“28 Şubat düzeni geri gelsin” diyen çevreler epeyce umutlanmış durumda.

Çatlakların iyice büyümesini…

Her seçimde üzerlerinden silindir gibi geçen Recep Tayyip Erdoğan’dan “kurtulmalarını sağlayacak” şartların iyice olgunlaşmasını dört gözle bekliyorlar.

Bugüne kadar hiç olmadıkları kadar umutlular, iyice motive olmuş durumdalar, AK Parti karıştıkça ellerini ovuşturuyorlar.

AK PARTİ’DEKİ HALLER!

İktidar partisindeki vaziyetler, geçtiğimiz günlerde sosyal medyada paylaştığımız ve hayli ilgi gören, “AK Parti iktidarı vermek, muhalefette almamak için elden ne geliyorsa yapıyor!” mesajını tasdikler mahiyette.

Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve O’na gönülden destek veren milyonlar 2019’u kaybetmemek için büyük gayret sarf ederken, “bünyedenmiş” gibi görünenlerden bazıları “geminin altını” delmekle meşgul.

Dilleri çatallı.

Sayın Erdoğan’ı savunur pozlar takınarak,  “dâvâ”ya büyük katkılarda bulunmuş isimleri, (fırsat bu fırsat) alabildiğine yıpratmaya çalışıyorlar!..

Aynı gemide değillermiş, 2019’da gemi batacak olsa kendileri de batmayacakmış gibi!..

Başka hesapları varmış, Recep Tayyip Erdoğan “kaybetsin” istiyorlarmış gibi!..

DİL YARASI, DİL YARASI

Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın takdir ettiği sanatçılardan Orhan Gencebay’ın şarkısını dinlerken, bunları yazmak geçti gönlümüzden.

Bizi tanıyanlar çok iyi bilirler ki, “dünyevi menfaat organizasyonları”ndan hiçbirine dâhil olmuşluğumuz yoktur.

Doğru söyleyenin kovulduğu bütün köylerden kovulmak pahasına fikrimizi söylemişizdir.

İnce hesaplar yapmanın anlamı yok.

Bizim için “hayırlı” ve “şerli” olan nedir, Yalnızca Yüce Allah bilir.

Mükellefiyetimiz, “emir” ve “yasaklara” mümkün olduğunca riayet ederek yaşamak, doğruyu yapmak için elimizden geldiğince gayret göstermektir.

Bu yürüyüşte “niyeti” asla bozmamak ve sonucu yalnızca Yüce Allah’tan beklemektir.

Kul dediğin aciz bir varlık; “Kendisi himmete muhtaç  dede, nerde kaldı  gayriye yardım ede!..”

Bu gerçeği herkes kabul eder gibidir lâkin iş icraata geldim mi çoğu kez vaziyet değişir.

Çokları aciz kullardan menfaat bekler.

Makama, servete, şöhrete, güzelliğe aşırı meyleder.

Bir takım “dünyevi imkânlara” kavuşabilmek için, nice “emri” alabildiğine çiğner.

Ölü kardeşinin etini yer! (Hucurât 12)

İşte, geliyoruz güncel meseleye…

Özellikle son birkaç yıldır, nereye gitsek “gıybet fırtınası”na yakalanıyoruz.

Ruhumuz kıskaçta, bunalıyoruz.

Ziyaret ettiğimiz yerlerde çevremiz, genellikle siyasiler, siyasete angaje olmuş sivil toplum örgütü yöneticileri  ve gazeteciler tarafından kuşatılıyor.

Her sohbette, bir “başkan”ın, bir “vekil”in ne pis işlere bulaştığına dair nice lâf işitiyoruz.

“Haberci” olarak bunları araştırdığımızda, iddiaların bir bölümünün gerçeği yansıttığını, büyük bir bölümünün ise  “kişisel kin” ve “ihtiraslardan” kaynaklandığını görüyoruz.

“ÇANAK YALAYICILAR”A DİKKAT!

Birileri, yerini almak istediklerini pervasızca karalayabiliyor.

O birilerinin etrafındaki “çanak yalayıcılar” da bu karalama kampanyasına var güçleriyle katılınca, kan gövdeyi götürüyor!

Gittiğimiz mahallerde, aynı parti çatısı altında yer alan yöneticilerin birbirlerine belden aşağı vurduklarını görmek üzücü oluyor.

2019’A DOĞRU

Etrafımızdaki tablo berbat.

Türkiye, ateş çemberinin ortasında…

Yanmamaya çalışıyor.

Ateş ülkemi yakar mı?

İhtimal az değil, Sayın Cumhurbaşkanı’nın “keskin uyarıları” elbette dikkate alınmalı.

Zaaf gösterildiği an, affetmezler!..

