Algı, kısaca bilince varmaktır. Fakat şeytanlar ve onların uşakları yolu keser, hakikatlerin bilince varmasına engel olurlar... Sadece nasıl istiyorlar ise öyle anlaşılmasını isterler, yalana hakikat görüntüsü verirler… Yeryüzünde kötülükleri ayakta tutan etkenlerden biride algı yönetimidir! Ama önemli bir sütundur, onu çektiğinizde diğer kötülüklerde yıkılır…

Birilerinin hakikatleri anlamasına vesile olmak ne kadar hayırlı ve insani bir şey ise algı yönetimi ile yalan-yanlış şeylere inanmalarına sebep olmak, hem şeytani hem de doğrular ile ayakta duran kâinatın ve sanatkârı Allah’ın hukukuna tecavüzdür. Gönderilen peygamberlerin ve indirilen kitapların bir amacı da; yanlış bilgilerin yok olması, insanların hakikatlere ulaşmasıydı çünkü kâinatı ayakta tutan doğrulardır. İnsanların doğruları bilmesine engel olmanın hırsızlıktan hiçbir farkı yoktur. Birinde para ya da mal çalınır, diğerinde ise her hangi bir mevzunun bilincine varma çalınır; engel olunur.

İstisnalar hariç, hiçbir meslek ve uğraşı küçük görülmez ama yazmak ve hitabetin eline namahremin eli değmemeli, yazılanın, söylenenin namusundan şüphe edilmemeli... İnsan yazdıkları ve topluma hitap ettikleri ile eğer doğruları çarpıtıp; birilerinin isteğine göre yazıp-anlatıyorsa hitabet ve kalem namussuz ve umumhane olur. Öyle bir olur ki; okuyup ve dinleyenin yanlış adım atmasında ki günaha da ortak olur.  Dilin ve kalemin yalanlar ile namusu bırakması, umumhane olması, diğer bildiklerimizden çok daha namussuzdur; insanı doğrulardan uzaklaştırmak ve hakikatlere düşman etmekten dolayı...

Yalanları okuyan ve dinleyen velev ki namuslu bile olsa eğer inanıyor ve hakikati anlamak istemiyor ve araştırmıyorsa; algısını umumhaneye teslim etmiş olur ki gelen kullanır giden kullanır… Zaten mümindeki ferasette algılarını umumhane olmaktan koruyor. Demek ki algı avcılarının algımıza ilaç atmasına avlamasına engel olmak için insanın sağlam bir imanı olması lazım. Elbette iman ettiği halde algı avcılarına, haramilerine yem olan çok Müslüman var. Müslüman’ın şeytanı iyi tanıması ve her fırsatta ve her anda tuzağa düşürecek oyunlarının mevcut olduğunu akıldan çıkarmaması lazım. Şeytanın kendine bağlı askerler ile daima hakikatleri ortadan kaldırma çabasında olduğunu bilmek zaten bizi duyarlı ve dikkatli Müslüman eder ki hiç kimse bizim algı gazozumuza ilaç atıp algılarımıza sahip olamaz.

Algıların Namusuna sahip çıkmak neden önemli?

Cevabı ortada; son yıllarda yaşanan hadiseler… İnsanları yalan - yanlış şeylere inandırarak, hastalıklı ruh haline soktular... Algılara yapılan tecavüzün neticesinde ortaya çıkan bir sürü fırlama Gezi Olayları’nda ortalığı yıkmaya can yakmaya sebep oldu. 6, 7, 8 Ekim olayları; Yasin Börü vs. onlarca insanın katledilmesi, dünyanın her yerindeki toplumsal olayların büyük bir kısmı ele geçirilen algıların neticesidir. Dişine, saçına, tırnağına vs. özen gösterenin algısına ve tüm duygularına sahip çıkmaması, bize bu duyguları emanet veren Allah’ın arzu ettiği şekilde kullanılmamasıdır. Bu da bize hayvandan üstünlük vermez.  

Yalanlara inanmak hasta eder. Yalana inanır bir taraftan da içten içe dile getirmek istemediği acabalar ile kendini yer durur çünkü her yalan içeriye atılmış asit gibidir yer bitirir. Ama doğruya inanan, netice zarar olsa bile, doğru o olduğu için inanır ve yükten kurtulur. Yalan insanın üstünde yüktür, kaldıkça ağırlaşır; ister söyleyen olsun ister inanan.

Evet, bir insana hakikatleri anlatmak uçurum kenarından elini tutup çekmektir.

Bir insanın algılarına yalanları doldurmak, duygulara karşı kimyasal bomba kullanmaktır.

İnsan namusuna sahip çıktığı gibi anlayışına algılarına sahip çıkmalı. Namusta dâhil olmak üzere bütün değerleri kirleten birilerine oyuncak eden yanlış algılardır.

Başta Hz. Peygamberimiz (sav) ve saadet dolu asrın iman kahramanları olmak üzere; İmam Gazâli, Abdulkâdir Geylânî, İmam-ı Rabbani, Mevlanalar ve Bediüzzaman vs. Birer algı kahramanı olarak sadece hakikatleri anlatmışlardır… Güzel algılara sebep oldukları için amel defterlerine vesile olduklarının kazandığı sevabın aynısı kendileri için de kaydedilmiştir. Algıları ele geçirip, yalanı ve kusurları dolduranlar ise mahvettikleri insanların vebali ile hesap gününe kartopu gibi büyümüş günahlar ile çıkacaklardır.

Akıl ve bize emanet verilen tüm duygulardan ayrıca yazmamız ve konuşmamızdan hesaba çekileceğiz. Farzlar adı üstünde farz; yapılması gerekiyor, kaçış yok. İnsan namazdan ve oruçtan vs. değil de birilerinin doğruyu anlamasına-bilmesine mani olarak; hata yapmalarına sebep olarak cehennemi yaşamak büyük bir acı olacaktır. Ya hakikatlerin askeri olacağız ya da şeytanın. Algılarımıza ve başkalarının algısına hakikatleri göndermek dileğiyle…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner623

banner624