Hicretin 5. yılıydı. Mekkeli müşriklerin Medine’ye saldırı için harekete geçtikleri haberi Medine’ye ulaşınca, Allah Resûlü, derhal ashabıyla istişare etmişti. Ortak akılla alınan karar sonucu, şehrin giriş yerlerine hendek kazılmasına ve düşmanın şehrin içinde karşılanmasına karar verilmişti.

Hendek kazma çalışmalarına hızla başlandı. Düşman Medine’ye ulaşmadan hendeklerin açılması gerekiyordu. Eli kazma tutan, balyoz sallamaya gücü yeten herkes, bu işte görev almıştı. Hummalı bir faaliyet sürdürülüyordu.

Bir ara Hz. Ömer, hendek kazma işlerini denetleyen Allah Resûlü’nün yanına geldi ve duyduğu bir haberi iletti:

-Ya Resûlallah! Bana bir haber erişti. Buna göre, Kureyza oğulları Yahudileri, bizimle olan antlaşmalarını bozmuştur. Bize karşı müşriklerin yanında savaş kararı almışlar, dedi.

Bu haber, Peygamberimizin çok ağrına gitti. Hiç beklenmeyen ve Müslümanları, şehir savunmasında zor duruma düşürecek moral bozucu bir durumdu bu. Ama Allah Resûlü, son derece sabırlı bir insandı. Başa gelebilecek her türlü olumsuzluklar karşısında Allah’a güveniyordu. Dirençliydi. Bu sebeple, bu duyduğu kötü habere:

-Hasbünallah ve ni’mel-vekil (Allah bize yeter, O ne güzel vekildir) diyerek kendi kendini teselli etti.

Sonra haberin doğruluğunu araştırmak için, Kureyza oğullarına bir heyet gönderdi. Haber doğru ise, gereken önlemleri bir an önce almak niyetindeydi. Sa’d bin Muaz ile heyetteki diğer 3 sahabi üzgün olarak Allah Resûlü’ne geri döndüler. Kureyza oğullarının gerçekten de ihanet içinde olduğunu ve yeniden anlaşmaya yanaşmadıklarını belirttiler. Allah Resûlü, hiç telaşlanmadı. Sabrını ve soğukkanlılığını korudu. Ağzından yine:

-Hasbünallah ve ni’mel-vekil (Allah bize yeter) sözlerinin döküldüğü işitildi.

Bu durumda antlaşmanın devamı için yapılacak hiçbir şey yoktu. İşin sonu, Allah’ın takdirine kalmıştı. Müslümanların da ona sığınmaktan başka çareleri kalmamış gibi görünüyordu.

Efendimiz, müşriklere karşı hendek kazarak tedbire başvurduğu gibi, Kureyza oğullarından gelebilecek ani bir baskın ve saldırıya karşı da önlem almakla yetindi.

Alınan önlem şuydu: Medine içindeki Müslüman kadın ve çocuklara saldırmak üzere müşriklerle anlaşan Kureyza oğullarının, öncelikle gözlerinin korkutulması, yıldırılmaları gerekiyordu. Efendimiz bu niyetle, Hz. Zeyd bin Harise’yi 300, Seleme bin Eslem’i de 200 askerle şehrin içinde sürekli olarak devriye gezdirdi. Bu muhafız birliği, gece boyunca şehrin içinde sık sık Allahu Ekber diyerek dolaşıyorlardı. Yüksek sesle getirdikleri bu tekbirle, Kureyza oğullarının yüreklerini korku içinde bırakıyorlardı.

Alınan önlem, Allah’ın izniyle ve yardımıyla, etkisini gösterdi. Savaşın en kritik anı olan ilk gecede Kureyza oğulları, korkularını yenip bir türlü yerlerinden kıpırdayamadılar. Yapmayı düşündükleri baskını, ne o gecede, ne de sonraki gecelerde, cesaret edip de gerçekleştiremediler.

Allah’ın onların kalbine verdiği korku, onları âdeta felç etmişti. Şartlar son derece lehlerine olmasına rağmen, içlerine Allah’ın saldığı kaygı ve endişe nedeniyle, hiçbir harekette bulunamadılar…

Allah Resûlü, Allah’a olan güveni, itimadı, tevekkülü ve olumsuz şartlara karşı takındığı sabırlı tavrı ve aldığı önlemleri ile, düşmandan gelebilecek büyük bir tehlikeyi kolayca atlatmış oldu.

Peygamberimizin ve mü’minlerin bu sabırlı hallerini Allah, indirdiği ayette şöyle haber vermektedir:

“Halk onlara (mü’minlere):

-Düşmanınız olan insanlar, size karşı ordu topladılar. Bu (büyük ordu)’dan korkun, dediler.

Bu haber, onların imanlarını arttırdı da:

-Hasbünallah ve ni’mel-vekil (Allah bize yeter. O ne güzel vekildir) dediler.” (Ali İmran, 173)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.