Amerika’nın sanayi devrimi endeksli kapitalizmi daha ileri bir aşamaya taşımak için, küçük devletçiklere ihtiyacı vardı. Çünkü bu devletçiklere sözde bağımsızlık kazandırıp, kendi sömürgeci finansal sistemine pazar bulmak zorundaydı. İşte bu zorunluluk, Amerika’nın dış politikasının en temel faktörünün siyasal bir hareket noktasıdır. Yıllarca Amerika Ortadoğu’da bu siyasal hareket noktasının paradigmasıyla haritalara müdahale etti. Ama bu müdahaleyi artık kolayca gerçekleştiremiyor.

Amerika, Ortadoğu’da kelimenin en hafif tabiriyle telaşta. Bu telaşının ana nedeni ise, 50 yıllık planlarının çökmüş olmasının verdiği gerginliktir. Bu durumun en bariz göstergesi; ABD Merkez Kuvvetler Komutanı (CENTCOM)Orgeneral Joseph Votel ve ABD Avrupa Kuvvetler Komutanı (EUCOM) Orgeneral Curtis Scaparrotti ve Irak Genelkurmay Başkanı Orgeneral Osman Ganimi’nin Ankara’ya gelerek Genelkurmay Başkanımız Orgeneral Hulusi Akar ile görüşmesidir. Tam da bu görüşmeden bir gün önce, Trump’ın Ulusal Güvenlik Danışmanı McMaster’in yaptığı ilginç açıklama da zamanlaması açısından çok manidardır.

Hatırlanacağı üzere bu danışman Türkiye’yi ve Katar’ı teröre destek veren ülkeler olarak lanse etmişti. Gerçi ABD kanadı sonradan durumu toparlamaya çalışsa da, bu durum siyaseten kendini ele vermiştir. Bu sürecin devamında ise, Trump’ın dünya kamuoyuna deklare ettiği “Milli Güvenlik Strateji Belgesinin” de hemen bu sürecin arkasından gelmesi, durumu adeta özetler niteliktedir. Bu zamanlama, siyasi gerginliğin sonucundaki bir telaşın göstergesidir.

Esad’ın Suriye’de YPG/PYD’yi vatan haini olarak nitelemesi ve Türkiye’nin Afrin’e yapması beklenilen askeri operasyondan rahatsız olan Amerika, bölgede YPG/PYD’ye verdiği 4600 TIR silahla köşeye sıkışmış durumdadır. Amerika bu duruma kendince çareler ararken, Almanya Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel’in Berlin’de bir vakıfta yaptığı konuşma ise adeta uluslararası kamuoyunda Amerika’ya meydan okumak gibi algılandı. Bu konuşmada Sigmar Gabriel, Amerika’dan boşalacak siyasi boşluğun Çin ve Rusya tarafından doldurulacağını Avrupa’ya haber vererek yeni siyasi yol haritalarının oluşabileceğini vurguladı.

Aslında Sigmar Gabriel çok da haksız sayılmaz. Çünkü ekonomik veriler bütün saydamlığıyla ortadadır. Bugün dünyanın en fazla ithalat yapan ülkesi 2 trilyonu aşan bir rakamla Amerika’dır. Buna karşılık bugün dünyanın en fazla ihracat yapan ülkesi ise 2 trilyonu aşan bir rakamla Çin’dir. Sadece bu rakamlar bile durumu anlatmaya yeterdir.

Amerika doların değerini ayakta tutabilmek için bir savaş çıkartmak zorunda olduğunu gayet iyi biliyor. Ya da Ortadoğu’dan çekilmeye niyetlense bile, bölgeyi karıştırmadan çekip gitmemesi gerektiğini de adı gibi biliyor. Bunu bölgede mezhep kavgalarını körükleyerek yapmayı planlıyor. Bir başka planları ise, bölgede İsrail’in güvenliğigerekçe gösterilerek Lübnan’ın bahane edilip İran’ın vurulması planıdır. Bu plan da hiç de öyle hafife alınacak bir plan değildir.

Trump iç kamuoyundaki baskıları azaltmak ve Amerika’daki hem Yahudi lobisinin desteğini alabilmek hem deEvanjelist Hıristiyanların gözüne hoş görünebilmek için kendince bir Kudüs çıkışı saçmalığı yapmıştır. Böylelikle 300 milyonu aşkın Amerika’da 70 milyon civarındaki Evanjelist üzerinden aklınca politika üretmeye çalışıyor. Ama üretmeye çalıştığı politikada bu sefer Kudüs oylamasıyla Birleşmiş Milletler duvarına toslamıştır.

Amerika daha önce Francis Fukuyama ile tarihin sonunu getirerek bu sona Samuel P.Huntington’ın medeniyetler çatışması tezi ile dünya kamuoyuna gerekçe sunmayı amaçlamıştı. Bu sonun ve bu tezin tarihsel süreçte nasıl cereyan edeceğini hep birlikte göreceğiz. Lakin Amerika Ortadoğu’da yaşanan bu süreçteki siyasal gerginliğini kibirli söylemleriyle perdelemeye çalışsa da Nelson Mandela’nın dediği gibi ‘‘Kendinize en güvendiğiniz an en güçsüz olduğunuz an olabilir.’’

Bütün bu siyasal gelişmeler ülkemiz açısından yeni dış politika konseptlerini bize zorunlu kılıyor. Eğer bu zorunluluğu fark edebilirsek Türkiye bölgenin en belirleyici gücü olabilir. Bu güce erişebilmek için de önce perspektifimizin ve daha sonra da zihniyetimizin değişmesi gerekir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Halil ibrahim KALKAN 2017-12-26 09:34:34

kalemine yüreğine sağlık. okunası bir yazı olmuş gerçekten.

Avatar
Ali Ak 2017-12-26 20:45:44

kaleminize sağlık.

Avatar
Yasin Ulu 2017-12-27 11:58:46

İbrahim Karagül ve Hüsnü Mahli'nin ilk ortaya çıktıkları bakış açısına benzer bir durum değerlendirmesi yapmışsınız. Umarım bu tadda devam edersiniz. Başarılar dilerim...

Avatar
Mustafa Yıldırım 2017-12-27 22:29:11

Çok güzel akıcı, geliştirici ve bilgilendiren bir yazı olmuş kaleminize sağlık

Avatar
Abdullah Yalçın 2017-12-27 23:12:53

Vizyoner bir bakış açısı ile kaleme alınmış bir makale...başarılar dilerim umarım ülkenin ses getiren kalemlerinden biri olursunuz selam ve dua ile