Kendimi ve kendimdeki dünyayı tanımaya başladığımdan bu yana, küçük şehirler daima anlam yüklü gelmiştir bana. Bilhassa kıyıda köşede kalan yerler, her hâlleriyle içinde devasa gizler taşıdıklarını haykırır gibidir. Büyük illerin taşlarla yükselen debdebesine inat, hâlen Anadolu bakar, Anadolu kokar, bir kalbi tarihin izleriyle karşılar çünkü onlar…

1992 tarihinde Kars’tan ayrılarak Türkiye’nin 75. İli olan Ardahan’da; Ardahan Valiliği, Ardahan Belediyesi ve Ardahan Üniversitesi işbirliği ile “Kafkaslar’dan Anadolu’ya Şiir, Şair ve Âşık Günleri”nin ilki düzenlendi.

20 Ekim sabahında İstiklal Marşı ve saygı duruşunun ardından, Ardahan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Biber’in, Belediye Başkanı Faruk Köksoy ve Ardahan Valisi Mehmet Emin Bilmez’in açılış konuşmalarını yaptıkları program, Mehmet Yaşar Genç sunuculuğunda Zülküf Sümbül ve Derya Erkut’un resimleri ile katılımcısına “merhaba” dedi. Öğle yemeğinin ardından slayt gösterimi ile beraber Prof. Dr. Mehmet Biber ve Yasin Mortaş’ın“Fotoğraflarla Anadolu Sevgisi” ve Doç. Dr. Semra Çevik’in “Denize Düşen Renkler” isimli fotoğraf slayt gösterimi paylaşıldı.

14.30’da başlayan panelin konusu “Aşk ve Şiir” idi. Oturum başkanlığını T.Y.B. Başkanı Prof. Dr. Musa Kazım Arıcan’ın yaptığı panelde katılımcılar aşk mirasına farklı açılardan yaklaştılar. Türk şiirinin özel bir yere sahip olduğunun altını çizen Arıcan, İbn-i Sina’ya değinirken, Fethi Gemuhluoğlu’nun burs vermek istediği talebelere âşık olup olmadıklarını sorduğu, “hayır” cevabı duyunca da burs vermediği bilgisini paylaştı. Bir şiiriyle katılımcıyı selamlayan Yusuf Dursun “aşk nedir?” sorusunu yöneltti salona. Aşkı, Fuzuli’nin, Yunus’un, Mevlana’nın, Karakoç’un, Cemal Safi’nin mısralarıyla izah ederken Peygamber Efendimiz’in hayatından kesitler sundu…“Aşkın huyu nasıldır, Aşkın gönlü var mıdır, kaç hâli vardır aşkın?”gibi derin sorularla dinleyeni düşünmeye sevk eden şair, aşkın kendisi için eşi olduğunu arz etti ve 45 senelik evliliğinden bahsetti. Cumali ÜnaldıHasannebioğlu“aşk mı şiir demek, şiir mi aşk?” sorusuna bir cevap ararken, bir şiir kitabının 1000 adet bastığı ve bunun yüz yılda bitirilemediği bir Türkiye’yi konuştuklarını söyledi. Osmanlı’daki şiir ve şairlere değinirken, devlet büyüklerimizin şiire olan duyarlılığından hatıralarla söz etti. (Nabi Avcı, Numan Kurtulmuş) Mahmut Bıyıklı ise modern şiirin, bizi sarmayan, kucaklamayan yanları ile sarsıldığımıza ve Mevlana’yı, Yunus’u okurken huzur bulduğumuza dikkat çekti ve ekledi“çünkü onlar hikmet sahibiydi”. Bıyıklı, Seyrani’yi tanıma hikâyesini anlatarak, ince vurgularla âşıklık kültüründen bahsetti. İsa KocakaplanÂşıkpaşa ve Garipname’nin piramidi andırdığını ifade ederken,Garipname isimli eserde geçen “Aşkın Sekiz Hâli üzerinde durdu:1) Aşk yüksek ve şerefli kılınmıştır. 2) Aşkın mum hâli(sararmışlık, uykusuzluk) 3) Âşığın inlemesi(sevgilinin yüzü mütemadiyen gözü önündedir) 4) Âşıktan utanma hâlinin alınması ve toplumun genel geçer kurallarına aldırılmaması(Bana ta'n eyleyen gâfil/ seni görgeç utanmaz mı?) 5) Aşığın dile düşme hâli(Leylâ ile Mecnun) 6) Aşkın kişiyi mal ve mülk sevgisinden uzaklaştırması(Canını ve mülkünü feda eden gerçek sevgiyle…) 7) Doğduğunda garip olan âşığın giderken de garip olması. (Hz. Muhammet doğduğu yerde de garipti, gittiği, hicret ettiği diyarda da) 8) Son hâldir ki fenafillah mertebesi. (Âşık sonum ne olacak diye düşünmez, kendini unutup sevgilide yok olur…)  Dede Korkut’un kimliğinden, bulunduğu çağ ve yerlerden bahseden Hakkı Hakan Kadıoğlu ise “aşk var mı; peki aşkın cinsiyeti var mı?” sorusuyla başladı konuşmasına. Bizi güçlendirenin yediklerimiz değil, hazmettiklerimiz olduğunu söyledi.

Akşam yemeğinin ardından katılımcılar yurtlarda kalan kız ve erkek talebelerle buluşup sohbet ettiler.

21 Ekim Cumartesi 10-12 arasında Hoca Ahmet Yesevi Konferans Salonu’nda yazarlar, kitaplarını imzalayarak öğrencilerle hasbihalde bulundular. 13.30’da başlayan şiir programının sunuculuğunu Mehmet Yaşar Genç üstlenirken, açılış konuşmasını mütevazı duruşu ve samimi üslubu ile Ardahan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Biber yaptı. “Fuzuli’nin Su Kasidesi’ni, Sezai Karakoç’un Monarozası’nı, ve dahi İstiklal Marşımızı ezbere bilen bir topluma ihtiyaç duyulduğunu” vurgulayan Biber, kültür ve sanata desteklerinin süreceklerini ifade etti. Davud Süleyman, Mustafa Alhamadani, Tayyip Atmaca, Yalçın Bayar, Yaşar Bayar, İsmail Bingöl, Yusuf Dursun, Ahmet Efe, Recep Garip, Mehmet Yaşar Genç, Cumali ÜnaldıHasannebioğlu, Refik Hümmet, Hanefi İspirli, Hakan Hadi Kadıoğlu, Taner Karataş, RövşenKüliyev, Yasin Mortaş, Ali Şeyh Özdemir, Talat Ülker’in şiirlerini seslendirdiği etkinliğin ardından akşam, Âşıklar Programı ve atışması gerçekleşti… Aşık Faruk Erdoğan, Aşık Mehmet Oktay, Aşık Yavuz Timur, Aşık Dursun Doğan, Aşık Erol Coşkunoğlu ve Aşık İlyas Çömberli sazları ve sözleri ile geceye hoş bir seda bıraktılar. Fatma Gülşen Koçak, İstanbul’dan programa iştirak eden ve öğrenciler üzerinde güzel izler bırakanlar arasındaydı…

22 Ekim sabahında Ahıska Gezisi ve şehir turu gerçekleştirildi…

Ardahan samimi ve sıcak insanları, mütevazı ve güler yüzlü öğrencileri, “umudun habercisi”güzelliği ile gönüllerde derin bir iz bıraktı…


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.