Kin, nefret, ihtiras gibi duygular “aklı” baştan uzaklaştırır…

Olmadık yerlere hapseder!..

İnsan, tecrübelerinden istifadeyle geleceğe dair “plânlar” kurabilen yegâne canlıdır.

Diğer canlılar, “tecrübeleri değerlendirerek geleceğe bakma” yeteneğinden mahrumdurlar.

Sadece basit ödül-ceza-koşullandırma sistemlerine göre davranış sergilerler.

“İdrak”, yalnızca “insan”dan beklenir ve zamanla gelişen bir ruh/zihin durumunu ifade eder.

Bir başka canlı, barınağı yıkıldığında nerede kalacağını hesap edemez.

İnsan ise, ihtimalleri değerlendirir.

Ona göre hareket eder.

Her canı sıkıldığında “yıkmaya” yönelenin büyük zararlara uğraması mukadderdir.

O durumda da, “Ben ne yaptım, nasıl oldu da bu durumlara düştüm!” diye hayıflanır.

İnsan, “pişman olacağı” işler yapmamaya çalışır.

Diğer canlılar “pişmanlık” nedir bilmezler...

İnsan, “İmar”la görevlendirilmiştir.

Yıktığının yerine neyi koyacağını hesap edemeyen birinin tavrı, “insanî” değildir.

Rahmetli İstiklâl Şâirimiz Mehmet Akif Ersoy, “yıkmaktan” ötesini hesap edemeyen zihniyete işaret eder ya…

Hatırlayalım:

“Yıkmak insanlara yapmak gibi kıymet mi verir,

Onu en çolpa herifler de emin ol becerir.

Sade sen gösteriver ‘İşte budur kubbe’ diye,

İki ırgatla iner şimdi Süleymaniye.

Ama gel kaldıralım dendi mi heyhat o zaman,

Bir Süleyman daha lâzım, yeniden bir de Sinan.

Bunların var mı sizin listede hiç benzeri; yok.

Ya ne var? Bir kuru dil, siz buyurun karnım tok.”

***

Merhum Şair’in işaret ettiği “ham yobaz-kaba softa” zihniyette “plân-proje” yoktur.

Sadece “tepki” gösterir!..

“İstemem” demeyi bilir, “Neyi istediğini” bilmez!..

Her yapılana karşı çıkar, her gelişmeye engel olmak ister…

Şimdi…

Dur ve düşün:

Kurgulanma sebebi “Yıkmak” olan bir “ittifakı” niçin desteklemeli?..

“Yıkmak” için bir araya gelenlerin “ittifakı”ndan nasıl bir sonuç çıkar?..

Diyelim ki “yıktılar..”

Yerine neyi koyacaklarını…

Neyi, nasıl, hangi kadrolarla yapacaklarını…

Ne gibi hazırlıklarını olduğunu…

Hangi projeler üzerinde çalıştıklarını…

“Net” bir şekilde ortaya koyabiliyorlar mı?..

Bu kafa…

 “Kim Olursa Olsun Fark Etmez, Yeter ki O Olmasın!” kafasıdır.

Bırak onu bunu…

Sen nesin?..

Niye “Sen”sin ?..

“Birey” olarak farkın ne?..

Ben, senden…

Kimin ne yaptığı, ne yapmadığından çok…

“Net” olarak…

“Senin” ne yapacağını söylemeni beklerim.

Bu da “lâf” ile olmaz…

“Ne olmadığını değil ne olduğunu” ortaya koyman gerekir.

Koca Süleymaniye’yi yıkmak kolay, yerine neyi koyacaksın?..

Bunları sormayacak, sorgulamayacak mısın?..

Benim  “okumuş” kardeşim!..

***

Ramazan… Cuma… Teröre Lanet…Hassasiyet…

İstanbul Merkez…

Anadolu’nun dört bir yanında, Evanjelistlerin kurduğu “ABD-İsrail ve Kuklaları İttifakı’nın Soykırımı”na tepkimizi dile getireceğiz…

Kudüs’ümüze sahip çıkma irademizi ortaya koyacağız İnşallah.

Bunu en yüksek perdeden yapacağız…

Bu hassas süreçte istismar edilebilecek söz,  görüntü ve hareketlerden de imtina edeceğiz…

***

Barış Atay Olayı (???)

“Bu adama haddini bildirin!..”

Tuhaf “twit”in sahibi  bir oyuncu, böylesine dikkat çekici bir başlığın oturtulduğu köşe yazısıyla meşhur edildi.

Savcılık, oyuncu hakkında  “Halkı kin ve düşmanlığa tahrik”den soruşturma açtı.

“Gözaltı” işlemi gerçekleştirildi.

Ortalık ayağa kalktı.

Barış Atay, gündeme yerleşti.

Sonra…

Gece serbest bırakıldı.

Yaşananların ardından sosyal medya hesabından paylaşımda bulunan oyuncu…

Dedi ki;

“Bütün dostlara, yoldaşlara teşekkür ederim.  Dayanışmanın ne kadar önemli olduğunu birkez daha gördüm. İyi ki varsınız. Hep beraber çok güzel yarınlarımız olacak.”

Olan bitenin özeti bu…

Sonucu ise:

Yazan kişi, kendisinin de şikayetçi olduğu gibi  “tetikçilik”le suçlandı.

“Tetikçi, üçlü piriz, yalak ve dönek!”

Yazan kişi, böyle ne hakaretlere uğradı!..

Yazılan kişi ise “şöhretini” katladı.

Türkiye’yi “algı operasyonu”na tabi tutan çevrelere de “istismar malzemesi” çıktı!..

*****

LİSELERE DİKKAT!..

Son vakitlerde, “liselerimiz” üzerinden operasyon çekiyorlar.

Cumhuriyet’in Kurucusu Büyük Atatürk’ün hatırasını istismar ederek!..

“Mustafa Kemal’in Askerleri” olmadıkları, bu ülkenin hiçbir değerini benimsemedikleri bilinen “odak”ların liseli kardeşlerimizin heyecanlarını istismar etmelerine…

Birilerinin eline malzeme vermeden…

Engel olunmalı!..

Futbol sezonu bitiyor, devreye bunu soktular!..

Liselerimiz üzerinden ülkemizi  karıştırmak için “bugüne kadar gördüklerimizden” çok daha büyük tezgahlar da kurabilirler…

Anneler, babalar, idareciler, öğretmenler…

Güvenlik Birimleri…

Dikkat!..

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.