Muhalefet partileri gibi gözümüze kestirdiğimiz her şeyi satıp dağıtmak için değil birlikte toplamak ve daha güçlü, zengin, özgür bir ülke olmak için Cumhuriyetimizin kuruluşunun 100. yılına doğru 2023 hedeflerimizi belirledik.

Bu sebeple Türkiye daha itibarlı bir meclis, daha güçlü bir hükümet, bağımsız ve tarafsız yargısı ile daha etkin ve istikrarlı bir ülke olmak için başkanlık sistemine geçiyor. Dolayısıyla tüm kurumlarımızın yeniden inşasını gündemimize aldığımız bir şahlanma dönemindeyiz.

Bu süreçte benim için önemli olan; eğitim alanında yapılacak yeniliklerdi. Çünkü bir ülkenin eğitimi ne kadar güçlü, okulları ne kadar kaliteli ise hedeflerine o denli hızlı ulaşır. AK Parti hükümetleri döneminde eğitim sistemini eleştirmemin yegâne nedeni budur. Bilindiği gibi başta FETÖ olmak üzere PKK, DHKP-C gibi terör örgütleri eğitim sisteminin zayıf yönlerinden istifade ederek bu ülkenin zeki çocuklarını devşirerek onları gözü kara birer militana dönüştürdü.

Eğitim kurumları otoriter laiklik, çağdaşlık, pozitivizm gibi 19.yüzyıl batı değerlerini aktaran birer araç olmak yerine milletimizin engin kültür ve sanat birikimini, düşüncemizi, köklü medeniyet mirasımızı, bilim tarihimizi, değerlerimizi dünyaya aktaran birer araç olmalıdır. Şimdi bunu konuşacağımız ve tatbik edeceğimiz şahane bir döneme geçiyoruz.

Hakkını yemeyelim AK Parti, 2002 yılından beri eğitim alanında önemli gelişmeler kat etti. Cumhuriyet tarihi boyunca ilk kez merkezi yönetim bütçesinden en yüksek pay eğitim alanına ayrılmaya başlandı. Örneğin toplam eğitim bütçemiz 2002 yılında 9,3 milyar TL iken 2018 yılında bu rakam 14’e katlanarak tam 134,7 milyar TL’ye ulaştı.

Andımız adlı yemin metni ile Milli Güvenlik Dersleri hakkında başlattığım kampanyaları hatırlıyorum. Çocuklarımızı o dönemin ideolojik atmosferinde militarist bir takım uygulamalarla tek tipleştiren katı eğitim uygulamalarına son verildi.

Öğretim elemanları, öğretmenler ile yükseköğretim ve ortaöğretim öğrencileri için başörtüsü serbestisi getirildi. Meslek ve imam hatip liselerine uygulanan katsayı adaletsizliği kaldırıldı. Kürtçe seçmeli ders haline getirildi. Alevilik müfredata girdi. Çocuklar resmi bayramlarda artık asker yürüyüşleri yapmıyor.

15 yılda toplam 284 bin derslik yapılarak derslik sayısı 682 bine çıkarıldı. Kuşkusuz bunlar eğitim sorunumuzu kökten halleden/halledecek gelişmeler değil. Eğitim bir milli mesele olarak hala vahametini korumaktadır.

Çünkü çocuklarımız onca olumlu gelişmeye rağmen maalesef hala batıcı bir eğitim sisteminin kıskacı altındadır. Bu sistemde tarihimiz yok, Kudüs, Semerkant, Endülüs, Fatih, Abdülhamid Han, Cezzar Ahmet Paşa, Selahaddin Eyyübi, Müslüman bilim adamlarımız yok.

Tam da bu noktada AK Parti yeni dönemde eğitimde köklü değişiklikler vaat ediyor. Bu çok sevindirici bir gelişme. Bir eğitim seferberliğinden bahsediliyor.

Eğitim-öğretimde ana hedefimiz; “düşünme, anlama, fark etme, sorun çözme, analiz ve sentez yeteneği “diyor. Millî kültür ve değerlerini özümsemiş; insanlığın ve demokrasinin evrensel değerlerini içselleştirmiş, iletişime ve paylaşıma açık, estetik ve sanat becerisi gelişmiş bireylerin yetişmesine imkân ve ortam sağlayan bir eğitim sistemi vaat ediyor.

Örneğin öğretmenler için “Öğretmenlik Meslek Kanunu “ ve “Profesyonel Okul Yöneticiliği” gibi yeni uygulamalardan bahsediliyor. Bunlar çok önemli vaatler. Profesyonel okul yöneticiliği yıllardır dillendirdiğim bir mevzu. Eğitimde torpilin, liyakatsizliğin önünü kesecek ve kaliteyi arttıracak bir uygulama bu.

Eğitim fakültelerinin yeniden yapılandırılması ve müfredatımızın yeniden güncellenmesi gibi vaatler de bu alanda köklü değişikliklerin yapılacağını gösteriyor.

Tarihimizin önemli şahsiyetleri ve olayları ile masal kahramanlarının; belgesel, dizi ve çizgi filmlere dönüştürülerek tanıtımının yapılması bu alanda bilgisayar oyunlarının ve animasyonların üretilmesinin teşvik edilecek olması da fevkalade önemlidir. Bu alanı da maalesef boş bıraktık.

Yeni dönemde eğitimi yeniden tanzim etmeliyiz. Buraya ait yerli bir eğitim sisteminin inşa edilmesi ve çocuklarımızın CHP zihniyetinden kurtarılması için bunu yapmak durumundayız. Bunu yaparken de peygamberimizin şu hadisini her daim akılda tutmalıyız.

“İş ehli olmayana [layık olmayana] tevdi edildiği [verildiği] zaman, kıyameti bekle.” Mekke’nin fethinden sonra Kâbe’nin anahtarını yine Osman bin Talha’ya veren peygamberimizin (S.A.V) bu hassasiyeti yeni dönemde bize kılavuzluk etmelidir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.