Dünyanın beceriksiz jandarması ABD, kendi yörüngesinde yürümeyen ülkelerle ve liderleriyle aptalca bir hesaplaşma içerisine girmiş durumda. Türkiye ve Venezuela bu ülkeler listesinde başı çeken ülkeler arasında.

ABD, 15 Temmuz’da Türkiye’ye ve Erdoğan’a Fetullahçı çete üzerinden diz çöktürmeye çalıştı, beceremedi. Darbe gecesi Büyükada’ya gönderdiği servis şefi ve içerdeki Fetullahçı kuklaları işi ellerine yüzlerine bulaştırdılar.  Şimdi Venezuela lideri Maduro ile hesaplaşma içerisindeler. Erdoğan’ı deviremeyip ellerine yüzlerine bulaştırdıkları başarısız darbe girişiminden sonra başka hedef ülkelere operasyon çekmeye çalışıyorlar. Maduro ve Erdoğan ne ilk olacak, ne de son. ABD kendi ekseninde yürümeyen, süper güce koşulsuz itaat etmeyen her ülke ve liderini etkisizleştirmek, tasfiye etmek isteyecek. Ancak şunun farkında olmadıkları gün gibi ortada ki, ABD uluslararası jandarmalık misyonunu epeydir kaybetmiş durumda. Her girişim, her plan ellerinde patlıyor, kurdukları tezgahlar bir bir kafalarına devriliyor. İstihbaratta başarısızlar, askeri operasyonlarda başarısızlar, uluslararası yaptırımlarda başarısızlar. İran’a ambargo koydular ne oldu? Türkiye’de darbe girişiminde bulundular, ne oldu? Maduro’ya suikast girişiminde bulundular, ne oldu? Rahip görünümlü ajan Brunson gibi beceriksiz ajanları bizzat CIA’den fırça yediler, işi ellerine yüzlerine bulaştırdıkları için…. Eski ABD özel kuvvetler mensubu, sonrasında CİA ajanı ve papaz Brunson Fetullahçı çeteyle yürüttüğü gizli işlerde deşifre olunca ABD geri dönmesini istemiş, istemiş ama iş işten çoktan geçmiş vaziyette. Brunson ne kadar konuşturulabildi bilmiyoruz ancak eteğindeki taşları dökerse PKK-FETÖ ve CIA bağlantılarına dair epey bilgi ortalık yere saçılıverecek. ABD şunun farkında değil: Dünya eski dünya değil, kurulu düzene itiraz eden ve çerçeve dışına taşan siyasi liderler, devletler ve ülkeler var. Emperyalizmin sürdürülebilirliği artık mümkün değil. ABD bu yüzden patinaja girmiş vaziyette. Türkiye ve Venezuela gibi ülkeler dik duruşlarından taviz vermezlerse ABD kabadayılığı daha fazla sorgulanır hale gelecek ve sütre gerisinde dünya sistemini yönetenler bir kez daha geri adım atmak zorunda kalacaklardır. Unutulmamalıdır ki ABD Başkanı, hırslı Evanjelistler, rahip görünümlü ajanlar ve hangi dinden olursa olsun FETÖ gibi din bezirganları bu sütre gerisinde duranların uşakları, köpekleridir. Bu uşaklar konuştukça aydınlanmayan karanlık noktalar daha da açığa kavuşmuş olacaktır.

***

Ordu’nun Güzellikleri

Geçtiğimiz haftalarda Ordu’daydım. Ordu bambaşka bir yer olmuş. Pek çok köyün yolu yapılmış, ulaşım kolaylaşmış. Çeşitli turistik ve kültürel tesisler açılmış, şehrin yüzüne kan gelmiş. Oteller, kültür merkezleri ve tiyatrolar… Prestij caddeleri, ışıklandırmalar, sahil düzenlemeleri… Durugöl tarafında ayrı bir Ordu kurulmuş ki görülmeye değer. Bu gidişte Ordu’nun Ünye, Aybastı, Gürgentepe, Kabadüz gibi ilçelerini, Çambaşı Yaylası’nı, Bayadı köyünü, Bolaman’ı tekrar gezme ve görme imkanım oldu. Sadece Ordu merkez değil özellikle yükseklerdeki ilçelerde de bir canlılık, bir hareketlilik var. Çambaşı Yaylası’ndaki kayak merkezi, beş yıldızlı otel projesi turizm için büyük fırsatlar vadediyor. Gürgentepe ayrı bir gelişme trendi içerisinde. Aybastı ise Perşembe yaylasından dolayı farklı bir noktaya doğru koşuyor. Tanıtım ve pazarlama iyi yapılır, özellikle yayla turizmine dönük iç ve dış etkinlikler artırılırsa bölge daha da zenginleşir. Bu ziyaret dolayısıyla çeşitli sanat ve meslek erbabıyla da görüşme fırsatımız oldu. Yalnız üzücü olan şu ki, bazı sanatlar yeni usta yetişmediği için kaybolmak üzere. Mesela Aybastı Toygar Köyü’nde Koç ve Manda boynuzundan doğal tarak yapılıyor. Perakende satış fiyatı aşağı yukarı 50 TL. Çok kıymetli bir malzeme. Doğal, saça zararı yok, kepeklenmeyi önlüyor ve saçta elektriklenme yapmıyor. Şimdi bu işi yapan tek bir usta var orada: Temel İbiş. Temel usta da sanatı babasından-dedesinden devralmış. Temel Usta işi öğretecek adam bulamadığından yakınıyor ve şunu teklif ediyor: Eğer Aybastı Belediyesi ya da Kaymakamlığı, ya da Ordu Büyükşehir bu mesleği öğretmek üzere bir kurs açarsa ben seve seve burada hocalık eder, sanatı öğretirim diyor. Özellikle gençlerin bu işe sahip çıkmasını istiyor. Aybastı gibi bir yerde bu sanatı ciddi şekilde icra edecek kişinin ayda 3 bin TL gibi bir parayı rahat kazanacağını ifade ediyor. Belediyelerin bu tip gelir getirici el sanatlarına ve ustalarına sahip çıkmalarını bekliyoruz. Öte yandan Perşembe ilçesinde ziyaret ettiğimiz Vonalı Celal Usta’nın 150 çeşide ulaşan turşularını anmadan geçmek olmaz. 125 tanesini noterden tasdik ettirmiş Celal Usta. Aklınıza gelebilecek her bitki ve meyveden özel turşular yapıyor. Tuz yok asit yok, her şey doğal yolla elde ediliyor. Çaka tüneline yakın mekanında turşu severleri bekliyor Celal Usta.

