Çok eskide değil, daha bu hafta içi, gündeme göz atmak için baktığım sosyal medyada yarım saat içerisinde üç aldatma cinayeti haberi okudum!

Sadece bu örnek bile durumun vahametini göstermek için yeterli!

Yazıya başlamadan önce “aldatma cinayetleri” başlığıyla yaptığım aramada karşıma çıkan haberlerin fazlalığı da Aysberg’in görünen yüzü olsa gerek…

Aldatma cinayetlerindeki silahlar cinayetin aniden gelişmesi, planlı yapılması gibi sebeplerle değişme niteliğe sahip.

Bununla birlikte dikkatimi çeken haberlerden edindiğim izlenim, kesici aletleri ateşli silahların izlediği yönünde oldu.

Aldatma cinayetlerinin katil zanlılarının ezici çoğunlukla erkek olması şaşırtıcı değil.

Aldatıldığını öğrenen kadınların çoğu bunu yasal zemine taşımayı tercih ederken erkeklerin cinayet haberleri failleri olarak medyaya düştüklerini görebiliyoruz.

Söz konusu cinayetlerde kimi zaman aldatan kimi zaman ikinci erkek öldürülüyor. Nadiren her ikisinin de katledildiği vaki…

Konunun en can alıcı noktası ise aldatma cinayetlerindeki fail ve mef’ul çoğu kişinin sosyo-ekonomik açıdan alt kesime ait olmaları!

Sadece mesleklerinden değil görsellerdeki fotoğraflardan da bu kanıya varabileceğimiz ailelerdeki vakalar çok ciddi sebep araştırması yapılmasını zorunlu kılıyor.

Haberler üzerinden hareket edecek olursak; sadakatsizliğin zengin, elit, eğitimli vs sınıfa özgü olduğu varsayımı çoktan kırılma yaşamıştır diye düşünmek olası.

Toplumun değerlerini daha doğru deyişle muhafazakar/geleneksel yapısını taşıdığına inanılan kesimde cinayetler sebebiyle deşifre olan kadın aldatmaları görmezden gelinecek bir husus değil!

Üstelik kimi haberlerde kadının, aldattığı kişiden olan çocuğunu yasal eşi üzerine kaydederek nesepteki sahihliği bozması da dikkat çekiyor!

Peki, ne oldu da toplumumuzun değişime en kapalı kesiminde aldatma vakaları patlak vermişti?

Kendisini ailesine adamış örnek kadın tipolojimiz hızla bir değişim sürecine mi girdi?

Bu yozlaşma üzerinde televizyon dizi ve filmlerin, sözde kadın programlarının, kişisel gelişimci sıfatıyla ekranlardan “kendini keşfet, kendin için yaşa!” mottosuyla şöhret devşirenlerin katkısı nedir, ne ölçüde olmuştur?

Evlere, modern kadın pazarlarına dönüşmüş evlilik, gelin bulma, BBG tarzı vs programlarla giren yapımların rol ve etkisi hangi düzeydedir, olmaya da devam etmektedir?

Ve evlerinde merhametsiz erkeklerle yaşayıp dizilerin centilmen, kibar, kadına kendini özel hissettiren karakterleriyle hayalsi bir dünyaya savrulmaları bu kadınları nasıl etkilemiştir?

Sorular oldukça fazla… Lakin cevaplar üzerine düşünenlerin sayısı bir elin parmaklarını aşmaz! Konuyla ciddi anlamda ilgilenilmezse çözülmenin daha büyük hızla yayılacağı ise asla bir sürpriz değil!


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Ahmet Uygur 2017-11-12 09:35:57

Televizyon dizileri zaptu-rapt altına alınmazsa daha çook cinayet haberleri dinleriz de okuruz da.