Dışişleri Bakanımız Çavuşoğlu’nun, ABD’li mevkidaşı Tillerson ile Ankara’da yaptığı zirvenin ardından yayınlanan ortak deklarasyonda; ”İlk toplantısı Mart ayının ortasında olmak üzere sonuç odaklı bir mekanizma oluşturulması için uzlaşıldığı, Türkiye ve ABD’nin Suriye’nin toprak bütünlüğüne ve ulusal birliğinin muhafazasına olan bağlılıklarını teyit ettikleri” açıklandı. Diyalog yoluyla ABD ile Türkiye arasındaki tarihin en büyük krizlerinin samimi bir ortamda konuşarak çözülmesi tabi ki önemli, rasyonel ve kıymetlidir. Ancak “15 Temmuz ihanet girişimini bizzat planlayan Feto’yu iade etmeyip resmen koruyan, YPG’ye 4900 tır silahı ücretsiz verip, Türkiye’ye parasıyla dahi silah satmayan” ABD’ye karşı Türkiye haklı olarak çok temkinli. Şimdiye kadar ABD ne söz vermişse sürekli havada kalmıştır. ABD’nin atması gereken somut adımlar var. Türkiye’nin YPG ve Feto konularında yaşamsal güvenlik kaygıları var.

AYI DERİSİNDEN POST, ABD’DEN DOST OLMAZ

ABD, İslam dünyasına hiçbir zaman dost olmadı ve olmaz. Demokrasi getireceğiz dediler, Afganistan’da 3,5 milyon Irak’ta 1 milyon Müslümanın kanını döktüler. Bugün de Suriye’de kan dökmeye devam ediyorlar. İslam dünyasını sömürdüler, kavgaya tutuşturdular. Bir yandan “Türkiye’nin haklı kaygılarını anlıyor ve terörle mücadelesini destekliyoruz” dediler, öte yandan “senatodan 2019 yılı için çoğunluğunu YPG’nin oluşturduğu SDG’ye 550 milyon dolar bütçe tahsis ettiler.” Pentagon, CIA, Dışişleri ve Beyaz Saray hep ayrı telden çalıyor. Hangi Amerika’nın hangi sözünü ciddiye alalım? Resmen dalga geçiyorlar, aklımızla alay ediyorlar. Terör örgütleriyle Ortadoğu’yu dizayna çalışıyorlar. ABD oyalama taktiği ve zaman kazanma tuzağıyla yaklaşıyor ama artık Türkiye o eski Türkiye değil. Oyuncak olan ülkeden sonra artık oyun kurucu ve kendi göbeğini kendisi kesen bir Türkiye var. ABD, Türkiye ile onurlu ve eşit bir ilişki ortaya koymadığı sürece dayatma, şantaj ve tehditleri sürekli ters tepecektir. Ancak en uygun zamanda ve en uygun müttefiklerle 15 Temmuz benzeri girişimleri yeniden deneyecekler, asla vazgeçmeyecekler. Erdoğan diz çökmeyene ve biat etmeyene kadar da vazgeçmeyecekler. Bu millet ABD’ye değil, dünyadaki bütün mazlum ve mağdurların sesi ve umudu olan, emperyalizme daima baş kaldıran Recep Tayyip Erdoğan’a güveniyor ve inanıyor.

ABD’NİN DERDİ KÜRT VE KÜRDİSTAN DEĞİL!

ABD’nin derdi Kürtler ve Kürdistan mı? Tabi ki hayır! Bakın geçtiğimiz haftalarda yine bu köşemde “Batının Kürdistan Aldatmacası” başlıklı yazımda çok ayrıntılı ve belgeli bir şekilde son iki yüzyıldaki Kürt isyanlarının çoğunu başta Rusya, İngiltere ve ABD’nin silah ve parayla destekler gibi göründüklerini, duruma göre tahrik ettiklerini, kavgaya tutuşturduklarını, en sonunda da Kürtleri satıp, katliamlara maruz kalmalarına bilerek seyirci kaldıklarını yazmıştım. Halepçe katliamı hala hafızalarda. Bugün de aynı senaryo. Şu husus net ki YPG’yi taşeron olarak kullanan, her yıl bütçesinden YPG’ye 500 milyon dolar ayıran ABD’nin davası “Kürt ve Kürdistan, Kürtlerin kara kaşına ve kara gözüne hayranlık” değildir. Öyle olsaydı eğer yakın zamandaki Kuzey Irak Kürdistan bağımsızlık referandumunda Barzani’ye perde arkasından da olsa destekte bulunurdu. Bulunmadı çünkü gizli ajandada başka hesaplar var. ABD, Türkiye ve İran’a karşı günü geldiğinde kullanılmaya elverişli ve İsrail’e de tehlike yaratmayacak, hatta onun güvenliğine katkı sağlayacak bir yapı istiyor yani YPG/PKK terörünü istiyor. ABD’nin vazgeçemeyeceği biricik sevdası ve yegâne müttefiki geçtiğimiz günlerde Suriye’de sahaya inen ve İran’a saldırı planları yapan İsrail’dir. İsrail’in Irak ve Suriye ile ilgili 1982 tarihli güvenlik belgesindeki planları aynen işliyor. Hedef Türkiye ve İran’dır. Korunmak istenen İsrail’in güvenliği, ele geçirilmek istenen ise zengin enerji kaynaklarıdır.

YENİ BİR KÜRT POLİTİKASI GELİŞTİRİLMELİ

ABD’nin Ortadoğu politikası artık şudur: “Asla savaşa girmem, bir ABD askeri postalı dahi savaşa sokmam, sadece benim adıma ve planlarıma uygun savaşmak isteyen taşeron yapılara silah veririm.” Bu kanlı ve kirli plan karşısında hiçbir Kürt, ABD’nin paralı askeri olmamalı, ABD askeri postalı görevini görmemeli. Gün gelecek o dağlara çok kar yağacak, ABD’nin atacağı kazık büyük ve trajik olacak. Artık uyanma zamanı! Kürtler, Araplar, Türkler ölüyor, Yahudiler ve Hristiyanlar değil. Ağıtlar Arapça, Kürtçe ve Türkçedir, İngilizce ve İbranice değil. Türküyle, Kürdüyle, Arabıyla ve Acemiyle ya bu coğrafyada kardeş gibi ve barış içerisinde yaşamanın yolunu bulacağız ya da lime lime olacağız. Tam da bu noktada Türkiye Ortadoğu’daki gelişmeler karşısında yeni bir paradigma ve yeni bir konsept ile aynen Türkmen politikası gibi yeni bir Kürt politikasını acil geliştirmeli. ABD’nin YPG üzerinden kurduğu tuzakları boşa çıkaracak geniş bir Kürt masası kurmalı, Ortadoğu’daki tüm Kürtleri kendi çekim merkezine almanın yollarını bulup, zorlamalı. Zaten büyük kıyamet bundan kopmuyor mu, tüm saldırılar bu ihtimalden doğmuyor mu? Tarihsel geçmişimiz, kültürel birikimimiz, kadim kardeşliğimiz Ortadoğu’daki Kürtler ile o kadar güçlü iken neden Türkiye değil de ABD ve Rusya? Oysa tüm Kürtlerin çekim merkezi olacak yegâne potansiyel Türkiye’dir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Halid 2018-02-22 17:50:51

Sayın EZGİN gerçektende güvenilmez