kulvara çekti. Bugüne kadar devletin kadim refleksi “askeri çözümden” yanaydı. Fakat mesele ilk kez büyük bir kararlılıkla “demokratik paradigma” içerisinde çözülmek istendi. Meseleye temel haklar, özgürlükler ve demokrasi zaviyesinden yaklaşıldı. Bu bir kırılmaydı çünkü PKK ve HDP bugüne kadar söylemini devletin askeri yaklaşımı üzerine inşa etti ve demokratik çözümün olmayacağı yönünde propaganda yaptı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın öncülüğünde başlayan Çözüm Süreci PKK ve HDP’nin söylem gücünü yerle yeksan etti.

Bugüne kadar “devlet çözüm istemiyor” şeklinde formüle edilen ve Kürtlerin zihin altına enjekte edilen sorun, Çözüm Sürecinden sonra “PKK çözüm istemiyor” şekline dönüştü.

Kürtler, “Çözüm Sürecinin bitmesinin ve çatışmaların yeniden başlamasının sorumlusu PKK’dır” dedi.

Kürtler, PKK’yı “barışı istemeyen taraf” olarak ilan etti.

Çatışmaların yeniden başlaması, yoksul Kürtlerin yaşadığı yerlerde çukurların kazılması ve on binlerce insanın yaşadığı evin başına yıkılması ciddi bir kırılma yarattı.

Tüm bu olup bitenler Kürtleri PKK ve HDP çizgisinden uzaklaştırdı.

Uzaklaştırdı çünkü Kürtler Cumhurbaşkanlığı Sistemi referandumunda her zamanki orandan daha fazla bir oranda “evet” dedi.

Uzaklaştırdı çünkü Kürtler kendi oylarıyla seçtikleri belediye başkanlarının yerine kayyım atanmasına sessiz kaldı, tüm çağrılara rağmen sokaklara inmedi, kayyım atamalarını sessiz kalarak “zımnen” desteklemiş oldu.

Bütün bunlar, Kürt seçmende bir “temsil sorunu” da yarattı.

Kürtleri “sadece Doğu ve Güneydoğu’da yaşayanlar” olarak tanımlamamak gerekir. Zira bugün Türkiye’de en çok Kürdün yaşadığı kent İstanbul’dur. Batı’da yaşayan Kürt nüfusu, Doğu’da yaşayan Kürt nüfusundan fazladır.

Bu açıdan Kürtlerle ilgili bir analiz ya da tespit yaparken Türkiye’de yaşayan Kürtlerin tamamını dâhil ederek bir analiz ya da tespit yapmak gerekir. Sadece Doğu ve Güneydoğu’da yaşayan Kürtleri referans alarak yapılan tüm analizler ve tespitler eksiktir, yarımdır!

Doğusuyla Batısıyla tüm Kürtlerin yaşadığı siyasi boşluğun doldurulmasında kilit parti AK Parti’dir.

Çünkü HDP’yle duygusal kopuş yaşayan Kürt seçmenin yeni tercihinin hangi siyasi parti olacağına dair henüz oluşmuş bir kanaat yok. Fakat bu boşluğu doldurmaya en müsait parti AK Parti’dir.

MHP ile yapılan ittifakı kaşımak isteyen ve kaybettiği seçmenleri yeniden kazanmak isteyen bir HDP var ortada.

Tüm Türkiye’de Kürtlere, “AK Parti MHP’lileşiyor, artık Kürtler AK Parti’nin gündeminde yok” şeklinde propaganda yapan ve kendi milliyetçiliğini halı altına süpürerek AK Parti’yi “milliyetçiliğe kaymakla” suçlayan bir HDP pratiği var.

Bu yeni propaganda ile mücadele etmek ve bu yanlış algının önüne geçmek AK Parti’nin en büyük sorumluluklarından birisi olmalı. Zira 2019 Yerel ve Genel Seçimleri AK Parti için oldukça önemli.

