Antep ve Halep! Aynı coğrafyanın ikiz güzel şehri. Uluslararası canilerin kıskandığı, terör örgütlerinin göz dikip ele geçirmeye çalıştığı iki kutlu kalemiz. Vahşet her yerde kol geziyor. Amaç belli, Türkiye'nin belini kırmak, kolunu bükmek, bize diz çöktürmek. Bu yüzden içerde ve dışarıda şer ittifakı kurulmuş. Hakkâri'de, Mardin'de, Şırnak'ta tükenmek üzere olan teröristler son fırsatları kullanıp tuzak kuruyor. Ve şehadetleriyle yürek yakan imanlı askerlerimiz, yürekli polislerimiz ve sadık korucularımız… Suriye'de terör örgütlerinin tasmasını ellerinde bulunduran süper ülkeler birbirlerini barbarlıkla suçluyor. Hepsi doğru söylüyor. Çünkü tamamı katil. Halkının düşmanı Esed'in barış anlaşmasını bozmasından bu yana Halep'te katledilen masum sivil vatandaşların sayısı 500'e yaklaştı. Küresel terör tam mesai yapıyor, ihanet şebekesi işbaşında.

         Toplumun desteğini tamamen yitiren PKK çılgına dönmüş. Yok olacağını bile bile saldırıyor. “Ne kadar vurur, zarar verirsem kâr” hesabı güdüyor. Doğu ve Güneydoğu Anadolu'yu cehenneme çevirmenin derdinde. Güvenlik güçlerimiz ise bir heyula gibi tepesinde. Satılmışlara nefes aldırmıyor. Ali Boğazı'ndan Hakkâri dağlarına kadar güvenlik güçlerimiz her noktayı kontrolü altında tutuyor. Hainler kaçarken mayınlar kuruyor. Gücünü yitiren, cesaretini kaybeden insanlık yoksulu canilerinin son hırıltıları duyuluyor. Kışa kadar kökleri kuruyacak, bunun farkındalar. Buna yürekten inanıyorum. Allah'ın izniyle halkımızın düşmanı 40 yıllık  terör örgütü, bir başka ihanet şebekesi FETÖ gibi çökertilecek. Sadece dağlarda ovalarda değil, belediyelerde de derdest edilip hak ettikleri cezalara çarptırılacaklar. Kayyım atamalarına karşı çıkan gafiller, varsın ‘hendekçi arkadaşlarıyla' birlikte rüya görmeyi sürdürsün.

         Halep'in üstüne uçaklardan bombalar yağıyor. ABD terör örgütü PYD/YPG'yi desteklerken Rusya da Esed ile birlikte Halep'te kalan halkı bezdirmeye çalışıyor. Bilanço korkunç. Son birkaç gün içinde yüzlerce sivil şehit oldu. Çoluk çocuk… Kadın erkek… Engelli yaşlı… Çarşıya pazara, şehir merkezine bombalar bırakılıyor. Can havliyle koşuşturan insanlar… Enkazdan kanlı bedenleri çıkarılan minik bebekler… Feryat eden analar… Bebeğini kucağına alırken, diğer küçük kızını eliyle aparıp bölgeden kaçan anneler… Bir insanlık dramı! Bu dram yaşanırken aklını, izanını, vicdanını yitirmiş küçük bir güruh Ankara'da çocuk parkının peşine düşmüş. Tek dertleri o. Çocukların oyun mahallini ortadan kaldırınca her şey düzelecek ve Türkiye'de laiklik kurtulacak (!) Bunlar ne biçim insan yahu, bunlar ne tuhaf kişiler. Hiç mi ekranlarda şehitlerimizin çoluk çocuğunu görmüyorlar. Türk bayraklarına sarılı yiğit Mehmetçiklerin cenazelerinde bunları hiç göremiyoruz. Ülkeyi yakıp yıkmaya görevli geziciler, terör örgütlerini kınamıyor bile. Bir artistin cenazesinde gövde gösterisi yapıyorlar sadece. Ne FETÖ'ye tavır koydular, ne PKK'yı tenkit ettiler, ne de DAEŞ karşısında dik durdular. Ne Esed, ne ABD, ne de Rus katillerden hesap sordular. Acımasız bombardıman sürerken, yüzlerce bebek hayata veda ederken onlar çocuk parkında vida söküyordu. Allah akıl versin. Ben bunlardan ümidimi kestim. 15 Temmuz'da şahlanan büyük milletime bel bağladım. Yediden yetmişe dirilen, direnen kahraman halkıma. Gerisi fasarya!

         Halep'te bebekleri katlediyorlar, dünya izliyor. Dün düğünevini basan teröristlere kimsenin ses çıkarmadığı gibi. Türkiye tek başına yedi düvelle mücadele ediyor. BM Genel Sekreteri Ban Ki-mun, Halep'teki cinayetlerden dolayı ‘dehşete düştüğünü' söylüyor. Peki, durum böyle ise o zaman dünyayı ayağa kaldırmak, Esed ve şeriklerine müdahale etmek mecburiyetinde değil misin? Merhamet gösterisinde bulunmak kolay, sahte gözyaşlarını herkes döker. Çare bulabiliyor musunuz? Madem ki koca bir ülkeler örgütüsünüz. Ağlamak, feryat etmek size yakışmaz. Siz zalimlerin, katillerin, soykırımcıların karşısında gücünüzü göstermek zorundasınız. Müdahale edebiliyor musunuz, akan kanları durdurabiliyor musunuz? Hayır, bunu yapamayacaksınız. Ama merak etmeyin, sahne teşkilâtlarınızın da sonu da geliyor inşallah. Dünyanın beşten büyük olduğunu Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan her yerde haykırıyor. Bu haklı efsane slogan, bütün dünyada yankı buluyor. Asya'da, Afrika'da, Avrupa'da, Amerika'da herkes seslendiriyor: “Dünya beşten büyüktür.”

         Aziz şehitlerimiz, Türkiye'nin dört bir yanında milletimin omuzunda şerefleriyle uğurlanıyor. Vatandaşlarımız cengaver evlatlarını cennete uğurluyor. Sizler, kör mağaralarda, kuytu dehlizlerde, hain hendeklerde ve pis lağımlarda yok edilmeye devam edeceksiniz. İhanet şebekeleri temizlenirken ülkeme bahar geliyor. Soykırıma sessiz duranlar utançlarıyla yaşayacak ancak Halep'in Bustan el Kasr, Meşhed, Kellese, Salihiyin ve Firdevs semtlerini yerle bir edenler asla unutulmayacak. Bugün ve gelecekte insanlık önünde her zaman lanetlenecekler.

         Antep ve Halep. Halep ile Antep. Güzel insanların barış içinde yaşamak istediği şehirlerdi. İsimleri bile kafiyeliydi. Zira mübarek ecdadımızın bize emanet bıraktığı şanlı beldelerdi. Bugün hem bu şehirlerimizi hem de çevredeki illeri cehenneme çevirmek isteyenlerle büyük bir mücadele yaşanıyor. Antep geçmişte sömürgecileri, işgalcileri püskürtmüş ve ‘gazi' unvanını almıştı. Sıra şimdi Halep'te. O da kirli ve hain küresel kuşatmayı kaldıracak inşallah ve gazi olacak. İki güzel, iki kutlu şehrimizdir Antep ve Halep. Gaziantep, Gazihalep…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.