Özal, Avrupa'da bir liderler toplantısına gittiğinde, AB liderlerinin ABD Başkanı'na büyükbabaları imiş gibi tazimde bulunduklarını ifade etmişti.

“Tabii biz farklıyız” demişti.

Bizim Kemalist kesimlerde de ABD karşısında aynı eziklik söz konusudur.

Soner Yalçın, bu hafta, Türk hükümetine, "Sanki bu yargı süreci ilk kez yaşanıyor. ABD Hazine Bakanlığı'nın ambargoyu delen kimi ülkelerin bankalarına ceza yağdırdığını bilmiyorlar mı?" diyor, Almanlara, Hollandalılara, Fransız bankalarına da dava açılıp ceza kesildiğini ama onların bu cezaya itiraz etmediklerini yazıyor.

Yalçın,  ABD'ye, diğer ülkelere “ceza kesme hakkı” tanıyor, siz de bunu kabullenin, hır çıkarmayın diyor.

Peki....

Ey Yalçın!


Hani, siz Kemalistler, “Amerikan Mandası” na hayır diye savaşmıştınız?

Ne oldu?

Özal ve Naim

Naim Süleymanoğlu'nu, Turgut Özal, o zamanın Süper Gücü SSCB' nin(Sovyet Sosyalist Cumhuriter Birliği) elinden uluslararası bir operasyonla çekip aldı.

Bu o zamana kadar, bir 3. Dünya ülkesi görünümündeki Türkiye için, olağanüstü bir girişimdi.

Altın vuruştu.

Özal, Milletine "Siz yapabilirsiniz!" demişti.

Hep operasyon çekilen Türkiye, 200 yıl aradan sonra operasyon çekmişti. 


Özal, yürekli adamdı, “Bende mangal gibi yürek var” derdi.

Naim'i üzeri açık bir otobüsle İstanbul'dan Ankara'ya, üzeri açık bir otobüsle, şehirlerden, alkışlarla, coşkuyla geçirterek getirtmişti.


Türkiye ayaktaydı.

Fert fert herkes mest olmuştu. 


Naim, bu tezahüratın, bağıra basmanın hakkını fazlasıyla verdi.

Kesici, mesici

İlhan Kesici isminde bir "28 Şubat Prensi" var.

28 Şubat'ta malumunuz bu prenslerin işbirliği ile bazı çıkar odakları Türkiye'nin 120 Milyar Dolarını hüpletmişlerdi.

 Batı Çalışma Grubu, "Türban'a bak!" yaparken bu prensler de parayı “28 Şubat baronları” na şutlamışlardı.

Unutmadık!

Helal de etmedik!

Kesici, şimdi utanmadan TV lere çıkıp ABD ve FETÖ'ye tek kelime etmezken Türkiye'yi aşağılıyor.

Anlayıverin!

"İyi saatte olsunlar” yine işbaşında!

Ne idik, ne olduk?

1811 yılında, A.L. Castellan şöyle yazıyordu;

"Türkler, Türkçeden başka bir dil kullandıkları takdirde, vekar ve haysiyetlerini ihlâl etmiş olacaklarına kaanidirler. Her hangi bir Frenk Türkçe bilse bile, gene kendi dilinde konuşmaya, Türk’e, bir tercüman vasıtasıyla meramını ifadeye mecbur tutulmaktan vâreste tutulamaz."

(A.L. Castellan, Lettres sur la Grece I'Hellespont et Constantinopole, 1811 Paris baskısı sh. 69).

Bu, Frenklere(Avrupalılara), “Türkçe asilzadelerin dilidir, siz Türkçe konuşacak seviyede değilsiniz” mesajı idi.


Bugünün Türkleri ise; işyerlerine, otellerine, hastanelerine, ürünlerine Frenk isimleri koyuyorlar! 


Utanmasalar çocuklarına da Frenk ismi verecekler.


Osmanlı döneminde kul idik, şimdi hür olduk diyenler!


Mutlu musunuz?


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.