AK Parti’nin MHP ile olan ittifakı üzerinde sörf yapan ve buradan bir siyasi rant sağlamaya çalışan sadece HDP değil kuşkusuz.

Bu propagandayı yapan ve Kürt seçmeni öbek öbek AK Parti’den kopartmaya çalışan bazı sivil yapılar ve irili ufaklı siyasi partiler de var.

Fakat tüm bu propagandistlerin unuttuğu bir şey var!

AK Parti’nin MHP ile olan ittifakı ideolojik bir ittifak değil!

Hayatı ırkçılık ve ayrımcılıkla mücadele ile geçmiş Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın milliyetçiliğe kayacağını, ideolojisini değiştireceğini ya da Kürtleri bir kenara bırakacağını düşünmek ya da iddia etmek siyaset bilmezlikten başka bir şey değil.

Ne AK Parti MHP’lileşiyor ne de MHP AK Parti’lileşiyor.

Her iki siyasi parti de kendi ideolojisini, kendi siyasi duruşunu ve kendi dünya görüşünü koruyarak bazı konularda birbiriyle ittifak yapıyor.

Bu hususların altının çizilmesinde fayda var.

AK Parti’nin Kürt seçmene yönelik özel çalışma yapmasında fayda var.

Propaganda yapanların söylemlerinin çürütülmesinde fayda var.

AK Parti’nin halen Kürtlerin sigortası olduğunun, barışın, özgürlüğün ve eşitliğin teminatı olduğunun yeniden hatırlatılmasında fayda var!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Abdulmecit CANTEPE 2018-01-18 01:34:14

Bayram bey tebrik ediyorum.
Tesbitlerinize katılıyorum

Avatar
Hüseyin ZAVALSİZ 2018-01-18 09:16:21

Yazarimiza tamamen katılıyorum. Kalemine ve gönlüne sağlık

Avatar
Hüseyin ZAVALSİZ 2018-01-18 09:22:55

12 Ocak 2018 tarihli Huseyin Gülerce nın yazısından alıntıdır;
Gönder
Yazarlar
Bugün Yazanlar
Tüm Yazarlar

Hüseyin GÜLERCE
Hüseyin GÜLERCE
[email protected]
Fitne: Güneydoğu seçmeni küsermiş
Hüseyin GÜLERCE tüm yazıları
12 Ocak 2018 Cuma
MHP’nin, AK Parti ile Cumhurbaşkanlığı seçimi için ittifak yapacağını ilan etmesi ‘Hayır’ bloğunda gözle görülür bir tedirginlik doğurdu. CHP sözcülerinin MHP’ye yönelik aşağılama ve hakaretlere varan tepkileri de bu tespiti doğruluyor.

Bununla da kalınmadı, fitne kazanı kaynamaya başladı: AK Parti ile MHP böyle el ele olursa, Güneydoğu seçmeni küsermiş…

Son 200 yılın dönüm noktası, 16 Nisan 2017 referandumunda ‘Evet’ çıkmasıdır. Milletimiz verdiği kararla iradesine, demokrasiye, istikbaline sahip çıkmıştır.

Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi ile halkın seçtiklerinin Meclis’te esir alınması, Vesayetin, Parlamento aritmetiğini değiştirdiği ayak oyunları döneminin bitirildiğini unutmamak gerekir…

Vesayet sisteminin çanına ot tıkanması, cuntacılar döneminin bitmesi az şey mi? Darbelerden, vesayetçilerden, onların medyasından bütün bir millet olarak hepimiz çekmedik mi? Demokrasi ve halk düşmanları, zulmederken Türk-Kürt, Sünni-Alevi, sağcı-solcu ayırdı mı?

16 Nisan 2017 böylesine önemli bir tarihtir.

Bir önemli tarih de 15 Temmuz 2016’dır.

