Kudüs ve akıl tutulması

Dünya akıl tutulması ile karşı karşıyadır. İnsanlık diğer mahlukattan ayrıldığı özelliklerinden hızla uzaklaşarak vahşileşmektedir. “Akletmek”, “Düşünmek” iki kelimeden ibaret değildir. Yaratılmanın sırrına bu iki kelime ulaştırır insanı. Bu iki kelimeden uzaklaşmak vahşeti getirir insanlığa. Yaradan ondandır Kur’an’da bize her satır başında ‘Akletmez misiniz?’, ‘Düşünmez misiniz?’çağrısı.

Bugünlerde dünyada akıldan düşünceden uzak olaylar yaşanıyor. Dünyayı vahşetin eşiğine doğru sürükleyen.

O nedenle her zamankinden daha fazla Müslüman’ın aklını başına toplama zamanıdır. Zaten İslam dünyasının yaşadıkları akıldan düşünceden uzaklaşmasından değil midir? Müslüman olmanın ilk şartı akıllı olmak değil mi? Aklı olmayanın sorumluluğu var mı? Kur’an bunu emretmez mi?

Öyleyse bugün yaşananlara akıl penceresinden, düşünme kapısından bakmazsak, duygu seline kapılıp gideriz.

ABD’nin İsrail’in Başkenti’nin Kudüs olarak kabul etmesi üzerine yaşananları seyrediyoruz. Tepkileri izliyoruz. Çağrılara bakıyoruz. İbretle izliyoruz. ‘Acaba ben mi yanılıyorum” diyorum. Fakat aklım izanım bir şeylerin yanlış olduğunu söylüyor. Duygu selinin önünde sürüklendiğimizi görüyorum.

Bizlerin daha akıllı, daha stratejik ve yerinde hamleler yapması gerekiyor. Anlık tepkiler, hamasete yönelik nutuklar ‘Akletmek’, ‘Düşünmek’ çağrısının çok ötesine düşüyor. ABD’nin Kudüs kararı sonrası sosyal medyadaki tepkileri taKip ediyorum. Adete tepkilerde kullanılan dil, tepkilerde kullanılan sloganlar, tepkilerde kullanılan resim ve fotoğraflar aynı tornadan çıkmış gibi. Dikkatlerden kaçmıyor.

Oysa bizlerin geçmişi iyi hatırlayıp tarihten dersin ötesinde bugüne yönelik analizler çıkarmamız lazım. Tepkilerimiz, değerlendirmelerimiz öyle şekillenmelidir.

Aksi takdirde içi boş hamasi nutuklarımızın dışında elimizde bir şey kalmaz. Onun için ‘Akletmek’, ‘Düşünmek’ çağrısına uymak kaçınılmazdır. Bu çağrıya kulak tıkayan kim olursa cezasız kalmaz.Bu İnsan, toplum, millet, devlette olsa değişmez. Allah kulları arasında adaletsiz davranmaz. Allah alemi yaratırken koyduğu kurallara uyulduğu kadar kullarına yardım eder. Uyulmadığı ölçüde cezalandırır. Akıldan uzak, düşünmekten ıraklaştıkça başımızda bela eksik olmaz.

ABD’nin Kudüs kararını nasıl okuyacağız? Bu kararı doğru okumadığımız taktirde vereceğimiz her türlü tepki zarardan başka bir şey getirmez. Onun için ABD kararının her yönü ile ele alınması gerekmektedir. ABD bugün İslam dünyasında bu karar sonrası doğacak tepkileri bilmiyor mu? Bu karara neden mecbur kaldı? Bu kararın kendine vereceği zararı tahmin etmiyor mu? Bu karara ABD’yi zorlayan etmenler nelerdir? Bu karar sonrası ortaya çıkacak yeni durum üzerine hamlesi ne olacak?

Bunlara benzer soruların cevapları sağlıklı bir şekilde bilinmezse karar üzerinde ortaya konulacak bütün tepkiler slogandan öteye gidemez. Bugün gösterilen tepkiler bir sel gibi yıkar geçer ama uzun sürmez kesilir.

ABD’yi bu karara iten nedenlerin öncelikle masaya yatırılması gerekecektir. Bu kararı sadece Siyonizmin zaferi olarak görmek yanlış olacaktır. Bu kararın alındığı sürece bakmak gerekecektir. Bugün için ABD Ortadoğu’da ciddi bir handikap yaşamaktadır. Türkiye-İran-Rusya üçgeninin Ortadoğu’da aldığı inisiyatif bir çok dengeleri değiştirdi. ABD Ortadoğu’da düştüğü yalnızlık görülmelidir. İngiltere’nin tutumları bellidir. Şu da unutulmamalıdır İsrail bir İngiliz devletidir. İsrail İngiltere’nin Ortadoğu’yu hizaya getirmek için elinde ki sopaydı.

Benim baktığım pencereden ABD’nin Kudüs kararı Ortadoğu’da düştüğü çukurdan kurtulma çabasıdır. Çıkış yolu aramasıdır. Yahudilerin dini duygularını kullanarak ayakta kalma çabasıdır. ABD bu nedenle çırpındıkça batanlığa sürüklenecektir. Yanlış üstüne yanlışa devam edecektir.

O nedenle Kur’an’ın ‘Akletmek’, ‘Düşünmek’ çağrısına uyarak hareket etmek her Müslüman’ın ilk vazifesidir. Yüz yıldır İslam dünyasının düştüğü zilletten kurtulmasının tek yolu budur. Yaşananlar karşısında ABD’nin Ortadoğu’da sürüklendiği akıl tutulmasına İslam aleminin eşlik etmemesi gerekmektedir. İsrail’in ve ABD’nin ekmeğine yağ sürmeden gerçeklerden uzak kalmadan reel bir yol izlenmelidir.

Şu unutulmasın. İsrail Kudüs’ü 1980’de Başkent ilan etti. 1980’den bu yana İsrail Başbakanlığı ve Dışişleri Bakanlığı Kudüs’te değil mi. Büyükelçiler İsrail Dışişleri Bakanlığı ile görüşmek için Kudüs’e gidip gelmiyor mu?

Cuma’nın hayrı üzerinize olsun…


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Hüseyin ZAVALSİZ 2017-12-08 07:40:46

Yazarimizin kalemine ve gönlüne sağlık. Kudüs biz müslümanlar için Kutsal bir şehirdir. Türkiye'nin uyarılarına rağmen İsrail in desteklediği Barzani kuzey Irak'ta refanduma gitti, Türkiye'nin ilmi siyasetiyle bu işin üstesinden gelindi. Kudüs konusunda sayın Erdoğan in öncülüğünde ilmi siyasetle bu işin üstesinden gelinecegine inanmaktayım. İnşAllah İslam ülkeleri bir hareket eder Burada Diyanet işleri başkanlığı kendi muhataplariyla iMısır dan Yemen'e Arabistan'a Lubnana İran a iletişime geçmeli bu konularda bürokratlarda etkili olmalı. Tüm İslam Ülkelerinin konsoluslaklari bulundugu Ülkelerdeki Müslümanları biliclendirmeli tek akıl tek vücut olmalıyız.