Ordu Klarnet Üretim Üssü Olabilir

Ünye’de, Edirne’den gelen kamışlardan süpürge yapan Sahil Köy, Klarnet Ustası rahmetli Ahmet Özdemir’in oğlu ve torunları tarafından ayakta tutulan Bayadı Köyündeki atölye Ordu gezimizdeki diğer uğrak mekanlarımızdı. Ahmet Özdemir usta ABD’ye bile klarnet yollayan, Türkiye’de tanınmış pek çok klarnet sanatçısına klarnet veren çok değerli bir ustaydı. Şimdi yerini torunları Eren ve Efe doldurmaya çalışıyorlar. Babaları Abdullah Özdemir ise bir bağlama üstadı. Orhan Gencebay, Tuğrul Şan gibi pek çok isimle sanat paylaşımında bulunmuş bir isim. Sağ olsunlar bizleri çok güzel ağırladılar. Ahmet Usta’nın büyük torunu Eren çok gayretli ve girişimci bir ruha sahip. El yapımı klarnet geleneğini dedesinden devralmış ve yaşatıyor. İşin seri üretim kısmıyla ilgili de çalışmaları var. Fransa’dan çuvalla Euro ödenerek satın alınan klarnetler yerine Türk imalatı klarnetleri üretip iç piyasada ilgililerine sunmayı arzu ediyor. Özellikle KOSGEB’ten bu anlamda destek bekliyor. Türkiye her yıl Fransa’ya eğitim amaçlı seri üretim klarnetler için dünyanın parasını ödüyor. Yazık günah. Neden paramız dışarı çıksın? Eren Özdemir gibi girişimcilere devlet olarak sahip çıkılması gerekiyor. Mesela bu anlamda Ordu neden bir klarnet üretim merkezi haline gelmesin? Çok da güzel olur.

***

100 Siyaset ve Ahlak Klasiği

Esenler Belediyesi ile İbn-i Haldun Üniversitesi ortak bir projeye imza attılar geçenlerde. 100 Adet Siyaset ve Ahlak konulu klasik kitap tercüme edilerek eğitim hayatının hizmetine sunulacak. Tevfik Göksu başkanı ve Recep Şentürk hocayı, ayrıca projede emeği geçen herkesi tebrik etmek lazım. Büyük iş doğrusu. Bağcılar Belediyesi de -her ne kadar henüz elimize geçemediyse de- Mehmet Akif ve arkadaşlarının uzun bir dönem çıkardığı Sebilürreşad ve Sırat-ı Müstakim’i yayın hayatına tekrar kazandırmışlardı. Lokman Çağrıcı başkanı da tebrik etmek lazım. Pek çok yazara yolladılar ama şahsımıza bir takımı çok gördüler. Bir takım da bize yollarlarsa mutluluğumuz daha da artacak. Şimdi esas mesele şu: Siyaset ve ahlak dendiğinde işin teorik kısmında iyi olduğumuz anlaşılıyor. Peki uygulama? Uygulamada ne durumdayız? Bir de şu soruyu ekleyelim: Teorik olarak yaptığımız çalışmaların pratikte netice vermesi için ne yapmamız gerekiyor? Kamu ahlakının neredeyse çöktüğü bir ülkede yayınlanan bu kitapları kimlere okutmamız lazım ki özellikle kamu etiği konusunda birkaç gömlek yukarıya çıkalım? Çok zor bir soru sorduk değil mi? Hadi çıkın işinden çıkabilirseniz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner623

banner624