15 Temmuz’da; din adına ortaya çıkan ve mütedeyyin büyük bir kitlenin saf, samimi, iyi niyetli, hayır yapma, nesillere sahip çıkma duygusunu istismar ederek, devlete, vatana Haçlılar adına ihanet eden FETÖ’nün darbe girişimi oldu. Bu yönüyle, verdiğimiz şehitler, gazilerimiz ile derin bir yara aldık, milletçe üzüldük.

Ancak bir başka yönüyle, 15 Temmuz’daki darbecilere karşı verilen şanlı direniş sayesinde, 7 Ağustos’ta Yenikapı’dan yükselen yeni bir ruhun sahibi olduk.

16 Nisan’daki tarih karara, tarihî dönüm noktasına imzasını atan bu yeni ruhtur.

15 Temmuz direnişi ve kahramanlığının onun yükselttiği Yenikapı ruhunun Türkiye’deki siyasi yapıyı etkilememesi mümkün değildi.

16 Nisan referandumundaki ‘Evet’, iki asırlık siyaset zemininin çöktüğü tarihtir.

CHP bu gerçeği görüyor ama kabullenmek istemiyor.

Bunun için, 15 Temmuz’a Fetullah Gülen ve Haçlı ağzıyla, “kontrollü darbe” demeye devam ediyor. Ki, bunun faturası, CHP’ye çok ağır olacaktır.

Bunun için, Bahçeli’nin geçmişte Erdoğan hakkındaki sözlerini ve görüşlerini ısıtıp ısıtıp başa kakmaya çalışıyor. Ki, ikna edici olması mümkün değil. Çünkü Yenikapı ruhuna en çok sahip çıkanlardan olan Bahçeli, artık AK Parti yöneticileri ve tabanı için, şahsını aşan yeni bir siyasetçi, yeni bir devlet adamıdır.

Bir daha yazayım; 16 Nisan referandumundaki ‘Evet’, iki asırlık siyaset zemininin çöktüğü tarihtir.

Sonra da şunun altını çizelim; 16 Nisan’daki ‘Evet’te parti olarak AK Parti, MHP ve BBP pay sahibidir. Ancak Güneydoğu’daki Kürt asıllı seçmenin tarihî desteğini unutamayız.

Nitekim 16 Nisan günü, sonuçların belli olmasından sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan sıcağı sıcağına şunu söylemişti:

“Verilen tüm oylar, elbette önemlidir ama özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgemizdeki oyların ayrıca önemi olduğunu da burada vurgulamak isterim. Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ndeki tüm illerde 10 ila 20 puanlık artışlar olduğunu görüyoruz. İnşAllah bu sonuçlar, ülkemizin önünde yeni bir dönemin başladığının da müjdecisi olacaktır. Buradan ülkemizin tamamıyla birlikte bu bölgedeki vatandaşlarımıza tercihlerini ülkemizin birliğinden, beraberliğinden, kardeşlikten yana kullandıkları için hassaten şahsım, milletim adına teşekkür ediyorum."

Neymiş, MHP ile AK Parti’nin ittifakı, Güneydoğu’daki AK Parti seçmenini küstürecekmiş…

16 Nisan referandumu öncesinde de AK Parti MHP ittifakı vardı. Küsseydi bu seçmen, o zaman küserdi.

Güneydoğulu vatandaşlarımız şimdi asıl Erdoğan karşısındaki CHP, HDP, İYİ Parti ittifakını sorguluyor. FETÖ’nün, Atlantik Cephesinin bu ittifaka destek vermesini sorguluyor. ABD’nin PKK’ya 4 bin tır silah yardımını sorguluyor. ABD’nin ve Avrupa’nın, Barzani’yi nasıl sattığını sorguluyor…

Evet, MHP-AK Parti ittifakı, Yenikapı ruhuna sahip çıkanların ittifakıdır. Yenikapı ruhu, Kürt vatandaşlarımızın da sahip çıktığı ruhtur.

Bir seçim ittifakından değil ruh beraberliğinden söz ediyoruz. Hep birlikte devletimize, vatanımıza, bayrağımıza sahip çıkmaktan söz ediyoruz.