Hayır, doğru değil…

CHP’nin “HDP destekli” ESKİ Cumhurbaşkanı Adayı Bay Muharrem İnce’nin, “Papaz serbest bırakılmazsa, Türkiye’yi pişman ederiz!” yollu tehditler savuran ABD’ye “tepki gösterdiği” doğru değil.

Sözcü’leri böyle yazmış ama yok öyle bir şey.

Bay İnce’nin konuya dair “twit” dizisinde ABD’ye en ufak bir tepki yok.

Bay İnce’nin tepkisi “tamamen” bize.

Türkiye’ye…

Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne…

Recep Tayyip Erdoğan’ın yeni yönetim modeline kavuşturduğu ve muasır medeniyetler seviyesinin üzerine çıkabilme kabiliyeti kazandırdığı Yeni Türkiye’ye.

Ya arkadaş,

“Hırsızın hiç mi suçu yok!”

Bu zihniyet, memleketimin hedef alındığı, tehdit edildiği her durumda…

Eloğlunun saldırılarına, “birlik ve beraberlik havasıyla karşı koyma ihtiyacını hissettiği her gelişmede, her olayda…

Eloğluna hak vermeye, bizi karalamaya mecbur mu?..

Bunun nice misali var…

Yakın vakte kadar bu zihniyetin “AntiTayyip” organizasyonunda “küçük ortak” olarak yer alan Sayın Temel Karamollaoğlu da çok iyi hatırlayacaktır, bu zihniyet 28 Şubat sürecinde de böyle yapmıştı…

Rahmetli Erbakan Hoca, “Yapmayın, etmeyin, bu bir Siyonizm Operasyonu’dur.  İşinize yarayacak zannıyla  bu operasyona destek verirseniz…

Milli iradenin yanında yer almazsanız…

Sonra çoook pişman olursunuz!” demiş demiş de…

Heyhaaaat, dinletememişti bu zihniyete.

Rahmetli Erbakan Hoca galiba bir konuda yanılmış;

Bunların pişman oldukları, pişman olacakları filan yok!

Galiba yok!..

Göremeyeceğiz sanki o günleri!..

Zihniyet kökten sıkıntılı zira, teşhisi de baştan aşağı yanlış.

Memleketin geri kalmasını götürüp “BİZ”e bağlarsan…

Geri kalmışlıktan kurtuluşun da, ancak bambaşka sebeplere dayanan “Fransız Devrimi”ni model almakla mümkün olabileceğini zannedersen…

“Batıdan gelen her şeyin iyi, Doğu’ya ait olan her şeyin ise kötü” olduğu yargısından hareketle, körü körüne “batıcılık” yaparsan…

Batı’nın bugünkü en büyük temsilcisi ABD, Türkiye’ye tehdit ettiğinde de…

“Adamlar haklı abi!” muhtevalı yaklaşımlarda bulunur…

Ömrünün “Kemal” çağında,  memleketi “Batı” boyunduruğundan kurtarabilmek için dev  hamleler gerçekleştirmeye çalışan ve bundan dolayı da “katledildiği” yönünde kuvvetli emareler bulunan Büyük Atatürk’ün kemiklerini sızlatırsın.

Ben bu zihniyeti çok iyi bilirim.

Onların içinden geldim de onun için bilirim.

 İzah edilmesi gereksiz sebeplerden dolayı bizi “himaye” etme mükellefiyetine giren “Batı Hayranı” büyüklerimiz için, abartmıyorum; Türk’ün iyisi de, güzeli de “Batılıya benzer olanı”ydı.

Beğenileri “Batı”ya ayarlıydı…

Öyle ki…

“Gerçekten çok hoş bir çocuk (veya kız), tıpkı batılılara benziyor!” derlerdi.

Bizden bir Cumhurbaşkanı, Başbakan, Dışişleri Bakanı çıkıp “İngilizce”  konuşma yaptığında büyük mutluluk duyar, bu tür görüntülerden acayip zevk alırlardı.

O vakitler, tek kanallı TRT’nin çok önem verdiği “ikili axel, üçlü salto, partneri havaya fırlat” yollu  “buz pateni”  muhabbetlerine hayran kalır…

“Bunlar bizde niye gelişmiyor!” diye hayıflanırlardı.

“Bizimkiler de bilmiş bir kılıç kalkan, bir güreş!” dediklerini bile duymuştum nice kereler!..

Böyle bir hava vardı, batı karşısındaki “ruhlara sinmiş eziklik” duygusunun tezahürleri olarak büyük bir “korku” ve “tedirginlik” havası da hakimdi.