“Hesabî” değil de “hasbî” olunmadığı takdirde bu işin sonunun “kötü” olacağına dikkat çekiyor Sayın Cumhurbaşkanı.

Kötü, çok kötü olur!..

Türkiye, tarihinin en büyük “ihanet”i olarak kayda geçen bir “darbe girişimi”yle karşı karşıya kalmış.

Darbeciler yönetime el koymayı beceremese de onları kullanan düşmanlarımızın amaçlarının bir bölümüne ulaştıklarını görebiliyoruz.

Türkiye, 15 Temmuz darbe girişiminden sonra yönetilmesi çok daha güç bir ülke haline gelmiştir.

Türkiye’nin en stratejik kurumlarına olan güven büyük ölçüde aşınmıştır.

Bu ülkenin en önemli makamlarından birinde bulunan bir “Devlet Adamı”, kısa süre evvel Meclis Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, "Delillerle ispat edemiyoruz ama kamuda ihraç edilenden daha fazla FETÖ’yle irtibatlı kamu çalışanı olduğunu biliyoruz!" demedi mi?!.

Kamudan 112 bin kişi ihraç edilmiş ve bundan daha fazlası halen kamuda imiş!..

Başvurduğumuz kamu görevlisinin “FETÖcü” olma ihtimali çok yüksek, Sayın Devlet Adamı’nın yaptığı açıklamaya bakılırsa.

“Kamuda ihraç edilenden çok daha fazla FETÖcü var ama ispat edemiyoruz!”

Bu durumda vatandaş ne yapsın, kime nasıl güvensin?..

Hain darbe girişimi öncesinde, esnasında ve sonrasında yaşananların bazı stratejik kurumlarımızın itibarlarında ne büyük kayıplara sebep olduğu ortada.

Yola bu stratejik kurumlarımızla devam etmek zorundayız, ülkemizi iç ve dış tehditlerden koruyacak olanlar da bunlar.

Böyle bir vasatta, Suriye’nin ve Irak’ın Kuzeyi’nde güvenliğimizi fena halde tehdit eden menfur girişimler dikkat çekiyor.

Bu girişimleri organize eden de herhangi bir güç değil; ABD-İsrail ittifakı.

İsrail sürekli olarak alan genişletiyor!

Süper Güç tarafından işgal edilmek isteniyoruz, lâfı kıvırmanın gereği yok!..

Bu süreçte, birlik ve beraberliğimizi koruyabilirsek, “düşman”ın karşısına bir bütün olarak çıkabilirsek, kurtulacağız.

Aksi takdirde, işler fena!..

İşte…

Hal bu iken…

CHP-HDP bloku tarafından sergilenen tavırların mahiyeti, hedefi belli iken…

Son 15 yıla tek başına iktidar olarak damgasını vuran AK Parti’de korkunç savrulmalar yaşanıyor!

“Açıklama ve tavırlardaki tutarsızlıklar”, AK Parti’ye, daha doğrusu Recep Tayyip Erdoğan’a gönül vermiş kardeşlerimizi bile “izah zorluğuna” düşürür halde devam ediyor.

Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın yükünün paylaşılması bir yana, zaman zaman “çok derin çatlaklar” olduğu kanaatinin meydana gelmesine yol açan sıkıntılar yaşanıyor.

Sayın Cumhurbaşkanı’nı “ayar vermeye” mecbur eden açıklamalar yapılıyor, adımlar atılıyor.

“Hatlar arasında” büyük kopukluklar var.

Sayın Erdoğan, bir kalede, bir defansta, bir orta sahada, bir forvette koşturup dururken, birileri sanki takımın “yenilmesi” için gayret sarf ediyor.

Şike mi var, ne var!..

“SAYIN ERDOĞAN ZATEN SÖYLÜYOR, SİZE NE OLUYOR!..”

AK Parti’nin yürüşüne katkıda bulunmuş kimi isimlere,  Recep Tayyip Erdoğan’ın tavrı, sözü yetmiyormuşçasına “dil darbeleri” vuranlardan bahsediyorum…

Nice seçim zaferi elde edilmesinde en büyük pay sahibi olan Recep Tayyip Erdoğan, “Yeni Türkiye yürüyüşüne ayak uydurabilen duracak, uyduramayan gidecek!” diyor.

İşte, İran dönüş yolunda söyledikleri:

“Görevden ayrılma bir sorun olarak görülmemelidir. Dâvâ olarak görmez de, ‘hasbî değil hesabî’ davranırsan; ‘Benim şanım var şerefim var’ dersen, kusura bakma ama, Parti’nin şerefi herkesin şerefinin şanının çok önündedir!”

Evet…

Gitmesi uygun görülen gidecektir.

Bugüne kadar aday tespitleri yapılırken kararlar büyük ölçüde Sayın Erdoğan’dan çıktı.

