Türkiye’de siyaset kadar sivil-asker ilişkisi etrafındaki söylem de ilginç bir hal almaya başladı. Yaklaşan 24 Haziran seçimleri; siyasi dengeleri, ideolojik angajmanları, söylem biçimlerini, politik tutum ve davranışları şimdiden değiştiriyor. Yeni ilişkiler kuruldu; ‘artık bu kadar da olmaz’ dediklerimiz, gözlerimizin önünde bir bir oluverdi. Bu ülkenin siyasi tarihi boyunca neredeyse birbiri ile kanlı bıçaklı olanlar, aynı çatının altında buluşmaya ve siyaset yapmaya başladılar, tabi kıvırabildikleri ölçüde.

Tüm bu garipliklerin arkasında, aslında, açık veya gizli iktidarını kaybedenlerin Erdoğan nefreti yatıyor. Öyle ki, Erdoğan düşmanlığı, dört benzemezleri ideolojik körlükten bile kurtarıverdi. Yılların Milli Görüşçüsü Temel Karamollaoğlu’nun muhafazakâr dünyanın değerlerine karşı katı laik birisi olan Muharrem ince ile buluşması; hızlı ülkücü Meral Akşener’in terör örgütü PKK’ya sırtını dayanan Selahattin Demirtaş’a güzellemeler yapması hep bu nefretin çocukları... Dahası, bu öyle bir nefret ki, sonunda PKK’ya karşı aslanca mücadele eden Metin Temel Paşa’nın apoletlerini sökmeye kadar vardı. CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce, paşanın apoletlerini sökecekmiş. Peh peh peh…

Yalandan efelenmenin anlamı…

Şunu sıklıkla söylüyorum son dönemde; 24 Haziran seçimleri sonrasında hayata geçecek olan Cumhurbaşkanlığı sistemi daha şimdiden zihinlerdeki kalıp yargıları değiştirmeye ve dönüştürmeye başladı. Bakınız, yıllarca askerin siyaset üzerindeki vesayetini savunanlar, demokratik değerleri hatırlayıverdiler bir anda. Söylem düzeyinde olsa bile, yıllarca Ordu’nun gölgesinde siyaset yaparak iktidar yolu gözleyen CHP bile değişmeye başladı. Çünkü bu ülkede CHP’nin iktidar olmasının yolu; ordunun tanklarını yürütmesi, askerin dipçiğinin ucunu millete göstermesi ile mümkündü. Ancak ne hikmetse, İnce, son dönemde askere karşı bir efelenmeye başladı. Tam seyirlik… Bu efelenmenin siyasal anlamı nedir? İnce, hangi orduyu veya kimin askerini destekliyor? İnce’nin asıl maksadı ne?

Nedir İnce’nin derdi?

Aslında ne CHP ve ne de Muharrem İnce, Ordu’nun sivil siyasetinin denetimine girmesi ilgileniyor. Onların arzu ettiği; kendilerini iktidara taşıyan veya taşıma imkanı olan bir ordudur. Çünkü askeri vesayetin bittiği, Ordu’nun sivil siyasetin gözetiminde ve denetiminde olduğu bir zamanda CHP’nin iktidar olması zordur. Yanı sıra, İnce’nin derdi, ordu’nun millileşmesi veya demokratik bir zemine çekilmesi ya da etkisini ve gücünü artırması da değildir. CHP’nin ve İnce’nin ayarlarını bozan, Ordu’nun sivil siyasetin denetimine girmesidir. Kimse umutlanmasın, derin analizler kasmasın, kafa ütülemesin… “Apoletlerini sökeceğim” söyleminin arkasında ne CHP’nin zihinsel dönüşümü ne de sivil-asker ilişkisinde yeni bir paradigma yatmaktadır. Olsa olsa kendisini iktidara taşıyan asıl partnerini kaybetmiş olmanın derin acısıdır bu. Bundan sonra İnce’nin yapması gereken, Askerin apoletlerine değil, siyasetin semalarındaki yıldızlara bakmak olmalıdır. Kendi yıldızını ancak böyle parlatabilir siyasetin semasında. Bizden söylemesi…  

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.