“Batı”nın her şeye muktedir olduğu, bizi istedikleri an bitirecekleri söylenirdi.

Buna “iman” etmişlerdi adeta, başka bir dünya düşünemezlerdi.

Araplarla, Acemlerle, Kürtlerle, hatta Türklerle alay eder; “Fransız’a, Alman’a, İngiliz’e, Amerikalı’ya” hayranlık duyarlardı…

Bu hava, aynı ruhun belirlediği “resmi üniformalarımıza” bile yansımıştır; kimi vakit Almanlara, kimi vakit Anglosaksonlara benzetmişizdir “üniformalar” bakımından da bünyemizi!..

Ben…

Muharrem İnce’nin mesajlarını okuyunca, geçmişime döndüm.

Muharrem İnce’de, “Batı karşısındaki  o eski ruh halimizi” gördüm.

Bunun kendisine “miras” kalan bir ruh hali olduğunu düşündüm.

Bay İnce'ye kızmadım sadece, bütün kalbimle “şifa” diledim.

Haksızlık mı ediyorum?..

Bilemem, etmemenin gayreti içindeyim.

Haksızlık ediyorsam özür dilemeye hazırım..

Haksızlık etmiyorsam, ah bir kere olsun, bu aziz milletten bir özür dileseler!..

Şimdiii…

Sizlere bir çağrı:

İster AK Partili olun, ister CHP’li, İster Saadet’li vesaire…

Veya partiniz pırtınız olmasın, fark etmez.

Vicdan terazinize vurun ve lütfen Muharrem İnce’nin “ABD’nin tehditlerine” dair mesajlarını salim kafayla okuyun…

Ben diyorum ki, “Bay Muharrem İnce, pek muhterem delikanlı politikacı:

Muhalifsiniz, karşı çıkarsınız, gönlünce eleştirirsiniz…

Tamam da…

Kıymetli Arkadaşım:

Hırsızın hiç mi suçu yok?

Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni alçakça tehdit eden kafaya hiç mi lâfınız yok!”

Ben böyle diyorum…

Bakalım siz ne diyeceksiniz?..

Bay Muharrem’in mesajlarını okuyun ve kararınızı verin:

1-Öncesinde Başkan Yardımcısı Pence, bugün ise Başkan Trump'ın Rahip Brunson üzerinden yaptırımla tehdit ettiği bir ülke haline gelmiş olmamız bizleri şaşırtmamalı. Başkan Yardımcısının açıklamasından sonra Rahip Brunson eve çıkarılabiliyorsa, Başkanın açıklamasıyla da serbest bırakılabilir, kendi evine gönderilebilir. Biz bu filmi Deniz Yücel olayında gördük.

2-Başkan Yardımcısı’nın açıklamasından sonra Rahip Brunson eve çıkabiliyorsa, Başkan’ın açıklamasıyla da serbest bırakılabilir, kendi evine gönderilebilir. Biz bu filmi Deniz Yücel olayında da gördük.

3-Artık Dünyada yargımızın kurumsallığına ve bağımsızlığına inanan kalmadı. Diğer ülkelerin liderleri, yargılanan vatandaşlarını Erdoğan ile pazarlık yaparak kurtarabileceklerini gayet iyi biliyorlar.

4-Çünkü karşılarında kurumlarıyla, değerleriyle, gelenekleriyle Türkiye Cumhuriyeti devleti yok. Devleti kendisi haline getirmiş bir kişi var ve onlar o kişiyle nasıl pazarlık yapacaklarını iyi biliyorlar ve kendi çıkarları için gerekeni yapıyorlar.

5-Tarih göstermektedir ki, tek adam yönetimine sahip devletler, büyük devletler açısından tek adamın tehdit edilmesiyle, gerektiğinde müdahale edilmesiyle hizaya getirilecek devletler olmuşlardır.

6-Türkiye Cumhuriyeti ne yazık ki Deniz Yücel olayında Almanya ve Rahip Brunson örneğinde ABD tarafından bu kategoriye sokulmuş durumdadır.

7-Bu bizim açımızdan kabul edilebilir bir durum değildir. Türkiye, ancak içeride demokrasisini güçlendirerek, gerçek hukuk devlet olarak bu tehditleri aşabilir.

*****

İşte Bay Muharrem İnce ve işte “tehditler” karşısındaki tavrı…

Allah aşkına, siz söyleyin;

Bay Muharrem İnce’ye kızmakta…

“Yakın” geçmişimi hatırlamakta haksız mıyım?..

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner623

banner624