Buna itiraz etmeden görevi alanlar, bugün “istirahate” davet edildiklerinde direnmeyeceklerdir.

Daha doğrusu direnmemelidirler.

“Tencerenin (ya da kazanın) doğurduğuna inanıyorsan, öldüğüne de inanacaksın!”

Kişiler vazgeçilmez değildir.

Mesele “kişisel” de değildir.

“Yeni Türkiye” 2019’u kaybetmemelidir.

Bunun için de, “performansı yeterli olmayanlar”, daha doğrusu “yeterli bulunmayanlar” çekilecek…

Yerlerine yenileri gelecektir.

Sıfır hata mümkün değildir ve elbette tasarrufların bazılarında yüzde yüz isabet kaydedilmeyecektir.

“Recep Tayyip Erdoğan ne derse desin, ben yerimde duracağım!” demek beklenir hal değildir, bu tavırların sahipleri kaideyi bozmayan istisnalar olarak kayıtlara geçecektir.

Süreç böyle işlerken…

Birileri, “usul”e dikkat etmeden “hoyratça” silme, yok etme çabalarına girmektedirler…

Birileri…

“Düşmanların” gönülden arzu ettikleri “bölünme”ye hizmet eder tavırlar takınmaktadırlar.

Kötü niyetlilere” lâf anlatmaya çalışmak mânâsız.

Sözüm “kötü niyetle” hareket etmeyenlere:

 “Dâvâ”ya uzun yıllar boyunca katkıda bulunmuş isimleri yıpratmak “Parti”ye güç kaybettirir.

“İyi niyetle” yanlış yapanlar sakin olmalıdır.

Elemeler yapılmakta ve 2019 hedeflerine ulaşabilmenin önündeki engeller kaldırılmaktadır.

Performansı düşük olanlar, “yorgun” olanlar, kenara çekilmektedir.

Bu noktada…

Algıyı yönetmek çok önemlidir.

Bu partide ne kadar da çok yanlış adam varmış arkadaş!” algısına yol açacak söylemlerden uzak durmakta fayda vardır.

Giden gider, yola yeni bir ekiple devam edilir.

Bunu yaparken, gidenleri iyice hırpalamak, “itibar suikastlerinde” bulunmak Ülke’ye de Parti’ye de kötülük yapmaktır.

 “Ateşe benzin” döken ülkeyi de, partiyi de yakar!.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
HÜSEYİN ZAVALSIZ 2017-10-06 01:52:15

Serdar bey sizden ricam bu konuya ilgi ve alaka göstermeniz çünkü siz bu gazetenin genel yayın yönetmeni olarak elinizi taşın altına koyabilirsiniz. AK PARTİ kurulurken çay simit hesabı vb. ifadeleri seçim meydanlarında kullanıyordu.

EKONOMİ BAKANININ MTV YE %40 ZAM TEKLİFİ YERİNE HALBUKİ ÜLKEMİZDE GELİRLER VERGİSİNDE İLK 500 E GİREN SİRKETLERDE ASGARİ ÜCERETİ KALDIRIP KISACASI TAŞERONU KALDIRIP HERKES KADROLU OLACAK DESE BURADAN DEVLETİN KASASINA GİRECEK GELİRLERİ BİR DÜŞÜNÜN HATTA BU ŞİRKETLERDE YAN ŞİRKET KURUP HİZMET ALIMINI KALDIRSA NE GÜZEL OLUR NEDEN BU ÇALIŞMALAR YAPILMIYOR BÖYLECE HERKES HAK ETTİĞİ ÜCRETİ ALACAKTIR.

SERDAR BEY SİZDEN BU KONULARDA ÇALIŞMALAR YAPMANIZI RİCA EDİYORUM SİZİN EKONOMİ VE AKADEMİSYEN YAZARLARINIZ VAR

YAZIK DEĞİLMİ ASGARİ ÜCRETLE ÇALIŞANLARA BUNLARINDA AİLESİ VAR BURADAN AK PARTİYE DE SESLENMEK İSTİYORUM LÜTFEN BU KONUYA EL ATIN VERGİYİ GENELE YAYIN

Avatar
Serkan Ateş 2017-10-06 11:44:51

KEM Hesapları dağıtan bir yazı

Avatar
vatandaş 2017-10-06 10:02:40

Kula kulluk etmemek lazım

Avatar
Hakan ÇOLAK 2017-10-07 11:52:40

İstifa edip yanında durma erdemini gösteren Başkanların çanakkalenin ve 15 Temmuz un kahramanlarından hiçbir farkı olmayacağı kanatindeyim zor zamanda Galibiyet ve Muzafferiyet fedakarliklarla olmalı işte ozaman bu zaman Haydi Bismillah. Hakan ÇOLAK

Avatar
mehmet akif 2017-10-07 21:45:05

Süper bir yazı olmuş Serdar bey