Evlilik; farklı kültürlerde büyümüş, farklı  ortamlardan ve fikirlerden etkilenmiş, doğuştan farklı bedenlerin içinde olmuş, yani biri erkek biri de kadın iki bireyin anlaşma yaparak, mutluluğu yakalamak ve hayatı paylaşmak için kurulan bir müessesedir. 

Anlaşamamak evliliğe gidenlerin asla düşündükleri bir olumsuzluk değildir. “Anlaşırsak devam ederiz, anlaşamazsak sen yoluna ben de yoluma” diye evlenilmez. Her evlenen anlaşmak ve bir ömür boyu beraber olmak için evlenir. 

Zaman içinde aynı dil konuşulduğu halde beklentilerin farklı olması ve bu beklentiler üzerine eşinin beklentilerini görmemesi sorun oluşturmaktadır. Beklediğini bulamayan eşler de çatışmakta ve evliliğin ilk yıllarında küskünleri oynamaktadır. Hazin sonuç ise pes etmektir. 

            En büyük çatışmalar; ev ekonomisi, evin günlük işleri ve ihtiyaçları,  cinsel sorunlar, birbirini anlayamadıklarından dolayı söylenen yanlış sözler, kötü alışkanlıklar, üçüncü kişiler vs. olmaktadır. 

            Modern dünyanın kurbanları olanlara, modernite bir hayat modeli sunmuştur. Bunun etkisinde kalınmış ve bu hayat modeline uymak gayreti içine düşülmüştür. Ev sahibi olma ve daha lüks yaşama arzusu güçlerin üzerinde yaşamaya itmiş ve insanları borca sokmuştur. 

            Eskimeden modası geçti uğruna değiştirilen eşyalar, arabalar, teknolojiye yetişmek uğruna alınan telefonlar,  evde yemek yeme imkanı varken her gün dışarda yemek yemeler ve sorumsuzca yapılan harcamalar bankanın yolunu aşındırmıştır. 

            Borçluluk psikolojisi altında ezilen aile fertlerini ise karı kocası ve çocuğuyla iş hayatına atmıştır. Eve beraber giren eşlerde temizlik, yemek ve ev işleri sorun haline gelmiştir. Hayat müşterek fikri kadını isyan ettirmiş, iş yorgunluğunu atamamanın verdiği stresi eşlerine yaşatır duruma getirmiştir. 

            Cinsel arzuların tatmin edilmemesi, beklentilerin karşılıklı olmaması, ya eşlerin birbirini aşırı kıskanmasına, ya da tamamen terk etmesine teşvik etmiştir. Eşinde beklediği ilgiyi göremeyen eşler de ikinci şahıslara gider olmuştur. 

            İşin içinde alkol, kumar, uyuşturucu, ,internet, sigara vs. bağımlılığı varsa, durum vahimleşmektedir. Bu sıkıntılar kötü sözle muamele etmeye sebep olacak ve sonucunda şiddet bile olabilecektir. İftiralar atılacak, tehditler edilecek, bağırmalar, sövmeler, kaba davranışlar da takip edecektir. 

            Bütün bunlar olurken, etrafınızdaki birinci derece iletişimde olduğunuz kişilerin ya da size yakın olanların söylemleri de etkisini gösterecektir. Özellikle anne- babaların söylemleri aileyi derinden sarsacaktır. 

Bütün yaşanan olumsuzluklar, dört duvar arasında yaşanmaktadır. Bu dört duvar içinde yaşananlara şahit olan elbette çocuklar da vardır. 

Çocuklardan uzak yapılmayan böylesi üzücü eylemler, öncelikle çocukların ebeveyn durumuna çıkmasına sebep olacak ve nasihat verdirme durumuna bile dönüştürecektir. 

            Bu durum elbette yetişmiş ve fikir sahibi olmuş bir evlada sahip olunmuşsa olacaktır. Böylesi bir ailede yetişen bir çocuk ya bu anlaşmazlıklara tepki olarak tam tersini yapacak, ya da yaşanan olumsuzlukları örnek alarak  bir kopya durumunda olacaktır. 

            Anlaşılan o ki; aile bir milletin geleceği, çocukların ise hayata bakışıdır. İyi örnek olma gayreti içinde olanlar, kazananlar olacaktır. Kaybetme lüksünün olmadı, ikinci şansımızın olmadığı bir dünyanın misafirleri olunduğunun farkında olanlar, adımlarını kazanmak için atmalıdır. 

            Atılan her yanlış adım, geleceği kirletmek ve geri dönüşümü imkansız bir yolculuğa zarar vermektedir. Geleceğe yapılan en iyi yatırım ise, iyi bir evlat yetiştirme gayretini vermektir. 

            İyi bir evlat yetiştirmek ancak evladın birinci derece yakını olan anne ve babasının mutlu olması ile olacaktır. Anne ve babası mutlu olmayan hiçbir çocuk mutlu değildir. 

            Bunun farkında olan her anne çocuğunun babasını mutlu etme gayretinde olmalıdır. Aynı hal baba için de geçerlidir. Anının kıymetini bilip, anı yaşamak derdinde olanlar, keşkeleri  az olanlardır. 

Bilinmelidir ki;  geçmiş bir daha yaşanmayacak, hatalar ne kadar telafi edildi gibi görünse de, gönüllerde yaralar açacaktır. Gelecek ise meçhuldür. Önemli olan anı yaşamaktır. 

An itibari ile ne yapıyorsunuz?

 


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.