Hukukçu bir yazar olarak üzülerek izliyorum. Türkiye hukuk tarihinde ilk defa “Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanıp uygulanmama durumu” gibi devam eden devasa bir krizle karşı karşıyayız. Alt derece mahkemesi olan Ağır Ceza Mahkemesi, Anayasa Mahkemesi’nin kararına “yetki gaspı” yapıldığını öne sürerek uymuyor ve gereğini yerine getirmiyor. Alt mahkeme üst mahkemeyi “yasal sınırlar dışına çıkılıp yetki gaspı yapılıyor” iddiasıyla denetliyor, işlevsiz hale getiriyor. “Anayasa Mahkemesinin hatalı pratikleri veya kararları eleştirilebilir durumda olsa da bu husus asla Anayasa Mahkemesinin kararlarının kesinliğine ve herkes için bağlayıcılığına engel teşkil etmez, görev ve yetki alanında bir daralma söz konusu olmaz.

AYM, ESASA İLİŞKİN KARAR VERMEMİŞTİR

Anayasa Mahkemesi Altan ve Şahin kararlarında “Anayasanın 19. maddesinin üçüncü fıkrasına göre suçluluğu hakkında ancak kuvvetli delil bulunanlar tutuklanabilir. Suç işlendiğine dair kuvvetli delilin yeterince ortaya konulamadığı, tutuklamanın zorunlu olduğunun somut gerekçelerle kararda açıklanmadığı, tutuklama kararında tüm şüpheliler yönünden ayrı ayrı değerlendirme yapması gerekirken ortak değerlendirme yapıldığı, tutuklama kararında hangi yazılardan dolayı tutuklandığı da belirtilmediği için” kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ihlal edildiği sonucuna varmıştır. Bakın bu husus çok ama çok önemli:Anayasa Mahkemesi kararında özellikle yargılamanın muhtemel sonuçlarından bağımsız olarak burada sadece tutuklamanın hukukiliğinin değerlendirilmesiyle sınırlı olacağı” hususunu net bir şekilde ortaya koymuş. Yani “ben esasa ilişkin sonuca karışmam, mahkûmiyet veya beraat verebilirsiniz.” demiştir.

AYM, KARARINDA NİÇİN SAYFALARCA VE AYRINTILI GEREKÇE YAZMIŞ?

Anayasanın 141/3, CMK’ nın 34. ve 6216 SY. AMKYUHK’nın 50/3 maddeleri gereğince Anayasa Mahkemesi kararları tüm yargı kararları gibi gerekçeli olmalıdır. Yani nasıl ki tutuklama kararı gerekçeli verilmeli deniyorsa, AYM’nin başvurucunun tutukluluğunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkını ihlal ettiğine dair tespit kararı da mutlaka gerekçeli olmalı. Yerel mahkeme gerekçeye bağlı olmasa da Anayasa Mahkemesi kararının sonuç kısmına ve ihlal tespiti kısmına mutlak olarak bağlıdır ve gereğini yerine getirmek zorundadır. Tahliye eder, yurt dışı yasağı, ev hapsi koyar; suçu sabitse mahkûmiyet kararı da verebilir.

AYM, NİÇİN ESASA GİRMİŞ, DELİL DEĞERLENDİRMESİ YAPMIŞ?

Anayasa Mahkemesi, bireysel başvuru hakkının devreye girdiği 23 Eylül 2012 tarihinden bugüne kadar özellikletutululuk suretiyle kişi hak ve güvenliği hakkının ihlal edildiği ve makul sürede yargılanma hakkı ihlal edildiği”iddialarında prensip olarak esasa ilişkin inceleme yapmış. Bu iki husus dışında Anayasa Mahkemesi esasa girmemiş ve vakıa incelemesi yapmamıştır. AYM, aynen AİHM gibi yargılama yapar. AİHM de emsal kararlarında esasa girilebileceğine hükmetmiş ki aksi halde dosyadaki delilleri incelemeden, ayrıntıya bakmadan hak ihlali olup olmadığının tespiti nasıl mümkün olacak?

AYM KARARLARI “HATALI UYGULAMA” DİYE UYGULANMAYABİLİR Mİ?

Muhakkak ki Anayasa Mahkemesi devam eden bir soruşturma veya kovuşturmada işin esasını etkileyecek bir inceleme yapmamalı, yargı yetkisini “hak ihlali” iddiasının dışına taşırmamalı. Davayı esastan sonuçlandıran bir karar vermemeli. Ancak şu andaki mevzuat Anayasa Mahkemesi karar ve uygulamalarına müdahaleyi imkânsız kılıyor. AYM’nin kararları, Anayasa’nın 153. maddesi gereği “kesindir, denetim mercii yoktur ve itirazı da mümkün değildir.” 6216 SY. AMKYUHK’nın 50. maddesinde “yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlal ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinde karar verir” diyerek verilen kararın infazını hızlandırmış ve infazını mutlak hale getirmiştir. Anayasa Mahkemesi’nin bireysel başvurularda tespit ettiği hak ihlallerinin gereğini yerine getirmemek veya getirmeme serbestini tanımak anlamına gelen bir takdir kabulü, başta bireysel başvuru gücünü zafiyete uğratacak, AYM’nin itibarını zedeleyecek, Cumhuriyet tarihi boyunca yargı alanında etkin adalete erişim imkânında büyük adımlar atmış, büyük reformlar yapmış Ak Parti’ye zarar verecek, adalet sistemimize saldıranların, Fetö’cü firarileri bize teslim etmeyenlerin ve AB üyeliğimize karşı çıkanların eline büyük bir koz verilmiş olacaktır. Bakınız bu husus çok önemlidir. Türkiye’ye yönelik kara propagandalar devreye sokulacaktır.

YARGILANAN ŞAHISLARA DEĞİL HUKUKA BAKALIM

FETÖ/PDY terör örgütüyle mücadele konusu, hayatidir, kritiktir ve tavizsiz bir konudur. FETÖ ile mücadelede taviz ve hoşgörü bu vatana ihanettir. Ancak emin olun yargı ne kadar kaliteli ve adil olursa, “yargı üzerinde yapılan tartışmalar ne kadar azalırsa”, toplum nezdinde de yargının kalitesi, duyulan güven, onur ve saygınlığı o derece artacaktır. Yargılanan şahısların kimliklerine bakarak konuşmuyorum, bugün onlara yarın başkasına, bugün Fetö yarın Metö. Hukuk, suçu kimin işlediğine, ideolojisi ve dünya görüşüne göre değil, kanunlar neyi gerektiriyorsa ona göre davranır ve karar verir. Yargının simgesi olan Adalet Heykelinde gözler bu yüzden bağlıdır. Allah aşkına darbe davalarının sulandırmalarla, bu tür krizlerle Ergenekon ve Balyoz davalarına dönmesine izin vermeyelim. Doğruda destekleyici ve teşvik edici, yanlışta uyarıcı ve yol gösterici olmak en büyük erdem ve ahlaki sorumluktur şiarıyla” bu davaya emek ve gönül vermiş biri olarak, bu konularda akla ve vicdanlara güvenerek kalem oynatma ve uyarma zarureti gördüm. Vesselam!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Adil Güzel 2018-01-24 11:03:27

İnternet sitesinde 27 Mayıs darbesini 27 Mayıs devrimi olarak gören bir mahkemenin verdiği karara güvenemem

banner624