Daha önce defalarca yazdım. 1866'da Beyrut'taki Amerikan Okulunun açılış konuşmasında Okul Müdürü misyoner Daniel Bliss şöyle demişti;

Dostlarım, bugün tarih yazıyoruz. Bu okul bir dünya kuracaktır. Paul’un meşhur deyimiyle ‘ben tohumları attım, Apostol, suladı, biz de burda mahsul alacağız.” Apostol, Hz İsa'nın havarilerinden biridir.

İşte şimdi Daniel Bliss'ler,  kafalarındaki o dünyayı kurdular, mahsulü alıyorlar.

Bu gazeteler o okulların mahsulleri. Aynen bizde olduğu gibi.

Değişik Arap ülkelerine gittim. Arap sokağı tamamen bizim yanımızda. Bir caddeden geçerken Türk olduğunuzu anlayan Arap esnaf, eliyle zafer işareti yaparak,  "Türkiye, Erdoğan, Maşallah!” diye sesleniyorlar.

Arap medyasını yemiyorlar!

Müslümanların işi zor, önce, içimizdeki Haçlıları tepelememiz, Daniel Bliss’ lerin attıkları o tohumları mahsul olmadan biçmemiz gerekiyor.

***

Afrin’ in kışı bize vız gelir!

I. Viyana kuşatması kış girerken başlamıştı.

Viyana tamamen ormanlarla çevrilidir.

II. Viyana kuşatmasında karargah olarak kullandığımız Kahlenberg tepesine çıkarken, ordumuzun o yoğun ormanın içinden nasıl ilerlediğine şaşar kalırsınız. Azimlerine, metanetlerine, cesaretlerine, parmak ısırırsınız.

İşte bu orman denizindeki Viyana, I. kez kuşatıldığında, baskın yememek için askerlerimiz 1 ay at sırtından inmediler, yoğun kar yağışı altında at sırtında uyudular.

Onun için Afrin bize vız gelir!

***

Kut-ül Amara

Kut-ül Amara'da bize esir düşen İngiliz askerlerinden Harold Armstrong “Hatıratını" 1925 yılında yayınladı.

Harold Armstrong Türklere esir düşüp, Anadolu’ya doğru yürütülerek getirilirken, geçtikleri Arap köylerinde Arapların, İngiliz esirlere taş yağdırdıklarını söyler. Türk askerlerinin çok alçak gönüllü olduklarını, yemeklerini kendileriyle paylaştıklarını, toprağa uzanıp yattıklarını, başlarını, toprağa uzattıkları kollarının üzerine koyarak uyuduklarını hayretle anlatır.

Araplar, Türkleri “arkadan vursalar İngiliz esirlere, Harold Armstrong’lara niçin taş yağdırsınlar? Türk askerine taş yağdırırlar.

Bizi arkadan Araplar değil, o zamanın "Arap PKK sı" “Şerif Hüseyin Çetesi” vurdu.

İngilizler, Arap teb'amızı ve Arap coğrafyasını elimizden almakla kalmayıp, dezenformasyonla Arapları bize, bizi Araplara düşman etmeyi başardılar.

Araplara; "Türkler, sizi 5 asır sömürdü", bize de "Araplar sizi arkadan vurdu" dediler.

Türk ve Arap zıtlaşması kimin işine yaradı?

Türkler ya da Araplara bir faydası oldu mu?

***

Emperyalistler, kalplerimizi de parçaladılar!

Mareşal Fevzi Çakmak’ın ölümü münasebetiyle Suriye ve Irak radyolarında müzik yayınının durdurulmasına rağmen Ankara ve İstanbul radyolarında müzik yayınının devam etmesi, vatandaşlar arasında teessür uyandırmıştır. Üniversiteli gençler radyo önünde protesto nümayişi yapmışlardır. (Cumhuriyet Gazetesi 11 Nisan 1950, s.1)

Bu olay yaşandığında Irak ve Suriye, Türkiye'den koparılalı henüz 27 yıl olmuştu. Kendilerini o kadar Türkiye'den hissediyorlar ki efsanevi Genel Kurmay Başkanımız ölünce yas ilan ettiler.

Irak ve Suriye, Antep ve Urfa kadar Türkiye'nin parçasıdır.

Bu olay "Suriyeliler neden bize geliyorlar"ın cevabıdır.

Ne yazık ki, emperyalistler coğrafyamızı parçaladıkları kadar, kalplerimizi de parçaladılar.

***

Deniz Yücel

Deniz Yücel Almanlar için o kadar kıymetli ki, 2 senedir yırtınıyorlar. Başbakan Merkel, Dışişleri Bakanı Gabriel salya sümük yalvarıyorlar.

Demek ki bizimkiler tam 12’den vurmuşlar!

Ey Almanlar!

Dazlaklarınız Türk dönercileri diri diri, cayır cayır yakarken eliniz böğrünüzde seyrettiniz, hiç insancıllığınız tutmadı, gıkınız çıkmadı da, Deniz'e neden pek ağlıyorsunuz?

Demek ki; Deniz sizden!

Dönerciler gibi bizden olsa ağlamazdınız!

Deniz Yücel serbest bırakılınca "Neden tutuklandığımı da, neden serbest bırakıldığımı da anlayamadım" demiş.

Tam profesyonel eleman sözleri!

Deniz, profesyonel olduğunu daha nasıl anlatsın!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.